23 Ocak 1971

MEVLÂNA’yım!

1 Gelenlere soranlara, gönülden inananlara söylemek vazifem. 

2 (İmanın, evvela kalp temizliği olup olmadığı hakkında bizi aydınlatır mısınız?) Gönül pak olmayan kulun, imanı hak olmaz. İman, gönlün yıkanmış şeklidir. Günün konusu, kula kanı olsun diye verdim. Suyun akması nedir? Berrak akması için ne gereklidir? Yatağın temiz olması. İman, su; yatağı, gönül. Olsun da gönlüm temiz, ibadetim yumağıma borç kalsın. Bu muydu sorulan, her fırsatta denilen?

3 (‘Ben ALLAH’ım.’ demenin gerçek anlamı nedir, HALLACI MANSUR gibi?) Bilirse de yumağına mal etmez. Açık. Ben neyim? ALLAH’ımın NURU değil miyim, O'ndan bir parça değil miyim? ‘Ben O'ndanım.’ dersem, yalan mı söylemiş olurum? Dünyada olanın bedeni mi mani? Geldik nereden, döndük nereye? Geldiğimiz yerden, NUR olarak geldik, bedene girdik; dönüşte bedeni bıraktık, NUR olarak döndük. Demek ki NUR’u bedene hapsettik. Elbet hapseden biz değil! İşte ince bir nokta. Bedene hapsettiğin, seni vardırmaz. Anlaşılmadı. NUR’u bedene aldın, varlığını bildin mi? Bilirsin, ne ile? YARATAN’ı, yaratılanı seversin; işte o zaman, verilen NUR’u görmüş olursun. Sevdiğin müddetçe kullanmış olursun. YARATAN’ı bilmezsen, yaratılanı sevmezsen; NUR’unu, bedene hapsetmiş olursun, o zaman “ben ALLAH’ım” diyene şaşar kalırsın.

4 (İçki haram mıdır, haramsa kimler için haramdır?) OSMAN’dan söz aldım, HAZRETİ OMAR’a danıştım, HACI BEKTAŞ VELİ HAZRETLERİ’nden sordum. Dolaştım, hepsinden danıştım.

5 (Siz fani iken içtiniz mi?) Ben günümde içtim. Niyetimi açayım, danıştığımı seçeyim. Denir ki, ‘Yasaktan kaçının.’ ALLAH’ım; kimseden kimsenin hakkı sorulmadıkça, kimse kimsenin nasibine el sürmedikçe, kimse kimsenin nafakasını almadıkça yasak neden. ‘Nafaka.’ dedim. Yalnız yiyecekten değil. Huzurunu bozdun mu, kuluna söz ettin mi; kaçın. Unutulmasın, sohbet yol göstericidir. Sohbet ile kurulan sofra, huzura yol açar. Yolumuz, aşırı olanlardan kaçar. Her şeyi güzel, yerinde dedim. Sedef rahle baş odada, hamam tokmağı hamamda. Ne o burada ne bu orada olmaz.

6 Aymayı bilenlerle, bahçeye girenlerle beraberiz. Nehirden indik, deryaya vardık, gönül bahçelerinden gülleri derdik, sepet-sepet dağıttık. Kullara el verdik, el-ele verdik, sevgiyi kurduk. Aşmayı dilediğimiz duvarı çoktan aştık, hepinizin gönüllerini gönülle bulduk.

7 Yaprakla bezendi dallar, petekler dolu ballar. Yediğimiz elmalar, tadına verenin adını bağlar. Anlamak size düşer. Balın tadını, gülün rengini, kulun dengini kim verir? (‘ALLAH’ım.’ denilir) Elbet! Kula yemek düşer. Ne sorulur, yenilir mi, içilir mi? Saate bakılmasın, vaktimiz ölçülmesin. Gidiş, dönüştür. Layık olan gelir, meclisimizde bulunur. Kızmak haddimiz değil. ALLAH’ımın EMRİ’ne amadeyiz. 

8 Yolumuz buluşur, derdi ile halleşir, gönülde soranın deyişine uyulur. Ateşten gömlek giymez, buzu bedene sarmaz; dediğimi bilir, sorusunu alır. Asmanın budanması neden? Verimi bol olsun diye. Budanmazsa dalı uzar, meyvesi kıt olur. Çeşmeden su alırsın, destini doldurursun. İçmesi nasipse, içebilirsin. Ya devirirsen, ya kırarsan. İçmeyi bulamazsın.

9 Çiviyi çakalım, duvara takalım, oymayı seçelim. Duvar, çakmakla yıkılmaz, sıvası dökülür. Dökülen sıva olsun, çivi gönüle çakılmasın. Çıksa da kurtarmaz, yarası geçmez. Mümin kul, gönül yarasını elle örter, gül ile örter. Ne var ki, ALLAH’ım her şeyi görür. Çiviyi çakanı, şüphesiz cezalandırır. Duvarı yık, amma gönüle çivi çakma; akıla kini takma. Senin kininin sana zararı olur. Sevdiğim kadar sevildim. Sevdiğin kadar sevilirsin, ölçü budur! Alış-veriş değil, ALLAH’ım öyle nasip kılar. Sevenin sevilmesi, ALLAH’ımın EMRİ’dir. Sevmek karşılıklı değil. Kuldan karşılık bulmazsan üzülme, kul seni sevmezse yakınma. Kuş sever, kedi sever, kuzu sever; onlarla gönül avunur. Manası açık; sen karşılık beklemeden sev, karşılığından mahrum kalmazsın.

10 Namerde kul olma, kula köle durma. Kul, ALLAH’ımın kuluna eziyet veremez. Yanlış anlaşılmasın, ‘ALLAH’ımın kulu.’ dedim. ‘ALLAH’ımın kulu.’ derken; ‘Yarattığı.’ demedim, ona kulluk edeni söyledim. Nöbetçi nöbet tutar; kulun kulu olduğu için değil, vazifesini yapar. Kapısını kapayan kul, yuvasının sultanı olur. Memleket sultanı da, yuvasının sultanı da; benlik kaygusuna düştüğü anda eşittir. Kimin kimin sultanı olduğu bilinmez, kimin kime hizmet ettiği çözülmez. Sultanın vazifesi nedir? Halka hizmet edenin nasıl kulu olursun? Çözülmez. Kul bir kula hizmetten kaçınmaz. ‘Razıyım kulluk edeyim, yerlerde sürüneyim; ALLAH’ıma varmak için.’ Ne var ki ALLAH’ım; kulunu sevmek için sürünsün dilemez, mahrumiyetine yol vermez. ‘ALLAH’ım SANA varayım diye dünyayı sildim.’ diyen yanılır. Çünkü dünyayı silmekle değil, sevmekle ALLAH’ıma varılır. 

11 Gördüm çağırdım, gezdim bekledim, geleni gözledim. ALLAH’ım cümleden RAZI olsun, dualar yerini bulsun. Bulacağından şüpheniz olmasın. Suyumuz çağlasın, gönülü dağlasın, birbirine bağlasın. Yazımız yazılır, okunur-okunur. Niyetimiz sebepten dışarı değil, tez olur. Gezimiz güne kalır. Olaylar kolay, verilenler kalay. Değeri ne kalayda ne kurşunda, bakırın kendisinde. Manası açık, bakırı güzel olanın kalayı iyi tutar. Bakırın hallenmişi mi, yıllanmışı mı güzeldir? Hallenmişi, ellenmişi. Uymazsa yoluna, girme koluna. Sen onu çekersen, o seni çekerse yolunuz karışır. Ozanın dediği şiirdir, şiirde döktüğü bakırdır. Diye-diye döver, dövdükçe yola koyar. Hepimiz mümin kuluz, yolumuzda yolcuyuz. El elden yürürüz, çağıranı görürüz. Hepinizi görürüm, cümlenize söylerim. Senin senden gizlin yok, senin benden. Yolun alınır, dilendikçe bulunur, sebep neden sorulur? Gömleğin bedene dar geldiyse, parçayı ekle. Deme ki ‘Bekle.’ Bolun çaresi kolaysa, darın üzüntüsü edilmesin. Parça eklersin, günü gelir beklersin.

12 Nalın giydim sırmalı, etek beli sarmalı, kısa yolda durmalı. Dert değil, açmayı bilenleyim, gönülden soranlayım. Ateşten geçtik, geceyi açtık, sabaha yaklaştık. Ne geceden eser kalır, ne geçenden beter olur. Güneş doğar, gül açar.

13 Kulun yolu ne olsa, kulun gönlü ne dese beraberiz. Ne var ki huzur vermeyecek söz bizden çıkmaz, teselli olmayacak yolda edilmez.

14 ALLAH a ısmarladık. Hepinizin gönlü gönlüme eşit.

(Resim verilir: HAZRETİ ADEM ve EŞİ, HAZRETİ ALİ ve EŞİ)

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH