|
24 Ocak 1971 MEVLÂNA’yım! 2 Sebze bahçesi sulansın ister, sebzenin kökü kazınsın ister. Toprağı kazılırsa, gübreyle beslenirse; verimi hem kuvvetli, hem bol olur. Yerden yerinden değil, bakımındandır. 3 İşten açılmaz, düşten geçilmez. Sergi kurulur satış yapılır, kazancı yenilir. Asi olanı, yaprağa söz edeni; meyvasını alsa, buruk der, olmuşunu yese, çürük der, masayı bulsa, kırık der. Derim, kuldan kula fark vardır. Kul vardır, gül bahçesine girer, dikeni bahane eder; kul vardır, tarladaki dikenli otların yeşilliğine vurulur. Sunduğum güne kadar; sevmeyi öğretmek, hatayı örtmek. Kul kulun hatasına bakarsa, hataya kendi düşer. Kul kula hizmet etmek için gelmez. Her kulun ettiği kendine. ALLAH ADI’nı ananla, kulun kulu sevenle, ‘Haram.’ deyip kaçanla; hep bir olalım, yönümüzde dönelim. Seferden dönenle sohbet hoş olur. 4 Geçmiş yoldan sormayın, kapı açıp bakmayın. Geçmişe örtülen kapı, geleceğin selametini sağlar. ‘Olsun da göreyim, doğruyu çözeyim.’ demeyin. Falı söylemeye değil, yol vermeye geldim. Sorana söylesem de; yoldan bakarız, bir göz atarız. Yolumuz dileyenin, ‘Mümin miyim?’ diyenin. Gerçeği bulmak, kulun özlemidir. Ne var ki, gerçeğin nerede başlayıp nerede bittiği malum değildir. Onun için, verilenin-derilenin ALLAH’ımdan olduğu bilindiği müddetçe; çözümden uzak kalırsın, öylece huzuru bulursun. Yumağına verilen, kaderinde görülen; ‘En iyisidir.’ de, hakkına razı ol. 5 Şekilden aldığını ölçüye vuramazsın, çizginin altından da üstünden de geçemezsin. VEREN’den şüphe eden, şüphesinde yanılmaz. Denmesin ‘Düşenin dostu olmaz.’ Düşenin de, kalkanın da; TEK DOST’u ALLAH. ALLAH’ım, kulu destek bilenin, kuldan nasip bekleyenin, dayanmayı bilmeyenin dersini verir. Kuldan kula yama olmaz, deniz yolu beton tutmaz, kum yolundan deniz geçmez, dağ yolunda çöl olmaz, çöle kar inmez, dikensiz gül olmaz, yaprak meydan vermez, ağaç dalsız olmaz ne var ki kimi ağaç yapraksız kalmaz. Yerden gelen yere düşer, NUR’dan gelen NUR’a varır. Oldukça, vardıkça, bildikçe, gördükçe güzelliğe erersin. Seversen sevilirsin, yolunu öyle bulursun. Beklemeden seversen olmaya yön verirsin. ALLAH’ımın emaneti, cümlenin selameti. Derse ki, ‘İçtim, kendimden geçtim.’, sen de geç onu. Çünkü içen, kendinden geçen; geçtiğini bilmez, ‘Yetsin artık.’ demez. ‘Yetsin.’ diyen, yorumda bulunandır. Susuz kalınmaz, alınana doyulmaz. Deryaya dalsam deniz, hepsini içmek dilenir. Cemmal niyazla, cevval niyetle olunur. Meymeye gidelim. Meymeye gitmek; şarap içmeye gitmek. Serhoş olalım. Gelenle beraberiz, gülenle beraberiz. Sargı yaraya gerek, içinizde yaralı yok; sevgi gönüle gerek, aranızda gönülsüz yok. ‘Sevdim.’ dediğin, yolunu beğendiğin; varsın uymasın. Mümin, müstesna olaya ‘Olağandır.’ der, ALLAH’tan GELEN’e severek uyar. MEVLÂNA’yım! 6 Hasretlik bizde, sizde değil ki. ‘Özledim.’ desem yalan. Gönülleriniz, her an HAK tarafından yoklanır; çiçeğiniz, sevenlerce koklanır. ALLAH’ım, YARDIMCI gelsin; çıkışa gelen merdivene, her kulu ulaştırsın. Çıkışa gelene kadar; müstesna olaylar verilir, kul imtihan edilir. MEYDAN geçilir, merdivene varılır. Çıkış, göçe kadar. ‘Yol münasip görünür.’ derseniz, göçte yarıda mı kalır? Asla! Varışa hazır olan, merdivene adım atandır. Cennet, dünyası cennete hazırlananındır. Cehennem; kulların dünyada dilediğini yapıp, adaletten korkmayanın, her şeyden mahrum olduğu yerdir. Yanlış anlaşılmasın; cennet dileyenin, cehennem cenneti aramayanındır. Dünyada adaletten korkmayan, cenneti düşünür mü? Mazeret niyazla edilir, dilerse şifa verilir. Kendini beğenen, her şeyin üstünde gören; dünyayı da öyle terk eder. Gittiği yerde, herkesten uzaktadır. Çünkü dünyada öyle diler, ahirette öyle bulur. Her kulun dileği verilir. Orada ALLAH’ımın NURU’nu görende, dünyadaki kibrine yanmaz mı? İşte cehennem ateşi budur. Her olay, göçte yerini alır. Hak yiyenle, hakkını yediğini; ALLAH’ım göçte buluşturur, hakkını ödeştirir, dünyadan getirdiğini, aralarında bölüştürür. Cimrilik sevilmez, ALLAH’ımda hoş görülmez. Göçte yardım diler. Ne var ki, dünya yolunda yardımdan uzak olan, göçte de uzak kalır. Ona sonsuz üzüntü verir. Dileyip yapamamak, geç kalmak. Yıkmaya değil, yapmaya bakın; kırmaya değil, tutmaya bakın. (Bu
günkü kayıtlara göre bu tebliğin devamı bulunamamıştır.) cemmal: deve sürücüsü,
|