30 Ocak 1971

MEVLÂNA’yım ben!

1 Gönüller koğuşu, sevgililer buluşuşu. Geldik gelenlerle, gönülden erenlerle, yumağı saranlarla, ALLAH’ı ananlarla. Gecemiz mutlu olsun, yolumuz kutlu olsun, suyumuz içilsin, erenler seçilsin, gelenler sevinsin.

2 Havadan sudan değil, gönül yolundan geldik, yer ile göğü birbirine bağladık. Dönmeyene, ağladık-yandık; sevmeyene, ‘Yolu gösterelim.’ dedik. SAMANYOLU’na karıştık, ‘Gelen.’ diye bakıştık. Gelen bilinir, ‘GARİB.’ anılır, ismi verilir, cümleye bildirilir. ‘Neden?’ diye sorulsa, ‘Yolundandır.’ denilir. Sever doluca, yanar delice. Demeyin ‘Nerden deli?’ Çünkü gönlüdür VELİ.

3 Gidip geldim danıştım, sorulandan selam getirdim. “Selam kucak dolusu. Hep bir olalım, üzüm bağına girelim, dermeye çalışalım. El ele verelim, elden eli alalım.”

4 Gam edilmesin, ‘Dert.’ denilmesin. Yapıyı yapmaya temel gerek. Temeli atmaya ayağı atmak yetmez, toprak atmak gerek. Binanın temeli sağlam atılırsa, katına korkusuz girilir. Yaprağı bol olan ağaç, çiçeğini gizler, meyvesi az da olsa, besler. Güvenirsen, bulursun. Şüphenin yersiz olduğunu bilirsen, kendini hazırlarsın. Dedim, ALLAH’ımın hayır vereceğinden şüphe edilmesin. Hayır ummayan kul, yanılmasın. ALLAH’ım, şüphe eden kulunu yanıltmaz. Açayım. Her kul, olayın iyiye varacağını beklemeli ki, iyiyi bulsun. ‘Yorulan bulunur.’ denilir, doğrudur. 

5 Hasret, kulu gönülle bağlar. Yakınlık, maddeyi aratır. Açalım. Yakın olandan, sözde dilde olan, iyi kötü alınır. Acı da söylenir, dara da konur. Hasret olduğun, sılaya verdiğine; ne acı diyebilirsin, ne darda koyabilirsin. Dumandan uzak kalsın, yolunu temiz görsün diye yardımcı olursun. Her kula aynı duyguyla hizmet edersen, sevabını alırsın. Şu demektir ki; ne kadar sık buluşsan da, bıkkınlık getirme, ‘Yeter artık.’ deme. Aynayı tut yerinden, gönlünü aç derinden. Açık gönül temiz kalır, deme ki ‘Mikrop alır.’ Mikrop, korku olan yerdedir.

6 Mümin yolun mümin kulu, hepinizin HAK’tır yolu. Geldiğimiz gibi dönelim, sorgu gününde YARDIMCI bulalım. OMAR der ki: “Adalet, haktan çıkanla nadir de olsa buluşmaz. Adaletten çıkan, sorgu gününde ULU’suna kavuşmaz.”

7 Umduğumuzdan değil, manayı bulduğumuzdan, NURU’na vardığımızdan beri buradayız, kulun yardımındayız. Ananla beraberiz. Cemaati ayırmadım, bir kulunu kayırmadım. Çünkü haddim değil. ALLAH’ım ayırmaz ki, bana söz düşsün. Denir ki, ‘Ya ULULAR?’ Orda kul yanılır. ALLAH’ıma varış, bir merdivendir. Ne kadar seversen, o kadar çıkarsın. ALLAH’ım, cümle kulunun önüne sermiş o merdiveni. Kim dilerse çıksın, ALLAH’ına varsın. Çıkmayanın hatası kimin? Kendi gönül yolunun. Varlığına inananın, çıkmaması için sebep yok. Derseniz ‘Merdiveni görelim.’; kul yapısına değil, ALLAH yapısına heves edin ki, göresiniz. ‘İnen olur mu?’ derseniz, hiç merdiveni bulan inmeye heves eder mi? ‘Merdiveni bulduk mu?’ diyene deyim. Elbet bulduk, MEYDAN’a bile vardık. Cemaatte olan bilir; MEYDAN’ı bulduk, çember olduk. Ağacın yaprağı gibi bollaşırız. Yaprağı dökülmeyen ağacız, dalı bükülmeyen ağacız, kökü suda olan ağacız. Dileyen gelsin, gölgemiz geniş. Eski dost bilir, cemaati çağırır. Sevmeyi-sevilmeyi, hep bir olmayı öğretir.

8 Yolumu sorarlar, gezmek mi ararlar? Beni benden, beni yoldan ararlar. Ben buradayım, sen buradasın, bina orada. Gönülle çok geldin. Anmak, binayı seyretmekle midir? Güzellik, benden değil ALLAH’ımdandır. Gelmek-gitmek, gezmek-görmek; ibadetin en güzelidir. Amma binanın güzelliği değil, dünyanın güzelliği. Ormanın kubbesi midir güzel, binanın kubbesi mi? O güzelliği kul veremez. Kulun gönlü sarhoş olmaz, kul yapısından. Ne var ki, geçersen gönül kapısından. Benden sunduğum kadar, senden aldığın kadar. Biraz fazla, biraz eksik olamaz.

9 Yumuşak yol bulanla, taşı ele alan bir midir? Aymayı bilenle, uykuda olan bir mi? Yamayı fistana dikenle, yırtık gezen bir mi? Elbet bir değil. Sözümüz-sohbetimiz kulları için, fistanda olan açıkları için. Maya, manasız değil. Gönül yumuşak olan; mayası elenen, unu un ile yapılandır. Amade olanla, asi gelen bir olmaz; asi kul PİR olmaz, MEYDAN’a asi kul gelmez. Uymalı-duymalı, kâinatı gönüle koymalı, sevmeli-sevmeli. ‘Çirkin?’ derseniz, güzelliğini aramalı. Yüzden değil, gönülden sevmeli. ‘Severim.’ dememeli, sevgiyi ortaya koymalı. Arı bal ile, gül dal ile, güzel hal ile sevilir; neyi nerden ayrılır? 

10 Ömür ölçülü. ‘Hummalı olursan ölürsün.’ dersen, yanılırsın. Ne önde, ne sonda kesilmez; vakit ermeden göçülmez. ‘Gel gidelim, el tutalım.’ diyenlerleyim. Elden tutarım, yola katarım, ayağına suyun akışını uydururum. Bu yana gelenle, o yana gidenle olurum.

11 ALLAH’a emanet. Danışılan, uygundur. Sebep sorulmasın. Gecemize sorulan eklenmesin. Geçti giden. Örtülen kapıdan, dönüp arkaya bakılmasın. Gidişe bakılır.

12 Meyvesi dalda kaldı, sevgisi kulda kaldı, kendisi adına geldi. Elden aldı, GÜL’den saadetler diledi. HAZRETİ AYŞE. Adına dua verildi. Gönüller bir oldu. Dualar edilsin, adına verilsin.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH