2 Şubat 1971

MEVLÂNA’yım ben!

1 Dünyadan soruldu, neticesi verildi. Suyumuz içildi, geçenden kaçandan yolumuz ayrıldı.

2 Ol yumakla yoğrulan, yalan yerden ayrılan. ‘Güçlü benim’ diyenle, şüpheyi verdirenden uzak dur. Geçti sergi zamanı, yumak aldı sunulan mermer misali. Hem yapısı hem görüşü uygun olanı alacak, niyaz yerini bulacak. Söz açık. Mermer, olayın temiz ve güzel neticesidir. Mermeri merdiven yaparsın, düz parça koyarsın. Mermeri işlersin, istediğin şekle koyarsın. Oymalı olan gözü okşar, düz kalan ayağı-yumağı taşır. Dedim, olay mermere uyar. Mermer elinde, dilediğin gibi kullan. İster göze, ister dize. Gözden de gönül alır, dizden de gönül alır. Ne var ki, biri iş görür, biri süs verir. Güya yumak sarılır. Mermer bizden sorulur. Mümin olan bilir. Deyim sana. Düzde kalsın, ayak bassın.

3 Yumuşaklık elde olsun, olmuşu mümin kul bilsin. Masmavi münasip güne bakar.

4 Mavi neyi bildirir. Evet ALLAH’ımın deryası. Maddi-manevi kuvvetin renk adı, mavidir. Olgunluğu bildiren renk, kırmızıdır. Yeşil, olacak muradın müjdecisi. Renk, dumanla dağılır. ALLAH’ım kuluna renklerle olacağı gösterir. Duman bunu siler. Onun için duman almayın. Beyaz bütün renkleri içine alır. Beyazda hepsi tefsir edilir.

5 Niyazlar alınır, ölçüye vurulur. Hak olandan olmayan ayrılır. Kula yerli yerince, sebebi gönlünce halk edilir. Yumuşamayı hamurdan dene. Su katmadan yumuşamaz. Katmadık mı, nasıl yumuşadın? Daha su katarsak elden kayarsın. Yeterince verilir, sonra hamur yoğrulur, fırına verilir, pişirilir.

6 Andım, yandım, piştim. Mani yok. Kulun hummalı oluşu, gönüle alışına göredir. Her kulun gönül yapısı, beden yapısına göredir. Kimi küçük, kimi büyük; kimi kapalı, kimi aralık. Açık bırakın açık. Gelenden geçenden çekinmeyin. Olmayı bilene zarar vermez. Kulun vereceği kulu öldürmez. Benden beni sorarsan; hamlığı geçtim, erginliği seçtim. ALLAH’ımdan sorulmaz. Ne var ki, yerime baktım, merdivenin üst başında kendimi buldum. Bulmak, her kula nasiptir; yükünü atarsa. Merdivene çıkmaya güçlü olmak gerek, yüklü değil. Merdiven, her kulun önünde. Kendinde güç bulan, gücünce çıkar. Ölümde her kul, ALLAH’ıma olduğu yerden bakar. Çıkmaya çabalarız. El-ele, kol-kola. Meraka yer yok. Elinizden sıkı-sıkı tutarım. Olmayana sorulmaz ki. Olmasını dilediğin, gönülden istediğin; sana dilinle söyletildi, elinle verildi. 

7 AŞK yolunun yolcusu, yumağının kolcusuyum. GARİB’in. Sevin ki, sevilesin, ‘Has kuluyum.’ diyesin, olgunluğa eresin. Sevenlerle beraber olmayı severim, yerenlerle değil. Yerdiğin kul, yerinmeye müstahak değil. Olsa bile, haddin değil. Vursa bile, yolun değil. Aldığın derslere uy. ‘YUVAMIZ.’ dedik. Senin, onun, benim değil. YUVA kuruluş şekline göre olsa, ‘YUVAMIZ.’ demem. Çünkü ne senin, ne benim, ne GARİB’in. Cümlenin YUVA’sıdır. Dileyen gelir. Mimarı büyüktür. Dedim, kuruluş değil, veriliştir. Özlemini duyana, geliş açıktır. İyi-kötü yok. Yaratılıştır. Yaratılan gelir, dileyen alır. ALLAH’ım vereceği anı bilir.

8 (Topluca mezara gömme konusunda sorulur) Konsa ne olur, şehit şüheda ayrılır mı, olmasa ALLAH’ım denk getirir mi? ‘Ayrı anılması?’ dersen, topraktan mı anarsın. Gönülden anılsa olmaz mı, yerini bulmaz mı? Neden bozulmaz? Bedenin aldığı akımdan. Elbet lütuf. Akıma gönül katılır, beden akımla yoğrulur. Onun için ALLAH’ımın EMRİ olmasa, İZNİ de olmaz. Yumağına danış, mantığın ile çalış.

9 Pantolon giyenle, etek olan ayrılmaz. Güzeldir, görürsen güzeli; güzeldir, bilirsen gazeli. Sevdi isen, hem güzeli hem keli; sevdiysen, hem akıllı hem deli; o zaman derim sana ‘VELİ’. Sevilir, olmasa da güzel; sevilir ağaçtan dökülen gazel; sevilir, yerdeki çamur; sevilir, eldeki hamur. Yolunu almak için, merdiveni çıkmak için; sevmek gerek. Seveni de yereni de, yolunu çevireni de seversen; yüksüz gidersin. Gümüşü alanı da, yumağı saranı da. Amade yolun yolcusuyuz, maniyi kaldıranın görücüsüyüz, kuluna müjdecisiyiz.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH

(Resim verilir: TAVUS HATUN HAZRETLERİ.)