3 Şubat 1971 

MEVLÂNA’yım ben! 

1 Niyetle gelene diyetini bildirdim, ‘ALLAH’ım RAZI olsun.’ dedim.

2 Açık olan, kapalı olana yol vermez; niyeti hayır olan, gönülden gocunmaz; yumağını yumuşak saran, yoldaki taştan korkmaz. Dostluğu gönülde taşımak. Yetersiz değil. Ol yumağına dostluğu saran, ol yoluna dostluğu soran. Duman yersiz. Samanyolu, ULU dolu. 

3 Almayı bilmekle bilmece çözülür. Geçenden gün eylenmez, gelecek şüpheyle anılmaz. ‘Hayır olacak, güzel gelecek.’ dersen, güzeli bulursun. Gönülden geçenle, yolunu seçen bir olmasa da; gelecek, hayır getirecek. Sepetten çıkacakla, sedeften getirecek bir olmaz elbet. Sepet değersiz, sedefe değerli. Ne var ki, her ikisi de değerli iş görür. Zaten lüzumsuz olsa yapılmaz. Yaratılan da öyledir. Değeri olmayan, yerini doldurmayan; yaratılmaz. ‘Bilmece.’ dediniz, soruya günü eklediniz. Benim açmama ne hacet, söyleneni gün açacak. Olayı ‘Açık.’ dersiniz, sorarsınız. Açık dediğim gün, yazımız defterde kalır. Halbuki okunmalı, okunmalı yunmalı.

4 Asmada üzüm, güzelde gözüm. ‘Güzel nerde?’ dersen; ‘Yaratılanda.’ derim, kainatı gönüle alırım. Cevaptan dilenen nedir? Onda mı, bunda mı? Ne onda, ne bunda; bendedir, benden sorulandadır. Açmaktan kaçma, ‘Yanılmam.’ deme. Kulun niyeti uysa; nasib VEREN’dedir, gelende değil.

5 Amade olanı severim, olmayanı da severim. Ne var ki, ananla beraber olmak, yardımına gelmektir vazifem. Sondan değil. Gündür anılır, günde yaşanılır. Sevenle bir olunur, sevmeyene el verilir. ‘Olacak.’ dediğin, yumuşak yol yürüdüğün görülür. Ne var ki, kararın zora kalır. Kararsız olma, eskiye dönme. Saygı güzeldir, sevgi güzeldir; kaybedilmedikçe. Kumun arasına karışan bulunmaz, sana sunulmayan aranmaz. Geç onu. Sen seni bilmezsin. Kendini değil; yolunu, yerini, gönül ölçünü. NUMAN der ki: “Yolu bilene yol göstermek; yumuşak olmaktan ziyade, sohbete yol açmaktır.”

6 Sözü açmaya, niyeti seçmeye ne hacet? Uzun yola bakmaya ne hacet? Asmayı aldın, üzümü buldun, şarabı testiye koydun. Uzak yoldan gelen testiyle, yakın yolda kalan testinin farkını çözmeye çalışma.

7 Cumaya bakarız, kandili yakarız. Yarından başka cuma yok mu? Rahat dünyanın sözü. Yakın gelecek, duman dağılacak. Neden niyetini kendine uydurmazsın; bir o dala, bir bu dala konarsın? Dedim, geçeni ört, yeni kapıyı aç. Gönül temizliğine bakın. Alacağın, yoluna vereceğin; gönül yoluna uymalı, HAK’tan geleni bilmeli. ‘Nasıl bileyim, gönlünü göreyim?’ dersen; fistanla dünyayı ölçen, ‘Kaftan giydirsen.’ diyenden uzak dur. Sergi pazarlığına varana de ki; ‘Satışa değil, alışa çıktım.’ Sunduğum, birine öbürüne değil, dünyayı ölmeyecek gibi düşünene. Ne senin ne binim olana sahip olmaya çalışana dedim. Sana ‘Sen.’ diye gelene elini ver, seni sen diye sevene gönlünü aç. ‘Ver.’ demem. Cümle yarattıklarıyla ALLAH’ıma verilir gönüller. Geçene kapak örtün, olacağı hayır bilin. Geçmişe dönemezsin. Dönülmeyene gönül koymak, gününü boşa harcamaktır. Sevdik, sevilelim, derdimizle bir olalım, yüke ortak gelelim. Zaten kulun dünya yükü ağır. Olmuşsa gözün yaşı, almışsın derdi. Dert dünyanın, dünya bedenin, gözyaşı bedenle. NUR, O, AKBULUT. Yalnız akım dolu. Atom; dilendiği anda noktaya girebilen, dilendiği anda dünyayı doldurabilen. Dünyada dünya sohbeti edilir, ALLAH’ımın VARLIĞI’na secde edilir. Bu da bir ibadettir, elbet. Bedenlenmek sorulur. Sanılmasın toprağa giren beden, yeniden kalkacak, RUHLAR kalıplaşacak. Asla. Olmasını diledik, kuluna yolunda yardımcı olmak, ışık tutmak için vazife aldık.

8 Kader neden çizilir, neden kula mantık verilir? Anlatalım. Dendi daha önce; planı çizildi, doğum-ölüm yazıldı, bina kuruldu. Dendi ki, ‘Benim yaratılışım böyle.’ Hata çatıda ise, dediğin doğru; hata katında ise, dediğin yanlış. Bina senin, beden senin değil mi? Binanın içinde; elinde keser gezersen, tahtasına vurursan, yakarsan-yıkarsan; elbet harap olur. Eğer güzel bakarsan, sakatlığını tamir edersen, güzel olur. Yeter ki, duvarı-çatısı-temeli sağlam olsun. İçine bakması sana kalsın. Beden de öyledir. Mantık; kullanılmak için verilir. Ne kimseden ödünç alınır, ne kimseye verilebilir. Çünkü, her kulunun yolu ayrıdır. Her kul, mantığını bir yolda kullanır. İyi yolu aramalı, arayıp bulmalı. Doğanın suçu yok. Suç, nesilde. 

9 ‘Dilediğim.’ deme, hayıra yor, ALLAH’ıma havale et, yardımına gelene danış. MEYDAN kulun, kul yolun, yol cümlenin. Uyacak, duyacak, dönecek, gelecek.

(Bu günkü kayıtlara göre bu tebliğin sonu bulunamamıştır.)