9 Şubat 1971

MEVLÂNA’yım ben!

1 Hazır olmuşsa, güzellik görülmüşse, iyi kötüden ayrılmışsa; teferruat söz edilmez. ‘DEDE doğru.’ der, tasdik eder; ne var ki defter kapananda, perde inende; söz orada kalır. Gerçi denen, teferruatta söylenendir, gönülle ilgili değil. Ne var ki yaşantıya tesir eder, kulun huzurunu bozar. Sözü söze katmamalı, hatuna taş atmamalı, başa vurup kakmamalı. Dediğim, ne ayırmak ne kayırmak. Kaide budur. Olayın içine hatun girer, inceliğine öyle erer. Sunduğum, dünya gözüm ile değil. ‘Taraf tuttun.’ dedin, asla! Erkeğin görüşü, planın haricinden; hatunun görüşü, içinde oluşundan. Onun için dedim; olaylar seslenmesin, çirkinlik süslenmesin. Günde belki hoş gelir, süslenen çiçekler; solanda, ortaya çıkar sizleri yerindirir. Asmayı düşünün; yaprağı dökülende, dalı çıplak kalanda yozlaşmış görülür. Budanır, şekil verilir, mevsime hazırlanır.

2 Şüpheniz olmasın, duanız boş değil, belki olan hoş değil. Düzenini bulacak, yörüngeye girecek. Daireyi şaşırdı. Dolaşacak, güdülecek. Karışılmasın. Yön vermeyecek olan, söz etmesin. Adaletten çıkılmaz, haksız olan yapılmaz. Hak edilen, niyetine uyandır. HAZRETİ OMAR der ki: “Adaleti içinde duyan, ‘Adam sende.’ demeyene; hak korumaya kalkma. Kalkarsan; hem sen, hem o zararlı çıkarsınız.” Adaleti içinde duyan, ‘Adam sende.’ diyemez. Hak nerede korunur bilir misiniz?  ‘Adam sende.’ diyene, kendi sandığını koruyana; suyun akışından ibret alıp, yavrulara yön vermeye çalışana değil. Kimden kimi alırsın, kime kimi korursun?

3 Analık, doğurmakta değil, yönünü vermektedir. Ananın hası, sevenle-dövenle ayrılmaz; kendinden verebilenle ayrılır. Kendinde bunu bulabilen, kuldan aferin beklemesin. Vicdanına yük olmadığına sevinsin. Sevincin büyük olmasın. ‘Verebileceğim benden üstün.’ dersin. Amade oluşuna sevinirsin. Elbet sevin, yükünü gün-gün hafifletirsin.

4 Ağaçta ne kadar meyve varsa, hepsi ele gelen dalda mıdır? Yumağına göre; kimi elde, kimi yüce daldadır. Bekle olsun, ele gelsin. Ne taşlamaya gelir, ne haşlamaya. Ham meyveyi haşlarsan, tatsız olur. Olacak yolu, yuvanın dişi kuşu verecek. ‘Elden gelmez, dilden düşmez.’ deme, başkasını suçlama. Suç, suçlunundur; ne işletenin, ne dişletenin. Suçun işlenmesi, zemine uymasıdır. Neden her bitki her toprağa ekilmez? Zemine uymaz da onun için. Denmesin, ‘ALLAH’ım öyle yaratmış.’. Toprağı da YARATTI ama, kul yarattığı gibi bırakmadı. Su yolunu çevirdi, tarlasını suladı, ekime hazırladı. Kul için de öyledir. Yanılmayın. Elbet tarlanı deniz suyu ile sularsan, ekimden ne beklersin? ‘DEDE’miz darıldı.’ demeyin. Yolumuz, dargınlık-kırgınlık yolu değil.

5 İnşaat gördük, duvarına yardımcı olduk, taş koyduk ördük. Yaptığımız bu. Eğer kula zor gelirse, yaptığımızdan çekiliriz. Gelişten değil nasihatten. Adaletin olduğu yerde, suç hoş görülmez. Neden? Yol münasip de ondan. Ayağına güvenen yol yürür, kendine güvenen evlat büyütür. Yalnız, evlat büyütmenin kaidesi, hatasında dövmek değil, hatayı işlemesinin sebebini çözmektir. ‘Sen ne yaptın? Çözdün mü, evladını dövdün mü?’ derseniz; ne çözdüm, ne dövdüm. Tarlasını hazırladım, ‘Yol münasip.’ dedim, ağacını budadım; amma ahlat çıktı, kendine aşı almadı, verdiğim aşıyı tutmadı, kendi kaderini çizdi. Yapısı değil kapısı.

6 Ağaya dediğim, yolunu verdiğim günden, geldiğimiz güne baktım. Ne yollardan geçmişiz, ne suları içmişiz. Merdiveni çıkmışız, düzlüğe varmışız. Neden hala şüpheli? ‘Vardım mı, varacak mıyım?’ der. ALLAH’ım sanma geri gönderir. Kul vardığı yerden dönmez, dönüş olmaz, dönecek kul çıkmaz. Sözüm, günde huzur alman içindir, ahireti bulman için değil.

7 Namınız adınızla söylenir. Cümlemiz YUVA’nıza gelinir. Ne yolumuz kalır, ne gönüllerimiz çürür. Sepete at sözümü, an sadece ÖZ’ümü. Çam ağacı dökülmez, yeşilliği bozulmaz. Manisi nedir? Bir ufacık tırtıldır. Güzelliği bozulur mu? Kökü hiç sarsılır mı? Yaprağı dökülür mü? Tırtılı atarsan, dertten kurtulursun. Huzursuzluğunuzu. O kadar yersiz ki. MEVLÂNA olmadan geldim, MEVLÂNA oldum. Der misin hep huzura vardım? Ben de fani idim, kuldan derdi deştim. Gördüm ki, her kulda olandır; yolu olan, huzura varandır. Ben de o yola düştüm. Geçtim köprüyü, açtım kapıyı, örttüm eskiyi. Ağanın gönlüne uyan gibi oldu, MEVLÂNA yolunu buldu. ‘Ağaya uyan gibi nedir?’ derseniz; dünyaya dalmadan, olduğu, bulduğu zamandır. Ama o zamanı kendi de bilmez.

ALLAH’a ısmarladık.

8 Kul dünyayı silebilirse, varmaya hazır olur. Anda gelir, bulur döner, kendi de bilmez. Her kul gelir; ne var ki, geldiği yer bir değildir. Evet, mertebesi onundur. Geldiği yerde bulur. Aydın olanı söyledim, aramızda olduğunu bildirdim. Kamanın batışında kan kimden akar? Kime batarsa ondan. Günah da sevap da işleyenindir. Adamalı ödemeli, YM. yumağı sarmalı.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH