22 Şubat 1971

MEVLÂNA’yım ben!

1 Sohbetin kulu aydınlattığı malumdur. Ne var ki, sohbet çeşmesi akmalı, her gelene bakmalı; ne kulu ayırmalı, ne yolu kayırmalı. Şu demektir. Suyun başında olan, suya sahip çıkmasın. Elbet ALLAH’ım suyu, cümle kulu için verir. Suya bina yapan, ona sahip olur diye bir kaide yoktur. Ne olursa olsun, cümle kul faydalansın. Münasip suyun başına geldiniz, kana-kana içtiniz. İçmesen, ‘Bir daha.’ der misin, dağı taşı aşar mısın? İçtik hep beraber. Gücümüzdür alırız, sevgimizdir buluruz. ‘Bu mudur?’ dersen, ‘Ya nedir?’ derim.

2 Olum, adım adımdır. Yürüyüşe geçen, geri dönmez. Bu yolda dönüş olmaz, çünkü MEVLÂNA bırakmaz. AŞK için dünyadan vakit ayırırız. Vakitte nakit, nakitte sakat yok elbet. ALLAH’ım dileyene gösterir, yolunu almış kuluna kaftan giydirir. ‘YA ALLAH.’ dedin yürüdün, olmasını dilediğini niyazınla oldurdun. Namaz, borcun. ALLAH’ımın yoluna bayrak açmak diledin, dilediğini niyazınla oldurdun. ALLAH’ımın yoluna bayrak açmak nedir bilir misin? Bayrak, fethin alametidir. AŞK yolunun fatihi oldun. Sana rüyanda gösterilen odur. Aydın olsun gönülcüğün.

3 Andığın sorduğun, ‘LOKMAN.’ dediğin, geldi yoluna dedi ki: “El elinden, kul dilinden bulur, hayrı da şerri de.”. Elin NUR ile, dilin PİR ile halleşir; daha ne dilersin? Elim elinle, gönül gönlünle, olmasını dilediğin niyazınla, ‘Saadet.’ dediğin, ayağında. 

4 “YUNUS’um, geldim, AŞK ile söz aldım. AŞK’sız söz alan var mı? YUNUS şaşar, boş laf atar. AŞK için toplandık, söze ne hacet. Bilirim okuyanı, adıma söz alanı. El ele olduğumuz, bir ağaca durduğumuz nasıl belli. Yaprağı dökülmeyen ağacız. Daha mı? Manisa’dan gelenler, ‘Yetmiş kuluz.’ diyenler. Gelmiş-göçmüş yetmiş EVLİYA, yetmişi burada. Hep beraber oluruz, bilen kulu severiz. Bilmeyeni de severiz. Ne var ki yol dileyene, ALLAH’ımdan İZİN gelene veririz. Derseniz ‘Daha var mı?’, çok, umduğunuzdan çok. Kızmak, faniye. Şakalaştık, halleştik, dünyayı mı dertleştik? Ocağımız sönük değil. Ocağım yanar, bacamız tüter. Alevlenmek gerek.”

5 ‘Mevlit?’ dediğin, ÇELEBİ’den, sorduğun; AŞK şarkısıdır. Mümin olan bilir, nasibi ayağına gelir. Gönüle yatmayana mehil verilmez, mehil zamanla meyile dönmez. İyi olan yolunu bulsun, yolunu tutan yoldan çekilsin. Yolu kapayan sen olma, yüksel.

6 Yolumuz huzurda başlar, huzurda biter. Sabahı beklersen, huzuru bulursun. Aydan zarar beklersen, günden zarar. Kararını kendin ver. De ki; şüphesiz karar. NUMAN der ki: “Nasip ne sende, ne onda; yazıyı YAZAN’da. Günahı kısadan çevirmek de sevabı getirir. Almak güzel, ne var ki gönüle yatırmak gerek. Yatmayanı anda uzak tutmalı. Vazgeçmek, evlenmeden sonra bile, mevcut bir kaidedir. Sözün dönüşü kısa yolla olmalı. Şaka, şaka olacak mevzularda yapılır. Gönülü duman bürüyende şaka, yumağın düğümüne düğüm katar.

7 Gönüle yatmayana el uzatmak, haksızlıktır.

8 Nasıl ki rüzgâr bulutu yürütür, dualar da kulu yüceltir, her nefes bir kat daha çıkarır.

(Resim verilir)

9 ‘Kim yaptı?’ dersin. Dedim, Manisa’dan geldi, yetmişi size bildirildi. Kendi el ile resim verildi. Gönül yolu ile yetmişe karıştı. Bilinenden, bilinmeyenden geldi, yetmişi bir oldu.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH

mehil: bir işin tamamlanması için tanınan ek süre,