25 Şubat 1971

MEVLÂNA’yım ben!

1 Yumuşak günde geldik, hoş sohbete katıldık; gülenle güldük, gül bahçesine girdik. ALLAH’ım güldürsün, ALLAH’ım cümleden RAZI olsun. Gülün. Gülüşün arkası gelir, gelen büyük sevinç verir. YUVA’yı süsledik, gönülleri besledik, yanımıza geleni, niyazlara duranı kutladık.

2 Yaprak ele gelir, yolumuzu bilir. Gençlik farklı değildir AŞK için. AŞK’ın mevsimi olmaz, amade olan beklemez. Yalnız demeyin ‘Namaza durmayan, mümin değil midir?’. Yolumuz, borcumuz dolayısıyla kalmaz. Kılan, ‘Kendi borcum ödendi.’ diye huzur bulur.

3 Dileyen bulur, mürşidini alır. Sen dile, ALLAH’ım yoluna çıkarır. Gönlün rehberin olur, verdiğim dersler önderlik yapar.

4 Un ipe serilmez, yol üstüne ip gerilmez. Martı denizde dolaşır, balık ile halleşir. Dağ yolunda dolaşmaz, kartal ile dalaşmaz. Deniz üstünde martıya benzersin; dalar-dalar nasibini alırsın, daha ne dilersin? Martı da denizdeki bütün balıkları ister, ama midesi bir tane alır. Hazmeder, gene dalar. Hepsini birden alamazsın, hazmı güç olur.

5 Aşmayı dilediğin yol uzundur. Hızlı gidersen, yorulursun. Sevin ki, mürşit buldun. MERKEZ EFENDİ derdine ortak yardımcı. Mürşit, ben. Elbet ALLAH’ımın İZNİ ile, senin gönül yolun için. Ben ağaç, yapraklanırız, gittikçe büyürüz.

6 Günde gönülde olanı; yolunda harca, binaya değil. Gümüşten geçmeden, altın yolu yürü. Tekkeyi günümde yaşamadım. Toplantılarım, sohbet içindi. İbadet; kulun kula gösterisi olmasın, gönülden geldiği gibi yapılsın. El açılsın, ‘ALLAH’ım.’ denilsin, kendinden geçilsin. ‘Acaba hata mı var?’ denilmesin. Hata gönülde olmasın. Elde-dilde olan, affa uğrar, gönülde olan asla. Gönülle oynama kırılır. Kırılan gönül, ALLAH’ımın NURU’dur.

7 Yeşil yaprak yol üzere, duvar durur temel üzerine. Temel sağlam olmazsa, kul sıvayı boşa vurmasın.

8 NASRETTİN HOCA geleydi, derdi ki: “Sendeki akım, zamanımdan kalma mı? Akımın gündeki değeri, sana göre çok üstün. Bendeki akımı oraya vermek için; üç vilayet akımı bir araya gelse, kontak eder. Evet, çok zayıf kalır. Yanar, karanlıkta kalır. Ana merkez buradadır. Oraya en çok binde, yüz binde biri iletilir. Size verilendir miktar. Akımın ana merkezi buradadır. Kul merak içindedir, öğrenmek hakkı. RUHLAR akıma tabi olurlar. Bazı RUH az akım alır, bazısı çok. Ayrıdır, her kul kendi akımını kendi alır. 

9 Yalnız gelmeyiz. Her yolun danışmanı olur, danışılır sorulur. LOKMAN, aynı değil. O da ayrı uludur. Şaşma, diledin bulursun. Yoluna gelir, seni o bulur. Türk asıllı. Orduda gün geçirdi, Amasya’da. Asmayı bildi, suyunu buldu, şifayı verdi, dileyenle beraber oldu. LOKMAN. Aymayı bildi, sahibi oldu. Adı, SAİT LOKMAN. Tanımayan var mı?

10 Rahatsız. Yumağına gelenden değil, kendini buluşun sarsıntısı. Çok sürmez elbet. Denize taş attığında nasıl ki dalgalanır, daireler genişler-genişler ve durur. Durumda öyledir. Meraka yer yok. ALLAH’ına sığın, öyle yat. Duanı ihmal etme. AYET-EL KÜRSİ okumadan yatma. ‘Ağacın dalı olsam, yaprak sahibi kalsam.’ der. ‘Gücüm yetti, yaşım bitti.’ der, kendini derde atar. Boşa kürek çekmesin, ‘Ölürüm.’ diye korkmasın. Ölüm; beklenince gelmez, yazılanda gelir. Sahip olduğundan geçmek istemez. Unutmasın ki, kimse bir şeyin sahibi değildir. Ağlamayı huy etmeyin, arkası kesilmez.

11 Çalışmayana ALLAH’ım verir mi? Bekleyen bulur. Yanmak öyle olsun. Gönlünü yaktık, daha ne dilersin? Manayı sana vereyim, geçer misin dünyadan? Ya. Elimde mi vereyim? Amma cevabın güzel oldu, gönül ölçünü verdi.

(Resim verilir: ASİYE SULTAN)

12 ULU’yu sen seçmezsin, ALLAH’ım sana gönderir.

13 Tarikata girip, kula kul olursan; günaha girersin. Tarikat kurulmasından maksat, ALLAH’ımın yolunu anmak, sohbete dalmaktır; kula kul olmak değil. Kul kuldan üstün olamaz.

(Tebliğin sonu bulunamamıştır.)