|
26 Şubat 1971 MEVLÂNA’yım ben! 2 Kul yolu ölçülmesin. Defne yaprağı, güzel koku versin diye; asma yaprağı, güzel tat versin diye aşa konur. Dut yaprağı, ipek olur. Onlar da nasiple kullanılır. 3 Yamanın yeri, örttüğüdür değeri. Açık olsa, çirkin durur, kulun gözüne batar. Gamdan nasip almadık, suya olta atmadık, olmayacak niyaza durmadık. 4 Yarının güzelliği geceden görülür, tabana halı örülür. Almayı bilene ALLAH’ım yol açar, kul zorluktan kaçar. Açılacak, yumuşak yumak saran seçilecek. Sert deme, söz ile düzelecek; verilen kadar alınacak, fazlası kurtulacak. Yapraklar tazelendi. Çiçekler geçici, meyvesi besleyici. Yapraktan çok meyve olur. Nasibini ALLAH’ım verir. Dersen gelen-gider, dursa ne olur? Gelsin gitsin, çok kul sevinsin. Baktığın bağ seni besler. Esirgenen, esirgenenin. Her kul nasip alır, nasibi olan gelir. Gidiş hep ileridir. Durmak, ileri götürmez. Ağaç, geçen günde gövdesinden ilaç alırdı, günde toptan ilaçlanır. Uyarsan alırsın, uymazsan kalırsın. Derim güne uyulsun, ileri adımla gidilsin. Acıma gidene, acınırsın. Sarfından kaçındığın sende kalır, gelen az olur. Sarf ettiğin üstüne koyar, sana döner. 5 Bakıma baktırmak gerek, hakkını yatırmak gerek. Ne ekersen onu biçersin. Oymadan ağacı süs olmaz, odaya girmez. 6 DEDE’nin AŞK’ı cümleye. Ne sana, ne ona. Gelenle değil, verenleyim. Güç gelmesin dediğim, doğrudur söylediğim. Doğrudan şaşmadım, ‘Ağa.’ deyip kayırmadım. Ne toprağından alacağım, ne ağacından toplayacağım var. Verirsen elinle, gelir o seninle. Elde olan, kalmaya mahkumdur. Düşünülen yanlış. ALLAH’ım, oğula dükkan nasip etti ise, sebep olur, buldurur. Yuva nasibi de öyledir. Sen ‘Tutayım.’ dersen mi alınır? Yanılmayın, düşünceye ek koymayın. ‘ALLAH’ım, veresin derim, veririm. SEN’den beklerim; cümlenin de oğullarımın da nasibini.’ de duacı ol. 7 Dünyanın malı, ne senin ne benim; sadece ALLAH’ımın. VERDİĞİ kadar gelir, dilediğin kadar değil. Geleni kimse almaz, senin hakkına el uzatmaz. Hak olanı, hakkı olan alır. 8 Bilenle, sözüme sahip çıkanla; SAMANYOLU’nda buluşuruz. ALLAH’a ısmarladık.
|