|
6 Mart 1971 MEVLÂNA’yım ben! 2 Sarfından çok, israfa mahal verilmesin. Sarf edilenin yerini ALLAH’ım boş bırakmaz, israf edilenin yeri dolmaz. 3 Ummak güzel. Yol için kul, yazı için kol gereklidir. Ağacı dedim. Suda olan da var, dağda büyüyen de; hepsi de ağaçtır, kiminde meyve, kiminde gölge. Kul vardır ‘Ağaca yaprak olayım.’ der, kul vardır ‘Yoruldum gölgesine sığınayım.’ der, geçer. Açık derim. Yobazı yola veren, gölgede gezdirendir. Gölge olmazsa, ne durur, ne de verir. 4 Kumun tanesi, ne niyetle tutarsan ona götürür. Güllerin en güzeli, hurmalı çöldedir. Niyetin güzelliği,
kulun diyetini gösterir. Gönül ne terazi ile ölçülür, ne metreye vurulur. Gönlü
açık olan, ALLAH’ımca görülür. 6 Asmayı biçerken taze dala el atma, verimi kıt olur. ‘Hakkına razı olsa.’ dersin. Dünya kulu; ne dün, ne bu gün, hakkına razı olmaz. ‘Daha olsa, olan verse.’ der. Olasın kalender. Verdiğine yanma, geriye dönme. 7 Yeri boşalanın, yumuşak yolla dönüşü görülür. Yamayı alan, sözünü yumuşak der. Aydın yol, kula açık olan yoldur. Dönenle dönmeye uymalı, yukarı değil ileri bakmalı. ‘Pencere açayım, etrafı göreyim.’ dersen; yerde olana, günde gelene bak. ‘Günün olayı?’ dersen, ağır buluta benzer. ‘Yağmur yağsa açılsa.’ dersen; ağır-ağır yağan uzun sürer. Fırtınayla gelen, tez boşanır. 8 Nimet kula dünya malı gibi gelir. Halbuki en büyük nimet YÜCE’den gelen
HİKMET’tir. Kul kuldan ayrılmaz, ayıran mümin olmaz. Aramıza gelenle aramızda
olanın farkı, CAN kafesi olan bedendir. Bedene cefa eden, hükmüne isyan
edendir. Sahip olmakla emanetine hakim kılındın. Mantığınla hükmünü
verirsin, ceza ile değil. Mantığını güzellik görmeye zorla ki, bedene
verdiğin hüküm yolunda olsun. 9 Kulak ile duymadan, kula söz etme; göz ile görmeden, yola söz atma; elin ile tutmadan, dilin ile tatmadan, meyveye ‘Hamdır.’ deme. Cümlesi şahit olur, yalan seni vurur. Olgunluk, ne yaşta, ne başta; gönüldedir! Oynamakla gönül kirlenmez. Raks teşhir içinse yersizdir, tebşir için ise söz edilmesin. Ne teşhir edene, ne tebşir edene söz edilmesin. Gayenin verilişi bilinmez, kulun affına kulun gücü yetmez. Demeyin ‘Kendini teşhir eden affa uğramaz.’ Her şey ALLAH’ımdan, her şey ALLAH’ım için! 10 Almakla vermek bir olsa, kulun gönlü PİR, olsa her PİR ALLAH’a varsa; geri kalan kulun ALLAH’a varması, hayalde mi kalır? Her dileyen varır. Değil mi ki kulun gönlünde ALLAH AŞKI yanar, korkusu onu sarar. 11 ‘Manası bilinmez.’ dediğini, gün gelir çözersin. Sepetle verilen, sepetle alınır. Niyeti eden, sebeple bulur. Niyetin olsun, dünya gailesi senden uzak kalsın. Sergiye konan, satılana niyet edilendir. 12 Sözle söze düğüm attık, çorbaya bir kaşık ta biz kattık. Sergiye koyduk, suyumuzu kattık. Desem ‘Yersiz dağıttık.’, dağılanı alana testiyle verdik. 13 Elden gelene, ‘Gaye?’ diyene ayak takma. Muganni olmayan gelişe. Gümüş yoldan geçenle, HAK YOLU’ndan kaçan bir olmaz. ALLAH’a ısmarladık. LÂİLÂHE
İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH tebşir:
müjdeleme,
|