14 Mart 1971 

MEVLÂNA’yım ben!

1 Hummalı yoldan hummasız geldiniz, yolun gidişini benden sordunuz. Ne rüzgârın sesi, ne yağmurun gelişini kendinize dert etmeyin.

2 Nefes her kulda birdir, ne var ki nefesin ölçüsü ayrıdır. Hafız okur KUR’AN’ı, der ki ‘Andım CANAN’ı.’ CANAN der ki; “BEN OKURUM KULUMUN GÖNLÜNÜ.” Gönülde lisan ayrılmaz. KUR’AN vericidir, ALLAH’ım GÖRÜCÜ’dür. KUR’AN’ı okumak nedir? CANAN’ı anmak elbet. Amma, dediğini alabilirsen. ALLAH’ım söz ile değil, KUR’AN’ı ile verir.

3 ‘RUH gelmez.’ diyene de ki; ‘RUH gelmezse, ALLAH’ım göndermez mi?’ Kim gelir, PEYGAMBERLER’e kim iletir? ALLAH’ımın gönderdiği, çok YÜCE RUHLAR vasıtasıyla. Niyazları, kitapları ne verir? ‘RUHLAR’ı bırakın.’ diyene de ki; ‘Tutmaya zaten gücümüz yetmez.’ Gelen, vazife için gelir. Sözün şurası doğru ki, gelene dünyadan boşuna sorulur. Söylenen, zaten gün gelince görülür.

4 ULU’ya mühür vurmak için, doğruyu almak gerekir kulun zannınca. Dediğim size değil. Size yol verdim, ölçü koydum. Ne dolun, ne taşın. Bardağın suyu, ölçü ile içilirse faydalı gelir. ‘Bu mudur?’ diyene de ki; ‘Bahçeye ne ekersen, onu biçersin.’ Duamız, onun da güller dikmesidir.

5 CANAN’ı anmak için, dilimden mi geçeyim? Güzel görmek için, yolumdan mı çıkayım? Yolum ne çamur ne taş, CANAN’ıma vurdum baş. 

6 KUR’AN’ı olduğu gibi okursun, ‘AMİN.’ dersin geçersin. Tefsir deyip okursan, yolunu öğrenirsin. Okuyup geçmek mi, yolunu bulmak mıdır güzel? Okuyuş, hafızınkidir güzel; biliş, açıklanandır güzel.

7 Siz RUHLAR’ı değil, RUHLAR sizi vazifelendirdi. Yapılan salon oyunu değil. ALLAH’ımın İSMİ anıldı, YOLU öğrenildi. Verilen, yolun aşımıdır; koluna giren, elektrik akımıdır. Deme ‘Yazayım.’ Hummalı olma. Yazmak her kula verilmez. Üstünde durma, mahzun olma. Üstünlüğün, yazıyla verilmesi midir işareti? Şu demektir. Üstünlük yalnız yazıyla değil, bir çok şekillerle tezahür eder. Olmasını dilediğin, gelir seni bulur. Yol senindir, yürü. Yürüyen varır, varan bulur, alan sevinir. Sonsuzluk güzeldir. Suyunu alan, yanılmaz. Gelenin dediği dinlenir, mantığa vurulur, uymayan elenir. YUVA’ya söz hakkı, kulundur. Veren, ancak yolu bildirir. ‘Anıldığım yerdeyim.’ dedim size. Muntazır olduk söze.

8 Sunduğum, ne erkendir ne de geç. Merdiven tek-tek çıkılır. Hızla çıkan çabuk yorulur, acele eden yanılır. Yemeği acele yersen ne olur? Midene oturur. Bekleyen, muradını alır. Sahip olduğun CAN’ın, ALLAH’ımın emanetidir. 

9 MEYDAN kulu, buldu yolu. Yaratıldık, yumak olduk sarıldık. ‘Ömre son geldi.’ dedik, EMRİ’ne uyduk. ALLAH’ıma emanet, cümlenize selamet, gidenlere rahmet.

ALLAH’a ısmarladık.

10 Sözüm ÖZ’e uysun, günde yerini bulsun. Dedim, çoğun hazmı güç olur. 

11 ‘Yumak.’ dedim, kulun ömrünü söyledim. MEYDAN senin. Yalnız değil beraber. Varılan yerdir mühim olan, verilen isim değil. Veren de mühim değil. Öyle dilemiş, öyle demiş. Varsın desin.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH

muntazır: bekleyen, gözleyen