|
21 Mart 1971 MEVLÂNA’yım ben! 1 Huyun en güzeli, yumuşak yol alanda olur; yolun en güzeli, ALLAH’ıma gidende olur. 2 Söze başlamaya, cümlenize selam demeye geldim. Naz ile
değil, niyaz ile geldim. Asude olandan, hummalı olanı ayırdım. ‘Cümleniz ile
bir oldum.’ diyene göz attım. Yumuşak olsun-olmasın, hoş söz ettim.
Diledim, bekledim. Gönül yapısı da dünya yapısı da uyacak, yolumuz açılacak. 4 Neden gelmesin? Yumağın kaldığı yerde, dönmek yasak mı? RUH’un varlığı, kâinatta darlık bilmez. Dilediği
yere, dilediği veya dilendiği an. Elbet ALLAH’ımdan İZİN
aldığında. Cumayı cümle kulu ile beraber geçirir. Gelmiş göçmüş
cümle RUHLAR, cumayı dünya kulu ile beraber geçirir. Cumanın bayram
dendiği, bundandır. İbadetin cuma günü oluşu, bundandır. İbadetten
maksat, cuma gününün ayrı gün gibi gösterdiği. RUH’u nasıl selamlarsın, ona
ne ikram edersin? Dua ile. O aleme göç edene, ne ikram edilir? Elbet YASİN.
‘RUH’u rahat bırak.’ diyen, RUH’u hoş karşılarsa; rahatı kendi bulur.
RUH gelmezse, sen onun geldiğini ne bilirsin? KUR’AN’ın dediği
şudur; ‘ ‘Öldü.’ deyip yanan yakılan, matemi gönlünü isyan ettiren.’ Elbet
kul yakınına ağlar. Amma ağlamayı gönlünü karartmak derecesine
getirirse, RUH’u rahatsız eder. Eğer RUH’un her an yanında olduğunu
bilse; ne o kadar yakınır, ne gönlünü karartır. Aşırı matem, kul ile RUH
arasına duvar örer. SAHİB’imizden geldik, O’na döneceğiz. Olmasını dilediği
gibi olmaya çalışır, elbet orda da eğitim görür. Mertebe; niyaz ile
değil, gönül ile alınır. Dünyaya gelen RUHLAR’ın bir kısmı, öyle
eğitim görür. Daha önce konuştunuz, ‘Fal?’ dediniz sordunuz. Ne indir,
ne cin. Gelen, eğitime tabi tutulan RUHLAR’dır elbet. RUH’un varlığı,
kainatta darlık bilmez dedim. Elbet ALLAH’ımdan dilerler. ‘Aydınlara aracı ol.’
derler. ALLAH’ım onlara dünya kapısını açar, eğitilmiş RUHLAR’ın
himayesinde. Eğitilmemiş RUHLAR’ı bilse, doğruyu görse; ‘Yolun
eğridir.’ demez. Daha güzelini versin, ‘Doğruyu gösterdim.’ desin. Hiçbir
ULU, kula ‘Sen kötü yoldasın.’ demez, diyen doğruyu bilmez. ALLAH’ım dahi,
kuluna kendini zorla sevdirmez. Kula düşer mi ‘Senin yolun kötü.’ demek? Öyle
görse de demez. Ona güzelliği gösterir, güzellikle uyandırır. Elbet nasibi
olan uyanır, ALLAH’ına dayanır. 5 Duman yumağını sarmasın, olaya gönül koymasın. Aştığı meydan,
ona dünyanın dar değil, çok geniş olduğunu gösterecek. Günde kendini
darda görür, o günü elbet açar. Anahtarı elindedir. Dağarcık dolu. Kendini
bilmez, ‘Elim boşta.’ der, dağarcığa el atmaz. ‘Atsın elini,
tutsun aşını.’ der ona banar. Cümleye yetmez. Şüphe edersen, elbet
yetmez. Amma ‘ALLAH’ımdandır bitmez.’ dersen; ne biter, ne tükenir, ne
taşar, ne tıkanır. Asmanın verimi bir yaza mı kalır? Nerden alır? Senin de
alacağın ALLAH’ımdandır. 7 Koşma ile değil, adım ile gidersen; hem güzelliği görür, hem yorulmadan varırsın. Koşan çabuk yorulur, yorgunluk kulu şaşırtır. Sanıldığı gibi değil. Her kulu açlık ile, hırpanilik ile varmaz. Dileyen, yolda yolcu görür, ALLAH’ım verir. ‘Ben ALLAH’a varacağım.’ diye aracı neden aranır? ALLAH’ımdan dile; yolunu açar, rehber de gönderir. 8 Mesnetsiz duvar olmaz elbet. Amma mesnet mimarından çıkarsa sağlam olur, kalfa elinden çıkan hesapsız gelir. Sağlamlığı kaderedir. Planın dahilinde olan çizgilerdir; doğum-ölüm-evlenmek. Kulun alacağı, ‘Kaderim bana verdi.’ diyeceği, doğum-evlenme-ölüm haricinde. Danışıp da yaptığın her olay, doğruyu buldurur. Onu sen mantığınla bulursun. Binanın iç duvarlarıdır. Suyunda değişen olmaz. Kiminle evlenecek yazılıdır. Doğuşu yazılı dedim. Elbet yazılıdır, doğacak olan. Yaştan baştan dilesen, ömür boyu yalvarsan; ne günün geçer, ne dakikan uzar. ALLAH’a ısmarladık. 9 Almayı dileyene, yolumu bekleyene giderim. Asmaya koruk da yakışır, üzüm de. Ne var ki, kul üzümü bekler. 10 ULULAR anıldığı yerde, anıldığı an bulunurlar. Topluca anılırsa, meclisi kururlar. Andığınız an, muradınız ile anın ki; cümlesi alsın, YÜCE’ye iletsin. Kefil olan, olduğu kulun gönlünü bilendir. Almayı bilene, ‘Veremem.’ demez; olmayacağı, kula müjdelemez. ULU’nun kulu olmaz. ULU kula, vasidir. Ay ışığı nasıl her yuvayı aydınlatır. Ne var ki, penceresi açıksa. 11 Dünyanın yaşını öğrenmek istersen, yıldızları say. 12 Yanan ile bir olma, PİR’i olamazsın. Her kul, kendi ateşi ile yanar. PİR’in ateşi ancak, sana ocak gelir. Seni ısıtsa da, dışta kalır. Eğer sen ateş almadınsa, PİR ile kendini bir görme. Bir görürsen, ateşi tazelemeyi unutursun. Sahile çık, denize bak. Ne görürsün? Dalga yok ise, gök ile denizi birbirine karıştırırsın. 13 İğne battığı yerden kan akar. Damarı kim diker? Elbet YARATAN.
Yumağın ölçüsünü veren kim? Elbet YARATAN. ‘Ne demektir?’ dendi. İğne
neden batar? Kaderin çizgisi değildir, kendi çizginin hatasıdır. Eğer
ölüme sebep ise, o kadere bağlanır. Yumağın kopması şudur. ALLAH’ımın
EMRİ hilafına, hayatına son vermek. SAHİB’imden su aldım, İZNİ
ile verdim. Dönük kul, kadere girse sorgusu olmaz, ‘Günah.’ denilmez. En büyük
isyan, ALLAH’ımın VARLIĞI’nı inkar. ALLAH’a ısmarladık. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH 14 Akıl hastası; ALLAH’ımın verişidir, kulun ömür çizgisidir. Delilik, kulun dünyadan kopuşudur. Delinin mertebesi, dünyadan kopma ile verilir. Delinin dünyada çektiğindendir. Elbet mertebesi yüksek olur. 15 Kendinden ölçsene. Doğruyu mu buldun, eğriye mi saptın? Madem ki KUR’AN’ın dediğini yaptın, demek ki doğruyu bildin. Müslüman dini, mantık dini değil midir? 16 Neden deliye gülünmesi günahtır? Kulun gayesi varmak ise; ne deliye gülünsün, ne ölüye matem derecesinde ağlansın ALLAH’a ısmarladık. asude: rahat, sakin
|