|
27 Mart 1971 MEVLÂNA’yım ben! 1 Hummayı kendine mal etmek, olayları küçümsemektir. Ne olaylar küçülür, ne gelecek daralır; her olay genişliğinedir. 2 Sahip olmak sözdedir, SAHİBİ sadece YÜCE’dir. Yolunu şaşana, bütün ömür gecedir; ne sabahı bilir, ne
güneşi görür. 3 Kulun niyeti, olayı ayıklamaktır. Unutulmasın, olay ne elde fasulye ne de pirinçtir. Pişirilir, kulun önüne kotarılır. Ne var ki, nasibi ise yiyebilir. 4 Geldin de bildin sanma. Gelmeden aldın, nasibin buldun. Kimden değil. Gelenden, din oyunu sorandan. Danıştığı gibi olsa, gönüldekini atar. Ne attığın senin, ne dilediğin benim. Benim vereceğim yoldur, han değil. Sen yolcu, ben hancı. Hanımız; CAN’ımız-CANAN’ımız ALLAH’ımın KAPISI. Elbet benim elimde değil, seni o kapıdan geçirmek. Yoluna ışık tutmaktır vazifem. Konuşulan duyuldu, anında alındı. ‘Komisyon?’ denildi. Ne kulun, ne ALLAH’ımın; aracıya elbet ihtiyacı yok. Kul zaten ALLAH’ımın NURU’ndan yarattığıdır. Ne var ki, yolun karanlık ise, ALLAH’ım yoluna rehber gönderir. Işık verir, aracı değil. 5 Kulun kula hizmeti nedir? Her kulun dünyada bir vazifesi vardır onu yapar. Senin için benim için, olayın görüntüsüdür bu. Yaptığın senden mi, dilediğini yapar mısın? İzin olmasa parmağın oynamaz, kalemin yazmaz. Yumağını her saran, her ‘ALLAH’ım.’ diyen; ALLAH’ını bilen midir? ALLAH’ımın KİMLİĞİ değil, VARLIĞI. Hislerin ölçüsü, ne sende ne bende; varıp bulanda. Hissin yüceliği nedir? YARDIMCI kimdir? Kalbine verendir. Elbet ALLAH’ım. Unutulmasın, ALLAH’ım hiçbir kulunu yardımcısız bırakmaz. ‘Tesadüf.’ dediğin her olay, senin gücünün yetmeyeceği hesaba dahildir. Ve bu tesadüfü sana, ULU’n vasıtası ile gösterir. İnsanın bulmasına ne hacet, YÜCE ALLAH’ım gönderir. 6 Seçim, ne kulun ne ULU’nundur. Sadece ALLAH’ımdandır. 7 Dediği doğrudur. Din yolu, gönüldedir. 8 Sahifeyi çevir, kitabı devir. Okuduğun yetmez, ömür asrı geçse
bilmez. Adını vereyim, telaşını durdurayım. YAHYA EFENDİ
HAZRETLERİ’ne gittin mi, gönülden aldın mı? Yeri değil mühim,
varlığıdır. Toprak yerde, ULU YÜCE’de. Onun için, neden Müslümanlık dedin?
Müslümanlık, kalıpta değil gönüldedir. ALLAH’ımın VARLIĞI’nı şekilsiz
bilmek, gönülde görmek; O’ndan geleni, her hal ile kabul etmek. 9 Kul kötü olaya kulu karıştırır. Halbuki kötü olay yoktur. Her olayın bir sebebi vardır. Her kötü denen olay, bir hayır kapısına açılır. Bunu bilen, ALLAH’ımın VERDİĞİ’ni kayıtsız şartsız seven, her ‘Çirkin.’ denende güzellik arayan; Müslümandır. 10 Sanat, ALLAH’ımın kuluna lütfudur. Lütuf alan kul, layık olan kuldur. AŞK’ı içinde duymasa veremez, AŞK’ı olmasa alamaz. Sanatı yumuşak olan, sert çizgi vurandır. Çizgiden kasıt nedir? Yumuşak dediğim, ifadedir. Sert çizer, yumuşak ifade verir. 11 ‘Yuyanını vereyim.’ dedim. Adını anmayı ihmal etme ki, yardımını
görebilesin. Yardımı mevcut. Ne var ki, görebilmek. 12 Her kul, kendi hayatını çizer. Kimseninki öbürüne uymaz. 13 Şans yanlız senin değil, ALLAH’ımın yarattığı cümle kulların. Ne var ki, kul dilesin. Kul kula ne verir? Ödünç para veren, sahibi midir? 14 Saadet, kulun kendi güzel duygusudur. Dünya aşkı, ALLAH AŞKI’nın küçücük bir misalidir. Gün geçer, dünyanın masalı olur. Amma ALLAH AŞKI, asla masal olamaz. 15 Denenmeye değil, sohbete yol verdik. Gelsen bile bulamazsın, görsen bile çözemezsin, insen bile bakamazsın. Ne yol kuldan uzak, ne kul yoldan. ALLAH’ımın dediğinde, kulunun sevdiğinde isen; elbet yolunu almışsın. Seven, sevilir. Daha önce sorulan sorunun cevabı budur. ‘Komisyoncu.’ dediğin, bunun için gönderilir. ALLAH’ımın verdiği o kullarca gösterilir. Bu demektir ki, ALLAH’ım kulu ne olursa olsun, sever, sever, sever. Baba yavrusundan geçer mi ki emanetçidir. Ya YARATAN? Kendi NURU’ndan olanı, sevmez mi? 16 MEYDAN’ın genişliği, ölçü ile değil; aradığı derinliğe inmede, verileni az bulmada. Bulmak, gönüldedir. Bulan söylemezse, o bulmuş demek değildir. Kabul ettirmek değildir asıl olan? Zorla kabul edilemez, zaten ALLAH’ım İZİN vermez. Eğer ALLAH’ım kendini kabul ettirmek isteseydi, GÜCÜ’nün haricinde değildi. ALLAH’ım verdi, ayağının altına serdi. Görebilen varır. Verilen, kulu içindir. Verilen, ne olursa olsun ALLAH’ımın VERGİSİ’dir. Nasıl kıyılır, ALLAH’ımın VERGİSİ’ne ‘Kötü.’ denilir? Cümleye derim. Yağmura söz eden, verilene nazar edendir. Cümleye. ALLAH’ıma dayandığın seferin senindir, şüphesiz çıkarsan. Oymayı verenle, saymayı bilene yol açmak ne güzeldir. Nazanı nazlandıran, sevendir. Sevenin sevgisi ölçüye vurulsa, yaprak sayısı yetmez. Zamana değil, hayıra yor; olacağı bekle. 17 Yeşilden geçilmez, neden? Gönüle verdiği huzurdan. Gönüle verdiği huzur neden? Ahiret rengidir de ondan. Siyah neden huzur vermez? Ahirete girmez de onun için. 18 Asma budanmadan, üzüm beklenmez. ALLAH’ım kuluna akıl- mantık verir,
kullansın diye; yolunu göstermiş, yürüsün diye. ‘Yürümem.’ dersen,
beklersin. Sevmekle ölçü verilse, kendini merdivende bulursun. Unutma, sevmeyi
bilenle berabersin. Ne aşması güçtür, ne geçmesi. ‘Geç.’ deme,
güçlüğe gönül koyma. Ne geçeni say, ne defteri aç. Geçen örtülür, gelen
sayılır. ‘ALLAH’ım dileyenle beraber.’ denmesin. Dilemeyenle değil mi? Ne
var ki, dileyen bulur. 19 Sevdiğin kadar alırsın. Yerle bir olsam bile, yaratılanım, ALLAH’ımdan gelenim. AŞKI ile yandım, AŞKI’na vardım da kandım. Dünyada AŞK’ımı ilan ettim, MESNEVİ’yi verdim. Vardım, geldim, size ateş verdim. AŞK’ımın ateşi nedir? ‘Sönmezse.’ demeyin. Ne bende, ne sende, ne cümlede sönmez; kâinat, bize verdikçe. Kendini ara. Bulmak için kâinata ne hacet? Kâinat ispatı değil. Dünya kâinatın kaçta biri ki, ispatına virgül olsun? Dünyayı virgül dedim, kâinat içinde. Onun için, dünyanın verdiğinde arayamadığın zaman, kendinde olana bak. Kâinat, kul için yaratılmıştır. Boşluk senin bildiğin. Bizlerin varlığı nedir? Gelişim görülür mü, kimler var bilinir mi aranızda? Kâinat da öylece doludur. Senin gelmene ne lüzum olduysa, RUH’un varlığı da, aynı hizmete var oldu. ALLAH’a ısmarladık.
|