8 Nisan 1971
MEVLÂNA’yım ben!
1 Yol aşkına düşenle, AŞK
ateşinde pişenle; gül bahçelerinde gezilir.
2 Niyaza yer veriniz. YUVA’mız yolunuza açık, niyetimiz gün gibi
aşikar. Ne yelden çekindik, ne selden kaçındık; SEVGİLİ
uğruna koşunduk. Olgunluk, ne elde ne dilde; kulun gönlünde. Gönül nerede?
CANAN’da!
3 Gezenden sordum, ‘Ne aldın?’, dedi ‘Yoruldum.’ Ne yazık. Gezdiğince
bakaydın, gönülde ateş yakaydın; yorgunluk demezdin, şikâyetçi
olmazdın. Yaprak bile baharda yeşerir, güneş ateşiyle sararır. Kul
ne yön arar, nerede bulur? Uyumayın dünyada, açın gözlerinizi. Demeyin ‘Elde
mi?’ Elbet eldedir, niyetin var ise; ALLAH’ım, gönlündedir. Derde düşende,
‘ALLAH’ım.’ dersen; öyle YÜCE’dir ki, yardımındadır. Demez; ‘Kulum derde
düşende arar BENİ, derdi olanda sorar ADIMI.’ Kul misafir
olduğunu bilse, dünyada bağı olmaz. Misal vereyim. Misafir
gittiğiniz yuvada, yayılıp dökülür müsünüz? Her odaya yerleşir
misiniz? Kul için dünya öyledir. Gelen, göçer. Göç vardır, ölüm değil. Yumak
sararsın, çileyi çözersin ‘Bitti.’ dersin. Çile biter, yumak değil. Yumağı
türlü şekle koyarsın, kulun ömrüdür bu.
4 Tekamül, adım-adım bulunabilen neticedir. Yola çıkmışsın, yürü. MEYDAN’a
vardık, hudayi kulları gördük.
5 Her olay, hayır ile anılmalı. Gidene üzüntü edilmesin, duacı olunsun,
yeri dolsun. Yerinin dolacağından şüpheniz olmasın. Teşekkür,
madde için olur. Mana için, dua gereklidir.
6 Her olay izin kadardır. ‘YUVAMIZ’a YUNUS’um gelirdi, sözünü verirdi. Neden
gelmez?’ denmesin, üzüntü edilmesin. Çünkü gelen, ne seçimden ne geçimden
kaçınmaz. Sadece izinledir. Başlamak vazifemiz, çünkü soruldu. MEYDAN’ı bildirdim.
‘Hep bir olduğumuz yerdir.’ dedim. Sizler-bizler, şu anda hep
dilenenler, anılanlar aranızdadır. Hapsi burada. YUNUS’um der ki: “ Şifa
ile anıldım, anıldığımı bildim. Hastaya şifa diledim. O yağ ile
işlensin, çevre gibi sarılsın.”
7 Sabır ile vardım. Yaşımı günde mi sordun? Yaştan değil,
baştan soraydın? ŞEMS’i görünceye kadar boştum. Görünce ona
koştum. Doldum-doldum, o zaman yaşadığımı
bildim. Boş geçen ömür, yaşanmış sayılmaz. Alırız-buluruz
dedik, sabrını istedik. Kolaylık, ne senden ne benden, ALLAH’ımdan.
8 Elbet dünyaya bir ADEM geldi, bini de aştı, milyonu da geçti. Hep
giden mi döndü? Nasıl arttı? Geleni
sen gördün mü? Ben görmedim. Dedim, ben öyle olay görmedim, olmayacağını
da bilirim. O gün-bu gün, var mıdır? Varlık, var olduğundan. Yokluğa değil,
bir alemden öbür aleme dönüş olur. Bu aleme varan,
bir daha dönmez, bedenlenemez. Geliş var, şu anda olduğumuz
gibi. Alemleri siz ayırırsınız; RUH alemi, beden alemi diye. Hayalde olansınız,
hayalle bulansınız. Bizler hakikati bulduk. Hayalden hakikat bulunur,
hakikatten hayale dönülmez. Olay budur. Denilen, hayal içinde hayal görümüdür. ULU’dan sorarlarsa, hakikati
öğrenirler. MEVLÂNA AŞK’ını söyledi, bedeni değil. Daha önce
dedim, ŞEMS’i bilmeden boş idim, taş-toprak dahi değil
idim. Madem ki tekamül için geliniyor, HAZRETİ ALİ neden HACI
BEKTAŞ olsun. RUH ile buluşur, BEKTAŞ ile konuşurdu. Ama
beden, asla.
9 Adalet dünyada görülür. Ne garip görüş. Kulun aldığı, ‘Dert.’
dediği, adaletsizlikten şikayet ettiği nedir? Her boşluğun
dolusu vardır. Fakirin niyeti zengindir. Diyetini artırır. Dünyada ıstırap
çeken padişah görülmedi mi? Kul istemesini bilmeli dilediğini. ‘Şu
dileğim olsa, elimdeki varsın gitsin.’ der. Elindeki gittiğinde,
gidene yanar. Bilgi dediğin, aradığın yerde bulunur, sana ayağına
gelmez. Arayan bulur. Sevgiyi içine koydun mu, çöp bile güzel gelir. İşte
adalet oradadır. Her verilen, senin ayarındadır. ALLAH’ım ayırmaz, kul ayırır,
‘Yakınım.’ der kayırır. Her kul ‘Önce cümle.’ dese, adaleti gönlünde bulur. Dünyanın
sözüne, dünyada yer verilse. Ahiret düşünülmez. Düşündüğün an,
ağızdan ham söz dökülmez. Doğruluğuna, doğru söz ile. Ne var
ki eğriye sapılmasa, kul hakkı yenilmese. ‘Hak.’ diyene değil, yemeyene
mümin derim.
10 Geldiğim dediğim, sözü YUNUS’uma LOKMAN’a verdiğim,
açık vakıadır. Gizlilik yok. MEVLÂNA CELALEDDİN-İ RUMİ dünya
adım. Varlığımı ALLAH’ıma adadım. Gelene söze, ne hacet. Kulu kula dünyada
vurmadım, her söze hürmet ettim. ÖZ’üme söz edeni, dünyada affettim. Varlığım
darlığa değil, gönlüm hepiniz gibi kainata eşittir. Ben kulu
ayırmadım. Ayırana ne söz, ne göz gerekir. ALLAH’ımın SELAMI, cümlenize olsun.
11 Haberi ULU’dan alın. Çoğalmak, ALLAH’ımın EMRİ ile olur. Çoğalmayı
dilemeseydi, durdurmaktan aciz değildi. Zaten nüfusu ayarlayan YÜCE ALLAH’ım.
Muayyen olan şudur. Dünyanın hesabı edilmiştir, ayarlanması
şöyledir. Hastalık, harpler... Doğum elbet ölümden çoktur. Ölüme ne
kadar çare aransa da; doğum azalacak, ölüm çoğalacak. Evet,
bulunacak.
12 Görev vermek, DEDE’nin elinde değil.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE
İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
hudayi: ALLAH’ın yarattığı,
.