12 Nisan 1971

MEVLÂNA’yım ben!

1 Gelmek değil, varmaktır yolumuz.

2 Sayarız yeşilin rengini de, her ağacın dengini de. Mümin olan bilir, ALLAH’ımın YARATTIĞI her kim ise sevilir. Varlığım, ALLAH’ımdan gelişimdendir.

3 Geldim söze, diyelim size. Ocağa aş koyduk, ‘Umduğumuz gibi pişse.’ dedik. ALLAH’ımın ADINA tuzunu attık. Hatası olursa, ALLAH’ım değil, kulu affetsin. Çükü aş, kul için pişer. Gönül açık, murad yolunda. YM olmuşun yolu sorulmaz, pişen aşa su katılmaz. Serçe, yazı da kışı da bir yerde arar. Ne açlıktan ölür, ne soğuktan donar. Dumansız gönül, serçeye benzer.

4 Suyun geldiği yer sorulur, ‘Gelişin sebebi nedir?’ denilir, akımdan söz edilir. Anlatayım. Alış-veriş nasıldır? Sen, beden olarak radyonu açarsın, sesi alırsın. Yanında olup ta demez ki sana ‘Her alıcının bir vericisi olur.’ Almak için, verenin yerini bilmek gerekmez. Şu anda uzaklık derecesi milyon kilometreyi geçer. İstasyon GARİB’e, bilirsin elden verilir. Mümin yumağın alacağı kadar yakında, dönük kulun varamayacağı kadar uzak. TANRI’ya varışın istasyonu yok. Gönlün her an O’nun yanında. İstasyon, kulların dünyada geçirdiği merhaleler. Varmak dileyen her kul, TANRI’sına varır. TANRI’nın KAPISI, her kuluna açıktır.

5 Verilen, sevilenler, o günü anılanlardır. Gününü bilene, yüzünü vermek uygun geldi, kulun sevgisi bir kat daha arttı. Çünkü ‘Yüzünü bildim.’ dedi. Geçenle değil olanla. 

6 Okuyandan yana kim gelse kabulümdür. Sözüm yanlış alındı. ‘Okuyan nasıl görse kabulümdür.’ dedim. Bilgini sen nerde saklarsın. Değil tabi. Sende nerde ise, bende de öyle. Beyin değil. Beyin olsa, geçende geleni değil, unutur. Yanlış anlaşıldı. Beyin, alıcı istasyon. ‘RUH.’ dersiniz, gelir, aranızda olur, sizlere çok şey verir. Bunu bazen bilirsiniz, bazen aklınıza güvenirsiniz. Aslında her şey RUH’ta toplanır. Alıcı ve bedene mal edici. RUH’tan alır beyin. Dediğiniz aynen bakidir. Dünyada dönüş hızı, bunu keser. Elbet boşlukta dünya, taş-toprak. Neden meraka yer verilir, kainat didiklenir? Kainatın tam sırrı, asla kimseye açılmaz. Dünyada verilen mucize milyonda bir, o da sır değil. Kulun ‘Olamaz.’ dediği. Kainatta olamaz demedim, kula gelmesine izin verilmez. Ne var ki, kulun verdiği değil, aldığı kadar.

7 Daha önce dedim, ‘Şeytanı görmedim.’ Onu gören, varlığını kutsal bilen; dünyaya inmeyen RUHLAR’dır. ‘Cinler.’ denilir. Değil, bedenlenmesi yasaklanan RUHLAR. Kimler mi gelir? Her kulun gönül dalgasında olan. Bütün RUHLAR, sevinç ile gelir, geleni karşılar. Onun için dualar edilir, ölenin yanında.

8 Korku neden unutulmasın? Her kulun ULU’su başına gelir, duasını ona verir. ULU’su, her kulun gönül dalgasına göre olur elbet. MERKEZ EFENDİ, İstanbul’da yatan asker Yorgi’nin de ULU’sudur. Kendini ALLAH’ıma adayan, ‘Kuluna hizmetim olsun.’ diyen her kul; ister Hıristiyan, ister Budist olsun mertebesini alır. Mümin olan, senin gönlün. Aradın buldun, dalgana uydun, doğuştan VEFA’yı aldın. VEFA, eşinin gönlüne yatırdı. Demek şudur, nasibin ayağına geldi. Nerden geldi, düşündünüz mü? ‘Tesadüf.’ dediniz, hayret ettiniz. ‘Uygunsun.’ diyene de ki; ‘ALLAH’ımın EMRİ, kulunun dengidir.’ Güzellik aranırsa, ne gözden ne yüzden değil, gönülden ara. Sorana de ki, ULU’su YAHYA PEYGAMBER’dir. ‘Uymadı.’ demesin. ALLAH’ımın uydurduğu, kuluna söz getirmez. Kul kendi kendisini ölçsün. Ne var ki ölçüyü, gönlüne değil, yoluna versin.

(Resim verilir)

9 ‘Uygun mudur?’ dersen; uyarsan uygundur, uymazsan kaygundur. Bizden dilemek yersiz. Yardım ALLAH’ımdan, bizden dua. ALLAH’ım kulunu kuluna vasıta eyler. Olacak zembille gökten inmez.

10 Mümin olanlar; sohbetten alır, sohbetten verir, yolunu sohbetten bulur. Her kulun, bir varışı olur.

11 Yağmur yağdığı yere, şarap vardığı yere bereket verir. Günün olayı, gelenin kolayı bulunur.

ALLAH’a ısmarladık.

12 YAR’dan AŞK ile, YARATAN’dan ateş ile yanılır. Dediğim, AŞK’tan alınan. Bilsin düştüğünü, kuluna mı ALLAH’ına mı yandığını. Sevdiğim güne baktım, boş geçtiğine yandım. Sevmeyi bir yere bağlayana, gönülden üzüldüm. Sevgi bağlanmaz, kul önünde eğilmez. Sevmek, ALLAH’ımın verdiği bir meziyettir. Ne var ki bir yerde kalmasın, çok olan alınsın, kâinata yer verilsin, kul kuldan üstün görülmesin. 

13 ULU’yu bilenden, kötülük beklenmesin. Her olayda anarsanız, ULU’nuzu bulursunuz; şüphesiz beklerseniz, görürsünüz. 

ALLAH’a ısmarladık.

(Resim verilir: HAZRETİ İSA)

14 HAZRETİ İSA, denizden geçecek, denize varacak, elden ele gezecek. Gelsin diler misin? Bekleyin. Yeri-mekanı-zamanı belli değil. Evet, MERYEM SURESİ’nde. MERYEM SURESİ, açıklığını bulmaz. Ararsan orada da bulursun. Verilen KUR’AN'dandır. Gelen bilinecek, parmağından tanınacak. KUR’AN’dan derim size. Zamanınızda değil, daha öte. Küçük parmağı yeşil renkte doğacak. Sözüm KUR’AN’dandır. Yanlışlık yok. Beden olarak değil, yavruya tesiri. Daha önce dedim, RUH bedenlenmez. Ancak, yardımcı olur. Gelen yavru, yalnız İSA’nın RUH’u ile teması temin edilir. Bilecek, tanınacak. Kul yanlış çözer, ‘Tekrar doğuş.’ der, asla. Müslüman cemiyette, uyuşan her söz yerindedir.

15 Cennet nedir, gökyüzü nerededir? Gökyüzü cennete giden kapı değil mi? Cennetin tarifi yapılsaydı, dünyada taklidine çalışılırdı. YÜCE’nin VARLIĞI’nı anlatabilir misin ki, cennetini tarife dilin varsın? Şiirler dünyada kalsın. Cennet elbet var. Cehennem de, cennet de; dileyenindir.

16 Özgürlük nedir? Demokrasi, cemiyetin özgürlüğüdür. Kulun özgürlüğü, dünyadan kopabilmesidir. Özgürlüğünü dünyaya bağlama ki, dilediğin cenneti bulabilesin. 

17 (Namazı) ‘Kılamadım.’ diyen, borcundan ezilende; borcunu yarıya indirir, ALLAH’ımın AFFI’na mazhar kılar. MELEKLER, kılamadığın namazı kılar, kılmadığını değil. Yaprak bile eğilir, ALLAH’ımın VERDİĞİ’ne. Dileyelim ALLAH’ımdan. Dileyen, bulur.

18 Sohbeti arayan meclisi kurar. Meclise gelmem, sözümü vermem demedim. Güzellik sözde mi, yazıda mı. Yazı elde delil, söz havada celil.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH

mazhar: bir şeyin ortaya çıktığı, göründüğü yer veya kimse. bir iyiliğe erişmiş, erişen (kimse)
celil: çok büyük, ulu,