|
29 Nisan 1971 MEVLÂNA’yım ben! 1 Neye niyet, kime diyet? Hal münasip. Güzel gördüm yarattığın, yolunu yumağına bağlattığın, yumuşak kulu yumuşak kula çattığın. Halim ile münasip, sormayı düşündüğün. Görmekten kaçındığın her olay hayırdır. Merdane savaşan, merdane kazanır; sert savaşan,kendi de kırılır, kıranı da kırar. Merdane savaşmadır karar. Güç olan, mertlik değil sertliktir. Mertliğin kararı, sertliğin zararıdır. ‘Güç gelen neden?’ derseniz; için kaynarken ‘Hayır, nefsime değil mantığıma uyacağım.’ dersen; ilk savaşı kendi nefsinde, dış savaşı cemiyet içinde kazanırsın. Yoksa aklına geldiği gibi, nefsine kapılıp savaşa katılırsan; kaybedersin, sertliğin cezasını görürsün. Sana-ona değil, cümleye. 2 SAHİB’i olandan dile, olanın hayrını; SAHİB’i olandan dile, kulunun kayrını. SAHİB’i olan; hayrını verir, kulunu kayırır. Yumağın sargısına, olmamış yün katılmaz. Kurak toprağa çimen dikilmez. 3 Yetişemediysen YUYAN’ına; koşsan tutamazsın, tutsan alamazsın. Çünkü heybesindeki tohumu eke-eke gider, vardığı yerde her şey biter. Kendine verilen bir heybedir, heybedeki bitiş YUYAN’ın göçüdür. Ektiği tohum, tarlanın sahibinedir. Sen onu biçemezsin. Kendi tarlana geldiğinde, tutmaya çalış ki; gayeni bulasın, ekileni biçesin. Ben benden isteyene, heybe ile verdim, ‘Al heybeyi, dileyene ver.’ dedim. Dileyen aldı, ‘Bende kalsın.’ dedi. Kalan vermez. Tarlana ekilenden çoğunu eksen, ne verir? Üst üste gelir, fazlası çürür. Verirsen, artar-genişler; seni de, verdiğini de sevindirir. Yer, yerindir. Eken, verimini bekler. Verilen, senindir, sürümüne bakar. Suyun akışına uyan, gümüşü değil HAK YOLU arar. Asmayı budayan, olmasını bekler; koruğu bekleyen, üzümü yer. Seyyit baki, oğul saki, bekleyen alır hakkı. 4 Yudum alsan, ‘Şükür.’ desen, veyahut ‘ALLAH’ımdan gelen yetti bana.’ de. Gayretin yeri, kuvveti verendedir. Kuvvet alan; dileyendedir, ‘Kuvvetliyim.’ diyende değil. Bunca gelen ne demiş? Gücü nereye yetmiş? Kim öteye bakmış? Her kul aldığı kadar vermiş. Diyenden değil, bekleyenden olalım. Sebebini sorandan değil, HAK’tan geldiğini bilenden olalım. ‘Şahit kulunu gösterenden değil, ALLAH’ımın bildiğidir.’ diyenden olalım. Kuldan bekleyenden değil, ‘ALLAH’ım SEN’den.’ diyenden olalım. Hayrına veren ALLAH’ım. 5 Beden yapısı gönül kapısını kapamasa, nefis mücadelesini her kul kazansa; ne savaş olur, ne kul dünyaya meydan okurdu. Çünkü ne kul dünyayı kurdu, ne de kaldırabilir. Kulun yaptığı, sadece bir evden, başka eve nakleden kula benzer. ‘Senin kuvvetin, benim kuvvetim.’ der, komşu ile mücadele eder. Kuvvetin YÜCE’de olduğu unutulur. Mümin olan bilir, ona ‘Tevekkel.’ denir. Elbet tevekkel olur, çünkü ALLAH’ına güvenir. ALLAH’ıma emanet olasınız. ALLAH’a ısmarladık. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH
|