|
12 Mayıs 1971 MEVLÂNA’yım ben! 2 Asmayı budadın, üzümü bekledin, ‘Şarap olsun.’ dedin. Olduğunu bilirsin, ‘MEYDAN?’ dersin ararsın. Elbet şarap içene, MEYDAN gerek. Maniyi dedin. Araya kapı koyma. Kapıyı kulunun yoluna kapama. Cümleye. Masayı çatmaya çivi de gerek. ‘Macun da olur.’ dersen, ağırlığa dayanmaz. Sana değil, cümleye derim. Hakikat olan şu ki, gönül masanın en güzelini çatmayı diler. Güzellik, dilemenin olgunluğa ermesindedir. Güneş doğduğu an, turuncu rengi ile görünür. Işığı bol, sıcağı hafiftir. Güneşin batışı, kızıllığı gösterir. Işığı hafif, sıcağı çoktur. O da erginliğin misalidir. Olgunluk ile erginlik benzese de, bir değildir. Olmuş meyve ağaçta kalmaz, ermiş meyve elden düşmez. Meyvenin olmuşu toplanır. Ele geleni, ağacın yakın dalındadır. Uzak dalında olan meyvenin olmuşu, yere düşer, toprağa karışır. 3 Şüpheniz olmasın ALLAH’ımın kuluna SEVGİSİ’nden. ALLAH’ıma
dönen, her olayı O'ndan bilen; yolunu bilendir, ‘ALLAH’ım.’ diyendir. 4 Dünyada kula ölçü vermeyin, ‘Çekişi, günahından mı?’ demeyin. Ölçü ne sende ne bende, bir ALLAH’ımda. Kul hasta, dert de umulandan üstte. ‘Günahından çeker.’ denir kulca, asla. Kul kulun günahının affı için de derde katlanır. Seven kul, sevdiklerinin affını dünya gününde verdiği imtihanla görür, gönül rahatlığı ile göçüne intikal eder. Sevmesini bilen, sevilmeyi dileyendir. Sevmeyeni yerindirmek, üzüntüsünün en büyüğüdür. Açayım. Seven, sevdiklerinin de birbirini sevmesini diler. Çünkü seven, ALLAH’ını idrak eder. ALLAH ADINA, birbirlerini sevmesini bekler. Neden seveni yerindirelim? Sevelim de, biz de kazanalım. Müyesser kulun yolunu neyle açalım? Dualar edildi, eler açıldı. Bizlere beklemek kaldı. 5 Sahibi olduğun CAN’ındır, gideceğin yer CANAN’ındır, götürecek olan sevabındır. 6 Kapının açık olduğu bilinir. Aramızda kapısı kapalı olan yok. Gayenin oluşu değil, olaya uyuluşudur güzel olan. MEVLÂNA, AŞKI’na düştü. Büyüklüğü kendinde değil, AŞK’ında. ALLAH’ımın yarattığı her kul, MEVLÂNA’dır. Güzellik aşığı. Güzel görmek için, elbet aşık olmak gerek. Kul vardır, gül bahçesine girer, dikeni bahane eder; kul vardır, dikenleri görür, yeşilliğine vurulur, aşık olur. O kullardan hangisi misin? Dedim sana, masanı macun ile çattın, çivile. Çivilemek zorlu değil. Masan var ya. 7 DEDE, yaratılan her kulu sever. Mümin olan, kendini bilir. ‘ALLAH’ım.’
dediği yerde, gider-gelir, O'ndan GELEN’i bilir. Vermeyi bilen, ‘Alacağım.’
der. Bilir ki, verilenin yeri boş kalmaz. 8 Gönül sergiye konmaz, kul kulun ölçüsünü bilmez. Mert olana sert olma,
sırtı dönük gidene taş vurma. 9 Masayı kuran, kötüden uzak kalır. Masaya, ya aş konur, ya baş. Hiç taş konur mu? ALLAH’ımın emanetinde olan, benden sorulur mu? ALLAH’ıma hepimiz duacıyız. GÜLÜ’nün denginde, gönlünün renginde olsun. 10 Dünya günümde kızmayı bilmedim, kulunu sonsuz üzüntü ile 11 ‘Seherden geldi.’ dersin, günün ışığına uyarsın. Dumansız yuvayı dumana boğma. ALLAH’ımdan gelenin hesabını sorma. 12 Çay-kahve değil, YASİN istenir; dünya kulundan, dua beklenir. ALLAH’a ısmarladık. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
|