19 Mayıs 1971

MEVLÂNA’yım ben!

1 Hoşnut olmayı bilin. Olana, ‘Gücüme gelmez.’ demeyin. Güç; ALLAH’ımın VERİŞİ’dir, kulun ALLAH’ına dayanışıdır. Kumun uyması, rüzgarın durmasındandır. Rüzgar eserse, kum da uçar. Her kul yönünü seçer. Seçilen yön, ALLAH’ıma giden yol olsun; kul, ALLAH’tan geleni bilsin. Selam cümlenize.

2 YUNUS’um geldi, cümleyi selamladı.

3 “Gündür, aldırır; gayedir, oldurur. Yaprağı dal erdirir, rüzgar soldurur. Dal kırılmasın, yaprak dökülmesin. Mevsimde dökülen yaprak, yerindedir; elden dökülen yaprak, yersizdir. Onun için, dal kırmayın, yaprağın ardından bakmayın.

4 Gücün üstünlüğü, ne bedende, ne yumakta; sadece gönülde. Geçen yaprak kapanır. Gelen filiz, yerden değil daldandır.

5 Asmayı MEVLÂNA budadı. Evet, ben. Verime hazırladı.

6 ‘Ahmak.’ demedim; duman alana, gücünü kendinden bilene. Kul uyur, bilmez; olayın gelişini, kendinde bulmaz. Hoş gördük her şeyi, dünyada tuzlu çorbayı. Maniyi kuldan değil, gönülden bildik. Kula hata yaması vurmadık. 

7 Mümin yolun yolcuları, ağaç yolun hancıları. Ağaç, ULULAR’ın bulunuşu. ‘Ağaç yolun hancısı’ demek, ULULAR’ın YUVA’ya gelişi demektir.

8 Size sözüm, vursun sazım, versin ÖZ’üm, görsün gözüm. Yoldan olansınız, sudan içensiniz. Suyu içen, sözü de su gibi versin. YUNUS’um. Vermeyi dilersiniz, ham söylersiniz. Suyun hamı olmaz, ne su olsa içersin. Denir ki, ‘Tatlı suya alışan, acı sudan içemez.’ Susuz kalsın da gör, nasıl sudan geçemez.

9 Saman yükü hafiftir. Merkebe yüklersin, yürü diye beklersin. Olmasını dilediğin; namaza dursun, ‘YARATAN’ım.’ desin. Sağına- soluna, müjde beklediğini bildirsin. Niyazın, huzuru getirdiği bilinir.”

MEVLÂNA’yım!

10 Sehere saat verdim, kulunun sevincine ortak oldum. Aymayı bilenden olun. Huzuru gönülden bilin. Hata kulda aramayın. Her kul kendinde arasın. Karşımda duranın hatası; görmezsem beni, görürsem onu yüceltir. Mevzu dağılması, kulun hatası değil, VEREN’in ihatasıdır, söze nokta koymasıdır. Suyun başı, yolun sonu; kulun gönlü, kumun yoluna gönüllü.

11 Her kul, yukarıya el açar, ‘ALLAH’ım.’ der, ‘Öyle değil, böyle olsa.’ Bilse ki en hayırlı olan, kendisine verilendir. Gören göz olsa, elbet yanıldığını anlar. Ne var ki ALLAH’ım, görmeyi nasip etmemiş. Kul olayı günü-gününe bilmiş, hatta dakikası-dakikasına. Çünkü bir dakika sonra ne olacağını, ALLAH’ımdan başka kimse bilemez.

12 Nimet, verilendir. Mümin olan, her verilene ‘Şükür.’ der, daha az alanı düşünür. Daha çok alana baktın mı, huzurun kaçar. Huzursuzluk, olmayanı aramaktır. Olana şükret ki, çevresi genişlesin.

13 Söz ile her olay, kolay gelir. Olayın içine giren, ‘Hangi yöne döneyim?’ diye bocalar. Bocalamaya ne hacet. ALLAH’ıma havale et, yönünü buldurur. 

14 Selama selam veren, her kişidir; selama bel büken, ER kişidir. Ne var ki, selamına arkasını dönene, selam gerekmez. Selam, ALLAH’ımın ADINA’dır. Arkasını dönene, selam verilmez. 

15 Selam sizlere.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH

ihata: kuşatma. kavrayış, anlayış