|
22 Mayıs 1971 MEVLÂNA’yım ben! 1 Zuhurun zahiri olması, kulun suyunun kesilmesi değildir. Selam sizlere. ALLAH’ımın yarattığına, AŞK’ım müsaade etmez kızmaya. AŞK’ım o kadar yüce ki, gücüm yetmez yere sermeye. Huzura kapın açılsın, olsun; YÜCE’ye gönlün açılsın, olsun. Selamın cümleye varsın. Gelenle, gidenle yuvan mutluluğa ersin. Bir yuvaya gelen giden çok ise, o yuvayı kutlama gereklidir. Gönül kapısı açık olan kulların, yuvası da açık olur, gelen huzur bulur. 2 Köprüyü kurduk, cümleye bildirdik. Gelen geçene el verdik, kolayladık. ‘Sonum?’ denmesin, günün yaşansın, geçen kapansın. Unutmak, geçmişin kapağıdır. 3 Yapıyı temelsiz yaparsan, dayanıksız olur. Attığın adım, bilinçsiz olursa, gidiş zor gelir. Yeni taya semer vurulmaz, yeni alınan makineye hız verilmez. Merkep yük alır, boyun eğer. Çökene kadar yüklesen bile. ‘İtiraz etsin.’ deme. Unutma, o itiraz edemese bile, onun da YARATAN’ı var; O'nun ADALETİ, sana sorar. Elbet açarım. Yükün uygunu, gücün aldığı kadardır. Manayı yüklenmek te aynıdır. Onun için ALLAH’ım, “HER ŞEYİN KARARI.” DER. Dünyayı düşünün, kainatın ortasında. Her kul, dünyanın ortasında. Köprü başı bende, hepinizin ortasında. Sözümüz de ortada. Kulun verdiği değil, ALLAH’ımın DERDİĞİ’dir dilenen. O kadar ortayı, ancak ALLAH’ım derer. Bahçeye girsen, çiçek toplasan; gelişi güzel atar mısın? Derersin, eline öyle alırsın. Geldin de aldın mı? ‘Versen DEDE’m.’ dedin mi? Dedin. Vereceğim. Duanı alanın, ‘Olmuş kulu.’ diyenin, RIZASI ile gelenin; vereceğini bildireyim. ALLAH’ım cümleden RAZI olsun. Aşık olana AŞK, denizde yıkanmaya benzer. Aşık olan aşık olduğunu, ancak O'na kavuştuğu zaman bilir. 4 Hayvanın RUH’u olmadığını, daha önce dedim. Sana zarar vermişse, verecekse. Zevk için değil. ALLAH’ım kainat içinde yarattığını, kulu için yaratır. Oynamayı değil, yaşamayı olsun diye ele alan, güne koyan; zararı olandan kaçar. Değişen, günün tarihi. Mesele güne uymaktır. Manayı silen, madde üzerinde durandan söz etmek, yersiz. 5 Şarap içenden söz ettiniz. Bilirim. VEREN’den danışalım, içenden değil. VEREN’i düşündünüz elbet. Hayvanın zararlısını sordunuz. Dediğim, ‘Zarar verirse, uzak dur.’ Bu da ALLAH’ımın VERGİSİ. Kendini batıldan sıyır, korkudan ayır. Korku, kul korkusu. Meyveyi veren, şarabı olduran; elbet ALLAH’ım. Ne var ki, sana zararı yoksa. Şarap içenin, hoş olanın sözü edilmez. Ne var ki, kulun günü gününe uymaz. Bu gün hoş gelen, yarın nahoş olur. Onun için içilmesi yasaklandı. Elbet sarhoş eden her madde. Yola attığın kabuk, kulun düşmesine sebep olabilir. Atmayı üzerine alan düşünsün. Elbet konuşulacak. Sohbet, gönül yıkamaya benzer. Vasıta, bekleyenindir, ALLAH’ımdan dileyenindir. (Resim
verilir: ŞEMS-İ TEBRİZİ HAZRETLERİ) 6 Yola düşene ‘EYVALLAH.’ diyelim. ALLAH’ım cümleden RAZI olsun. ALLAH’a ısmarladık. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
|