4 Haziran 1971

MEVLÂNA’yım ben!

1 Havayı bulutlu, kulu umutlu gördüm. Umut, bulutu dağıtır. Sanılan gibi değil, kokuya yer yok. Olayı derim.

2 Cümle elini açsın, ne var ki eğriden cümle kaçsın, doğruyu bulsun. ‘ALLAH’ım.’ desin, eğriye duacı olsun. Beddua değil, hayır dilensin. Beddua ettiğin de, ALLAH’ımın kuludur, O’nun YARATTIĞI’dır. Ne ona, ne buna, cümlesine.

3 Olmuşa ‘Dur.’ desen, yersiz; güzele ‘Gül.’ desen, köksüz; dünyaya ‘Dön.’ desen, çarksız. Çarkı yok, amma döner. İyiyi de, dönüğü de öğütür. Kaleye de kapı vardır. Kapısız girmeye çalışırsan, savaşırsın.

4 Ne genci kınayın, ne yaşlıyı. Olaylara dürbünün uzak camıyla değil, yakın camıyla bakın. Uzak küçültür, yakın büyütür. Unutulmasın çiçek bahçesinde, diken de olur, ot da yürür. Her kulun fikri alınsa, yoluna konuysa, ‘Cümlenin.’ denilse, söz zümreye verilmese; aşılması güç gelmez. Kırana kıran verilmez. Ortaya post serilse, oturan belli olsa; kimseye söz düşmez. Postta oturan, her kula söz verse, sözüne hürmet etse; post layık görülür, ‘HAK KULU’dur.’ denilir. ‘Posta oturdum söz bende. Yol veririm, kul görürüm; kulluk etmeyeni, huzurdan çıkarırım.’ derse; posta layık görülmez, öyle derviş sevilmez. Yol, kulun; post, yolun; söz, cümlenindir. Posta gelen söz vermezse, yolu kendi açar. ‘Yumuşak olunsa.’ denir, ALLAH’la kul arasına girilir. Gerçek olanı demek suç olursa, gerçek zor ile söylenir. Ne senin ne benim için dünya kurulmadı. Cümle kullarınındır.

5 ‘Buyurun.’ demek, misafire sevaptır. Yudum alan bilir, ne var ki mümin olanın misafiri eksik olmaz. Misafirin olması, kulun gönül ölçüsüdür.

6 Gözün gördüğü yere kadar bakarsın, kulağın aldığı kadar dinlersin. Ötesini düşünme, ALLAH’ımın verdiği ölçüden ayrılma. Gözünün görmediği yer, duvarın ötesidir. ‘Duvara tırmanıp göreyim.’ dersen, komşu kapısına kulak verirsen; görgünün ötesine geçersin, o anda kötüyü seçersin.

7 Bağımız-bostanımız budanırken anılır, meyve versin beklenir, meyve olanda sevinilir. Yediğin sende, andığın bende olsun. Gümüş yol, verimini arttırsın, nasibiniz bol olsun. Geçen gün, yaprağı dönen kitaba benzer. Okudukça açarsın, okuyanı geçersin. Geçen yaprak, anılan eski güne benzer. Gözün yaşlı, geçen günü hayretle karşılar. Varsın aksın, ne çıkar? Akmayan gözün yaşı, yakar. ‘Göz yaşı akmasın.’ dersin; AŞKI’na aksın. YUNUS’um der ki: “Göz yaşı akıtana, AŞK deyip kakıtana; olsa da olur. ALLAH’ım münasip görmüş, vermiş, göze depoyu kurmuş. Akıtmak gerekmese vermezdi, kulu üzüntüye koymazdı. Üzülecek-ağlayacak, bedenin zehrini akıtacak, gördüğü günün güzelliğini bilecek.”

8 Kanun dünyaya hüküm giydiremez. ‘Neden?’ derseniz, hüküm ne sende ne bende, YARATAN’ımda. Geçen güne ayna tutarsan; ‘Gelecek güne yol alır.’ dersin, tarihi yeniden yazarsın. Yazılan bozulmaz, bozulan düzelmez. Üzüntü edilmesin. Sözümüzün sonudur, sözümüz güne konudur. Her kul gönlünce yorumlar, netice aynaya benzer.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH