25 Haziran 1971

MEVLÂNA’yım ben!

1 Yumağı gayeye uydurmak değil, kadere ‘Kötü.’ dememeyi denemeli. Her ‘Kötü.’ denilen, hayıra kapıdır bilinsin. Kul, yaratıldım diye sevinsin.

2 Danışılan olsa da, kul yüzünü aynaya çevirse de; duman kulu yanıltır. ALLAH’ım VERİR, verişi bilinir; kul verileni görür, gönüle gine de duman koyar. Bu demek değildir, o kul mümin; niyeti kıt. Ne var ki huzuru bulamaz, dünyayı ne kadar güzel görse de sevemez. Sevilmeyene, can-u gönülden hizmet edilemez. 

3 Sözümüz, derinden geldi de onun için. Daha önce, sana-bana diye söze girilirdi. ‘Girdap.’ dediniz, şaşırıp kaldınız. Kurtuluşa nasıl çalışılırsa, siz de düşünce kurtuluşuna daldınız.

4 Kumun tanesini sayamazsın, sözün cümlesine uyamazsın. Dinlersin, ‘HAK SÖZ’dür.’ dersin; gine de, kolayına gelene bakarsın. Göğün, ne derinliği ne uzunluğu ölçülemez. AŞK ta öyledir. Yuvarlak masanın başını buldun mu? Durduğun noktayı başı say, dön de gel; sonu bulursun. Göğün bilinmeyen kısmı yok. Sana gerektiği kadarını ALLAH’ım gösterdi. Sonunu merak ettin. ben de merak ettim, amma hala sonunu bulamadım. Masayı açtık, merakı giderdik. Sorgun dünyayı almasın, merakın niyetini açsın. Sorgunun günü gelmedi, ağaçtaki meyve ermedi. Olmasını dilersin, ‘Erken olsaydı.’ dersin. Sabrı, sepete koyalım diye vermedi ALLAH. Kullandıkça değeri artar. Asmayı budadın, olayı büyütme. Asmayı budadın, kolunu sıvadın. Gücünü, duvarı yıkmaya değil, sıvayı karmaya harca. Düşünürsen bulursun, kuvvetini kimden alırsın? Kuvvet, yalnız yumrukta değil.

5 Çeşmeyi tutan da, testiyi dolduran da, ALLAH’ımın kuludur. Suyu içen de, yere döken de ALLAH’ımın kuludur. Ne var ki, içenle döken, kulluktan aynı nasibi almaz. Sorulan, içtiği kadar dağıtandır. Dökenden değil, dağılandan toplanır. Beklemeyi bilen, şafağı görür.

6 Yaprağın verilişi, ağaca süs olsun diye değil. Yemeyi değil, doymayı düşünen; ‘Ne olsa olsun.’ der, kuru lokmaya iltifat eder.

7 Sevdiğim kadar sevildim. Ne var ki, günümde sevmeyenlerime de sevgi verdim. Göçümden sonra anıldım, lekesiz sevildim.

8 Mayasını yoğuran, dal üstüne beden koyan; kuru dalda, ateş yerine gül verendir. Adı adına eşit, dünya halinde reşit, her olayda bulur kasıt. Güzellik, ölçüsüne verenin değil, görenin.

9 Her yaratılan, dönüşe uyar. Dünya-ay-kainat içinde her olay. Aslında verilen, senden uzak kalandır. Tutmasını bilmedin, denilene uymadın. Nasıl ki, cereyanı bilmeyen tutamaz. Elini yersiz koyarsa, cereyan çarpar. Gün geçsin, yerinme olmasın. Kulun ölçüsü ile ilgili değil, vakit gelmedi. Sabıra yer verene, sen de uy.

ALLAH’ıma emanet olunuz.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH