28 Haziran 1971
MEVLÂNA’yım ben!
1 Hoş gördüm. Benden yol alanın, olmuşa gün verdiği
bilinir. Yazı ile verilen, gelen günde değerini alır; sözle verilen,
gününde kalır.
2 Dağda biten ot, keçiye; ovada biten ot, şilteye. Dağdaki
ot yersiz mi, keçi dünyada değersiz mi?
3 Kuyuya vardım, derince; nimeti aldım, verince; mümin kul gördüm,
gönlümce; sohbet ettim, dilimce. Dilimden alan da var, alfabede kalan da,
sohbeti fala çeviren de. Olmadan gülene, düşmeden ağlayana; MEVLÂNA
ne desin?
4 Meyve yiyip, ‘Ermemiş.’ diyene, güleyim. Ermemişse, ne
kopardın; almış isen, ne yedin; yediysen, ne dedin? Kul her sözün ardına,
günahı koyarsa, sırtını ona dayarsa; sevabı asla bulamaz, çünkü iyi olanı
bilemez. Dağa bağ diksen, dallanmaz; bağa yalnız gitsen,
toplanmaz; üzümü sergiye koysan, ballanmaz. Kulu, ‘Eğiteyim.’ diye korkuya
koyarsan, güzelliği görmez, korku ona yer vermez.
5 OSMAN der ki: “Müstesna yol alanın, gönül ile uyanın yardımındayız.
Saz-söz, kula verilen dengeyi gösterir. Kulunun sözünden, niyeti bilinir.
Selamet bulasınız, dünyadan kopasınız.”
6 Kul huzuru; ne göç ile, ne de güç ile bulur. Bir el dengelemez, iki
elde koz olmaz. Her olay kademeli gelir. ‘Bu mudur?’ demeyin, verilene kusur
bulmayın. Ne verilen hatalı, ne görülen.
7 Yumuşak yolu bilen, bizden değil mi? Yumuşak kulu
gören, sizden değil mi? Saz demedik, söz verdik, GÜL’ü söz ile derdik.
Yanlışlık bizden gelmez. Hata ile kul cezalanmaz. Yeter ki hatasını bilsin,
‘ALLAH’ım affet.’ desin.
8 CAN sende, CAN bende, CANAN cümlede, cümlemiz CANAN’da. Olmuşu
bilelim, geldik bulalım, ‘Selamet.’ diyelim.
9 ‘Başkasına yazdırır mısın?’ demiştiniz. İzahını bu gün
aldınız. Memba kuvvetli olunca, yeri belli olmayan, toprağı yumuşak gelen,
aynı zamanda çok yerden kaynar.
10 Dünyayı güzel görmek; ne elde, ne dilde, ne gözde. Gönüldedir.
ALLAH’ıma emanet olunuz.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH