10 Temmuz 1971

MEVLÂNA’yım ben! 

1 Hoş gördüm. Sadelikten. YUYAN’ın CAN’ı gitmez, YUYAN’a sevgi yetmez. CAN’ın, CANAN’ın, CANLAR’ın sevgisi, hep bir olsun. Deyimi bilelim, güzeli bulalım. Sevgiyi bulmak için, güzeli görmek gerekir.

2 Sorulanın yerini gününü, senden değil benden alacaksın. Ne var ki, gelen ben değildim. Gelen de, vazife ile geldi. İmtihan birinci gün verildi, olay sükûnet ile karşılandı. Sen, mal için değil, CAN için üzüldün. Eğer izin verilmese, kalem tutulmazdı. Olayın güçlüğüne sohbet ile yetin.

3 Sohbet kula adım verir, her adım öteye götürür. Suyun akışına baksan, gidişine uysan; kendini deryada bulursun. Çünkü her akan su, deryaya varır. Akan suyun kimi uzundur, kimi kısa. Ne var ki, uzun olan, daha çok toprak sular. Ne var ki, uzun olanın, daha çok sabıra ihtiyacı olur. Kısa yol çabuk varır. Uzun yol diledik, uzadık-uzadık kıyamete kadar. HAK ile BİR olup, HAKK’a döneceğiz. KUR’AN, yolum; ULU’m, kolum; ALLAH, AŞK’ım.

4 Aslımız nedir? CAN ile CANAN, BİR’dir; CAN ile beden, ayrıdır. Neden CAN’ımı bedene mahkum edeyim, onun hükmüne gireyim? Beden sana uysun, AŞK’ıma tabi olsun. Yaprak, ağaçta daha parlak olur. Çiçek saksıda ise, çiçeği verimsizdir. Toprağa dik te gör, nasıl gelişir; kökü de bedeni de, hürriyete kavuşur. Mahkum olan, daima verimsizdir. Her verilen, alışıldığı gibi bakılır. Nasıl ki, kulu çatıdan dışarda bırakmazsın.

5 Cemiyetin hatası, bir kula yüklenmez. Denenler, dünya gürültüsü, senin sözün, onun gözü. Sevgiye ölçü vurulmaz, yaratılana söz edilmez, kendine güvenen beklemekten geri kalmaz.

6 ‘Hastalık.’ dendi, ne büyük hata. Kaderi öyle ise, sokakta ısırır, gine kudurur.

7 Hata bildiğini yapma. Ne var ki, kendini uzak tuttuğundan, öbürünü uzak tutmaya mecbur edemezsin, söz ile anlatırsın. Yumağı bükmeye, doğruyu göstermeye vazifen; söz kadardır. Sözden ötesi, sana düşmez. Hata ise, ALLAH’ım GÖRÜR. Senin hata bildiğin, belki hata değildir. Onun için, başkasına baskı, en büyük hatadır. Her kul, kendini haklı bulur. Hatayı bulmak için, karşındakini suçlarsan; hata çözülmez, daha çok düğümlenir. Müracaat kapısı, ALLAH’ımdır. Kula eziyet eden, YÜCE’den eziyet görür; hummalı olmak, kulu yanıltır.

8 Yenice elekten, tattırdı felekten, ne aldın kelekten? Yesin tatlı kavunu, salsın ele sabunu, ha onu-ha bunu. Ne dendi, ne söylendi, dönüldü aynı yere gelindi. Her ne olursa olsun, kul gönlü kırılmasın. Eş; kırılana göz yumsa da, karşında el bağlasa da; unutma, ALLAH’ım var. Elbet ALLAH’ım razı gelmez. Kul ne çekerse, kendi suçundan çeker. Hiç bir kul, öbür kulun hatasından yargılanmaz.

9 Yumağın hatası, büküşten ise düzeltemezsin; sarılıştan ise, elbet düzelir. Uyan ile duyan bir olur. Gören ile bilen, söz alır. Yaprak yeşil, huzur verir. Ağaç gölge duracak, gölgeye sığınacaksın. Sazımız yok çalmaya, davulunu vurmaya. Söz deriz, sohbet ederiz, sözü sana bağlarız.

ALLAH’ıma emanet olunuz.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH