10 Temmuz 1971

MEVLÂNA’yım ben!

1 Has bahçenin GÜLÜ’nden, büyük nehir suyundan; ne aldık, kime verdik? Seven önüne serdik, gelen kulun gönlüne girdik, sevdik, sevildik. ALLAH’ım RAZI olsun, cümleniz huzur bulsun; KABE rüyanız olsun, gidiş hakikate ersin; sabır anahtar olsun, AŞK’ınız kilit. Açılan kapıdan; CANLAR geçsin, CANAN’a varsın, AMİN. Aslını bilen, aslına varan birdir; bedene girenle, dünyaya düşen bir değil.

2 Çiçeği derersin, demet edersin, iple bağlarsın, hapsedersin. Ne var ki, ipliğin de aslı nedir? O da çiçektir. Asıl olan, vazife edilendir, vazifeyi bilendir. RUH’unun aldığı, gönül dediği; AŞK ile beslenir. MESNEVİ; AŞK’ın salatasıdır, iştahını açar. Huzur; bedenin salatasıdır, dağılmasını önler, çiçeği bağlar. Her kul bilse, kendini bağlayan ipe söz etmese; huzuru bulur. Kulu bağlayan; beraberlik, bağlantı. Huzur alan, yolumuzu bulur; çünkü, huzurun nereden geldiğini bilir.

3 Sohbeti açar, demeyin ‘MEVLÂNA sohbetten kaçar.’ Sohbeti kıyamete kadar susmadan sürer. Ne var ki kulun bedeni var. Kıyamete kadar sohbete, kulun bedeni dayanmaz. Uykusu gelir, işi olur, hep nasıl oturur? RUH’u, oturma ile beslenir, sohbet sohbete eklenir. Beden, dünya aşına. Bedenin dinlenmesine gereken zaman ayrıdır.

4 Güçlük, çözmeye çalışmadadır. ALLAH’ıma havale edersen, güçlüğü yenmiş olursun.

5 Hatır almak, kulu sevmek; ALLAH’ımın LÜTFU’na ermektir. Sevdiğin kadar sevilirsin.

6 Gördüğün, yerde kalsın; duyduğun, sende kalsın; bildiğin, bana gelsin, cümleye dağılsın. Bildiğin eğer, kulun hayrına ise.

7 “ALİ’yim geldim, sözü aldım. ER ile ar bir olmalı, yudum alan bunu bilmeli. Kuluna ettiğim söz, ALLAH’ımın verişi değildir, eğer kötü dersen, yerimi veririm, dinlenmeye vakit olmadan, gelen etrafa bakmadan.

8 ALİ’yim. ALİ oluşum, müstesna yaratılışımdan değil. AŞK’ım söylenir, bedenim dinlenir, RUH’um demlenir. Soluk alanla veren, hep birdir; aradaki beden farkıdır; sen ile ben gibi. Anladığın gibi değil. Hasır neden yere konur? Bedeni rahat ettirmek için. Hasır olmasa da oturulur. Kul her zaman rahat etmeyi düşünür, onun için çalışır didinir. Bir saatlik oturma için, bir ömür koşunur.”

9 Huzur aldığın gibi, kula da vermeyi bil. Almaktan çok vermeyi bilen, huzuru aldığı kadar aldırır da. Ne var ki; ‘Ben alayım, senden bekleyim.’ diyen yanılır, beklediğine yük olur. Yükün verdiği ağırlık, belki o kula hafifletilir; sana vereceği ağırlığa dayanabilirsen.

10 Günümüz, günlerin en güzeline bakar. Güneşin verdiği, kendine değil hep sana. Toprağın verdiği, kucağında beslediği, hep sana. Hep sana verilir de. OMAR der ki: “ ‘Hep bana.’ diyen, hepsini bölüşendir; hepsini bölüşen, ‘Dünya.’ diye savaşandır; ‘Dünya.’ diye savaşan, boşuna uğraşandır. Dünya; ne sende-ne bende, ne gelende-ne gidende; dünyaya gelende, AŞK’ı gönüle doğanda. Dendiği gibi, döndüğü gibi. Kâinat senin, sen kimin? Şarabı içersin; sen mi içtin, şarap mı seni içti? Sen içti isen, suyun akışına uydu isen; güzel. Şarap seni içti ise, çukurunda boğdu ise; büyük kayıp! O zaman, ‘Dünya.’ diye savaştığına yanarsın.”

(Resim verilir: GARİB)

11 Adı inen verdik, GARİB’i çizdik. Yapanı sorana deyim, adını vereyim. HAZRETİ OMAR. Korunduğunu bildireyim GARİB’in. Elbet ses ile değil, ÖZ ile.

12 NUMAN der ki: “Gelenle-gidenle, sohbet edenle, hep beraberim.” Cümle ile geldik, selamladık durduk, aldık-verdik-ilettik. Cümlesi duacı oldu, dendi ki: “Kuruntu edilmesin, dünya sargısı sarılmasın. Açılacak, çözülecek, aydınlığa çıkılacak.” Her sorana dedim, günün güzelliğini, gelen güne bağladım. Hayır cevabı almayı dileyen alacak. Hepinize dedim. Her olayın açığı olsa, ‘Gökyüzüne bak.’ derdim. Gelenlere sevinin, gönülleri yıkayın. Cümleniz ALLAH’ıma emanet olasınız. Cümlemiz, cümlenizle. Sizde sevdiklerinizle, çocuklarınızla. Cümleniz cümleyi severseniz, bir demet çiçek olursanız; bağınız ben olayım. Olgunluğun görüntüsü, verilenin bilintisi. Dileyen alır, dileyen demetten dışarıda kalır.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH