7 Ağustos 1971
MEVLÂNA’yım ben!
1 Hummalı olmadan, gül. Gülün dikenini
söz etmeden, gel. Gelenle gülenin, yolumuzu sevenin; yumağına el verdik, cümleyi
selamladık.
2 Kahır edilmesin, ‘Dert.’ denilmesin. Hata görülse de, en baştan
silinsin. Paketi yaparsın, çok sıkarsın; hem bağını koparırsın, hem
içindekini bozarsın. Karar ile sarınız; ne çok sıkınız, ne gevşek bırakınız.
Dediğim, yolda kula da teşmil edilir. ‘Sevene, sevenin sözü geçer.’
denilir, öyledir. Kula yol verenden sorarsan; kul yolu kendi bulur, yolunu
aydınlatan ULU’sudur. Bir gemi mümin olsa, hepsi gemiye dolsa, denize fırtına
gelse; mümin, kurtuluş için ne yapar? Elbet ALLAH’ından yardım diler. Nasibin
öyle ise, bardaktaki su dahi seni boğar.
3 Koyun olsa, yolu verse, gider misin? Yolunu versin, karınca olsun. Koyun
sürüsünü güder misin? Güdenden olmak için, VEREN’den kaftan almak gereklidir. Koyun
sürüsü dedim, kuzu sürüsü değil. Kuzuya koyun gerek, koyuna çoban gerek. Ben
koyun, siz kuzularım. Çoban ALLAH’ımdan fistan alan, kaftan giyen PEYGAMBERLER.
Koyunun postunu giyenler, ‘ALLAH’ım VERDİ.’ diyenler, VERDİĞİ’ni
bilenler. Postun manası, koyun oluşundan. Otur posta, selam ver DOST’a.
4 Kurumun verdiği kara, seni boyamaz. Kumun verdiği hata, seni
kör etmez. Kum göze kaçar diye, çöle girmez misin? Gamlı değiliz,
denliyiz. Çöl gecesine, kendini hazırlamaz mısın? Hazırlamayan üşür. VEREN’in;
yerinmekten uzak kalındığı an, daha çok verdiği görülür. HAZRETİ
YUSUF der ki: “ ‘Güzel değilim.’ diyen, ALLAH’ımı inkar edendir.” Gerçek olan,
yönünü bulandan söz alandır. Muhayyel değil gerçek. Kuyuyu açtı isen,
düşünme; ‘İşin bitti.’ deyip, örtme. Üstüne kapak vur, yürü; arkadan
belki gelir, sürü. Onlar da sebeplenir, sevabı sana olur. Kör kuyu bulan, nasibinin
kıtlığından; kaynak suyu, müminin yumuşak toprağından. Denizdeki
fırtına seni korkutursa, göle git. Vurgun, kırgına gelmez. Kırgın, kuluna gülmez.
Olgun kulu, dalga sürmez. Çünkü olgun kul, ehli değil ise dümene durmaz. Onun
için dedim, ‘Kendine güvenmez isen deryayı düşünme, sırtına başka
kulları yüklenme.’ Dediğim, yolu bilmeden ‘Bilirim.’ diye çağıran,
kulları yanıltan. Dileğim, her kul elensin, elekte toz kalmasın. Sabırdan her
kul, bol nasip alsın. Güçlük yok. Sabretmeyen, dünyayı dar bilendir. Kuyunun verdiğini
aldık, arkadan gelen sürüye verdik. Biz de deryanın yolunu bulduk. Sahilinde gezeriz,
taşlık değil. Yemin, yolumuza durmaz. ‘Hak yedi.’ demez. Haram tattırmaz,
suyun akışını durdurmaz. Seymenin türküsü, sıladan olur. Sıladan gidenden,
sanma yol sorulur. Yolu bilmez ki, sana desin; gidenle bir olsun, yardımcı gelsin.
Kumunun verdiği, yolunu bilendir. Yol bilmeyene, asfalt döksen bulamaz. Yol,
yumağı götürür, dilediği yeri buldurur; nefsini hayatından çıkardığın
gün. Nefis; sadece kendini içine aldığın gün, dünyada kaldığın gündür.
Sen nefsine hükmettiğin gün, ahireti bulduğun gündür.
(Bu
tebliğin sonu bulunamamıştır)
teşmil: kapsamına alma,
genişletme, yayma.
denli: ağırbaşlı, sözleri ve
davranışları ölçülü olan (kimse)
muhayyel: hayal gücüyle
yaratılan, hayal edilen