7 Ağustos 1971

(Bu tebliğin başı ve sonu yoktur)

1 Hummalı olunmasın, kul kuldan ayrılmasın. ‘Geldik göçücüyüz, dünyadan geçiciyiz.’ derseniz, kulu kula vurmazsanız; son gün gelende ‘Ah!’ diye ağlamazsınız. ALLAH’ım kuluna, ömür boyunca darlık vermez, kulun dünya sevgisini silmez. ‘Hep dertliyim.’ diyen yanılır, darlığı kendi uydurur. Konuk yerde kalmaz, kul dara düşmez. Konuk nasibi ile gelir. ALLAH’ım kulunu kuluna yük etmez. ‘ALLAH’ım.’ diyen, konuğa yüz çevirmez. HAZRETİ OMAR der ki: “Yerini bulan cemiyette, kumunu eler kainatta. YARATAN’ı neden severim? YARATAN’ı gördükte, RUH bedene girdikte.”

2 Dilek gönülden olmalı, dile düşmemeli. Dile düşen, ağaçtan yere düşen ham meyveye benzer. ALLAH’ımı dileyen; kulunda görsün, ‘Sevdiğimi bilsin.’ demez. ‘Sevgi, beden kafesinden taşmaz.’ dersen; sen demedin mi, açığa vurmadın mı? Ben görüşümü söyledim. AŞK’ımı deseydim, dışarı vursaydım; kainat ateş alırdı, bedenim kavrulurdu. Benim gördüğüm, dünyada hala mevcut. Ne var ki, gören var, görmeyen var. ALLAH’ım görenden etsin. Ben yandım AŞKI’na, sizleri de YAKSIN. Kul, niyetini niyaz ile dilesin, zulüm ile değil. Huzurunu doğrulukta bulsun, niyetinin önüne perde çekmekle değil. Olayı, desteğe bağlamak gerek.

3 Dönük olanın, konukta gözü olmaz. Konuğa su verenin, ömründe duman kalmaz. Olanın-gelenin, sorusu edilmez. Anaya üzüntü katılmaz. Kumunun vergisidir, ananın kaygusudur. ‘Günlük-güneşlik yolun, günde gani.’ desen bile, huzurun yerindedir. Dumanı görsen bile, yerini-yolunu düşünceye dek bozma, gezip-gezip te yozma.

4 Kuşun yüreciği küçük diye, sevmesini bilmez mi, fil kadar sevgisi olmaz mı? HAZRETİ OMAR der ki: “Her olay, bohça misalidir. Asla dört ucu bir araya gelmez. Kul da niyetini, dört uç bir arada beklemesin. Bir ucu varsın, açıkta kalsın.”