|
17 Ağustos 1971 MEVLÂNA’yım ben! 3 Kozayı açan, kelebek; ipeği seçen, kuldur. Kuyuyu açan, kul; suyunu veren, ALLAH’ımdır. Kozadan çıktı diye, kelebeğe taç verilmez; ipeği seçti diye, kulu tahta oturtulmaz. Ne gül bahçeyi süsledi diye gururlanır, ne su çiçeği suladı diye köpüklenir. Köpük neden olur? Hızdan. Bahçeye verilen su hızlı akıtılmaz. Yerden kaynayan su, ne kadar kuvvetli olsa, etrafa saçılmaz. Kendi kaynadığı yerde yürür, yürüdükçe çiçekleri sulandırır. Yüksekten inen su, köpüklenir. 4 Mayası HAK ile yoğrulan için, endişeye yer yok. Mayayı
yoğuran, pişirip kotaran. Yer yerinde, kul dilinde. Verileni ALLAH’ımdan
bilene derim. Kapıyı açan, pencereden bakana. GARİB. Bildiğini
sorduğunu gördüm. Hatıra olmaz, yazılan. Hatır için söz demem demektir.
Suyun aktığı yerde çamur var diye, üzüntüyü mal etme. Ne çamur olur, ne su
eksilir. Suyun aktığı yer, kendini akıntıya göre hazırlar. Kulun gücü, onu
sadece süsler. Camiye, bina diye değil; yumağımın suyuna paklık
versin, RUH’um yıkansın diye girilsin. Kula üzüntü verip ibadete sığınmak,
seni paklamaz. Koruk, her ne kadar ekşi ise de, beklersen tadını alır.
Hayır olacak, GARİB kulu gülecek. Nazanı, NAZLANDIRAN’dan ayırmak; kulun
gücü yetmez. Hummalı olan, konuyu ters yönden açanlardır. Hepinize demez miyim,
sözümü vermez miyim? Dargınlık, dünya günümde dahi mizacımdan uzak idi. 5 Deliden kaçınmak; VELİ’yi duymamaktır, yoluna uymamaktır. Deliyi yersiz bulma, ‘Hayasız.’ deme. Yerden mi, AŞK’tan mı deli olduğu bilinmez. Kaçana ‘Dur.’ deme, kimden kaçtığı bilinmez; durana ‘Yürü.’ deme, kimi beklediği bilinmez. Şu demektir; kimseye el-dil-göz atma. Kimsenin durumu, kimseyi ilgilendirmez. 6 Sana benden söz, attım gönlüne göz. Gemiyi alan, ‘Kaptanım.’ diyen; yerini bilir, dalgaya-fırtınaya dümeni çevirir. Üzüntüsüz günler sana gelir. ALLAH’a ısmarladık.
|