17 Ağustos 1971

MEVLÂNA’yım ben!

1 Huzur arayan, suyunu yerinden uzak görendir. Huzur, aranmaz. Huyunu bildiğine, kumunu elediğine hummalı yol verilmez. Yumuşak yumak. Yumakta düğüm, her kulda olur. Yumuşak olan, sabırla çözer. Olmuşsa yumağın yerinde sözü, kulun var ise dünyada gözü; dert, yürümekle tükenmez. Duvar bütün çıkılmaz, duvara destek konur, gereken yerine pencere açılır. Her duvara pencere yeri tanı, her olayı yerden tavana özgü diye kabul etme. Cümleye. Pencere neden açılır? Etrafa bakmak için. Açıklık, her olayın bünyesine girer. Huysuz olan, ‘Duvar öreyim.’ diyen; pencereyi düşünür, ‘Destek olmasın, vakit geçmesin.’ denir, düz duvara gönül konur. Çünkü başlanılan duvarın örülmesi kolay gelir. Olayı çarşaf diye açan, iki ucunu değil dört ucunu gerer. Bir ucu bırakılan, pot verir. Aştımı duvarı, bırakın arasın davarı. Müsterih olasınız, derde yer vermeyesiniz.

2 Meyhane, MEYDAN’ı aratır. MEYDAN kulları sarar, mümin kulları toplar. MEYDAN’ı bulan, olaya göz atmaz; ‘Yolunu ALLAH’ım verir, her kulunu düşünür.’ der.

3 Kozayı açan, kelebek; ipeği seçen, kuldur. Kuyuyu açan, kul; suyunu veren, ALLAH’ımdır. Kozadan çıktı diye, kelebeğe taç verilmez; ipeği seçti diye, kulu tahta oturtulmaz. Ne gül bahçeyi süsledi diye gururlanır, ne su çiçeği suladı diye köpüklenir. Köpük neden olur? Hızdan. Bahçeye verilen su hızlı akıtılmaz. Yerden kaynayan su, ne kadar kuvvetli olsa, etrafa saçılmaz. Kendi kaynadığı yerde yürür, yürüdükçe çiçekleri sulandırır. Yüksekten inen su, köpüklenir.

4 Mayası HAK ile yoğrulan için, endişeye yer yok. Mayayı yoğuran, pişirip kotaran. Yer yerinde, kul dilinde. Verileni ALLAH’ımdan bilene derim. Kapıyı açan, pencereden bakana. GARİB. Bildiğini sorduğunu gördüm. Hatıra olmaz, yazılan. Hatır için söz demem demektir. Suyun aktığı yerde çamur var diye, üzüntüyü mal etme. Ne çamur olur, ne su eksilir. Suyun aktığı yer, kendini akıntıya göre hazırlar. Kulun gücü, onu sadece süsler. Camiye, bina diye değil; yumağımın suyuna paklık versin, RUH’um yıkansın diye girilsin. Kula üzüntü verip ibadete sığınmak, seni paklamaz. Koruk, her ne kadar ekşi ise de, beklersen tadını alır. Hayır olacak, GARİB kulu gülecek. Nazanı, NAZLANDIRAN’dan ayırmak; kulun gücü yetmez. Hummalı olan, konuyu ters yönden açanlardır. Hepinize demez miyim, sözümü vermez miyim? Dargınlık, dünya günümde dahi mizacımdan uzak idi. 

5 Deliden kaçınmak; VELİ’yi duymamaktır, yoluna uymamaktır. Deliyi yersiz bulma, ‘Hayasız.’ deme. Yerden mi, AŞK’tan mı deli olduğu bilinmez. Kaçana ‘Dur.’ deme, kimden kaçtığı bilinmez; durana ‘Yürü.’ deme, kimi beklediği bilinmez. Şu demektir; kimseye el-dil-göz atma. Kimsenin durumu, kimseyi ilgilendirmez.

6 Sana benden söz, attım gönlüne göz. Gemiyi alan, ‘Kaptanım.’ diyen; yerini bilir, dalgaya-fırtınaya dümeni çevirir. Üzüntüsüz günler sana gelir.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH