22 Ağustos 1971

MEVLÂNA’yım ben!

1 Hayır ile ananın, uzun yoldan gelenin; duacısı olduk, sorusunu bildik. ‘Geç.’ demesin, güçlükten çekinmesin. Dünya sözü, vursan sazı, dersin ‘Konsa adı.’ O da olur, deme ‘Geç kalır.’ Sebepsiz olmaz, meraka yer kalmaz. Olmasını dilediğin, yumağına bağladığına derim; kumun ötesinde sorduğun. Kumun ötesinde, ULU’su. Rüyasına gelen. Şüphe edilmesin. İsim vermek, bana değil gelene düşer. Unutulmasın, gelen ABDÜLKADİR GEYLANİ değil; ne var ki, onun yolunun PİR’lerinden. Nimet değil ki, dilenen. ALLAH’ımdan istensin, kendisinden sorulsun. Yumuşak yol yürüdüm, niyetimi sürüdüm. Sürü ile bir oldum, ‘Çoban.’ dendim yoruldum. Beden yoğunluğu değil; yormak, üzerine yakıştırmak. Suyun akışını durduramazsın, iman eden kulu döndüremezsin. Yanan kulu, bardak su ile kandıramazsın. ‘Delice.’ dediğin, sözünü ettiğin, ağaca namzettir. Söz benden, açıklamak sorandan. ‘Uygun değil.’ dediğin, uymayı değil, duymayı düşünür. Kapı her gelene açılır. Daha önce dedim, sana söyledim. ALLAH’ım, her kuluna mertebe bildirmez. Kulun dileği, öğrenmek değil, varmaya çalışmak olsun. Rüya güzel. Olan da, seni hoş saran da. Şüphe etme, ‘Acaba?’ deme. Gördüğün gibidir. Sağ el ile aldığını, sol el ile ver. Verdiğini, diline verme, aklına koyma. Bir elin versin, öbürü unutsun. Suyunu değil, elini aç. Aynayı yerinde, yumağı yüzünde açarsın. Aynayı sorana deyim. Yüzünü gören, gönlüne ölçü verendir. Niye şüphe edersin sevgisinden YARATAN’ımın? Yanlış anlaşılmasın. Şekle değil, ÖZ’üne değer verin. Şekil, kulun benzetmek istediğidir. ÖZ, YM olumun verdiğidir. Şekli dileğince çevirebilirsin, ÖZ’ü olduğu gibi görürsün. Oluşum bölüşülemez. Benden değil, cümleden söz ederim. Samanlığa girsen, suyu akıtsan, samanlar üstte kalır. Samanlığı ateşe versen, hep birden kavrulur. Yerince söylenir, dünya samanlık özünde misal verilir. Dünya kulunu verdim. İman verilir, yakın gelen görülür. Ateş verilende, yerince alev alır. Yumuşak yol alamayan, mümin yolu bulamayan; son günde, YM mi gelir? Taşlama değil, haşlama hiç değil. Dediğim, başlamadır. Başlayan görülür, sözümüz çözülür. Uygun düşer deyime. Sunduğum alındı. Ne var ki, günde görülenden eksik. Gelene göre uyacak sözüm. Geleni bekle. Hayır ile beklensin, sabıra yer verilsin. Gönül yolu ile arayan bulur, dileyen görür.

2 Dünya yeri, kulun yerini doldurmaz. ‘ALLAH’ım onu sever, dileğini oldurur.’ dersiniz. ALLAH’ım, yarattığını, sevdiği için yaratır. Sevdiği ile dünyayı paylaşmaz. Ahireti kazanan, gözünüzde yücelsin. Bilinenle yetinilsin. Ahireti kazanan kulu aramayın. Kazanan, yeterince gösterilir. PEYGAMBERLER verilir, EVLİYALAR görülür; ahiret yolcuları oldukları bilinir. Sevabını ara, günahını değil. Seversen, bilirsin. Seversen, görürsün. Seversen, yerini verirsin. Sevmeyi bilenle, yolunu bulan birdir. ALLAH’ımdan geleni sevmezsen, ALLAH’ımın verdiğini görmedin derim sana. Yazımız sevilir, gönüle konulur. Gelenle beraberiz. Sevdiğin kadar sevilirsin. Sevdiğin kadar anılırsın. Gönlünde olanla beraber olasın, olacak bilesin. Sahife bitmese de, söz yetmese de, günler kalmasa da; ateşiniz yandığınca, meclisimiz kurulur, gelenler görülür, ağacımıza yaprak eklenir. Eşi de gönül ile eklenir, meclise beklenir. Gelsin gelmesin, gönülle katılsın. Mümin olan bilir, gönül yolu tez alınır. Mani yok sorduğuna. ‘Olmazsa?’ dediği, yanlış olur, neticeye bağlanır. ‘Yetti otuz yıl.’ demesin, daha beklesin, adını verecek. Olmuş denilen, dendiği gibi, GARİB, görüldüğü gibi. Gelenleri bekleyelim, sözümüze ekleyelim. Dileneni verdik, ‘Versek mi?’ demedik. ‘EYVALLAH.’ dedik, eli göğse koyduk. Selam sizlere bizlere, ALLAH’ımdan gelenlere. Gelen kim olsa, seven PİR olsa, sayılı değil. Seçilen gelir, sevilen hep bir olur. ‘ALLAH.’ dedik, diz vurduk; hep bir olduk, meclisi kurduk. Andığında geldi, “Vermeyi bizden, almayı sizden olsun.” dedi. Verenden alan sorulmaz. Almakla-vermek aramızda, MEYDAN niyetinizde. Ne aldı isen, onunla geldin. Mideni bedene koydun. Aklın ölçüsü, mideden geçmez. Gönülün katkısı, kainata sığmaz. ALLAH’ım affetsin.

3 Kulunun niyeti sorulsa, dünyanın dönüşü değişir. Dünyanın öğüdüne, kulun yaşantısı katılır. Dünya döner, kul öğütür. ‘Her gelen, vazife ile gelir.’ dedim daha önce, kumun tanesi dahi. Duman dağıldı, kulu eğildi. Eğilen korkudan değil, sevdiğinden elbet. ALLAH’ımın VARLIĞI’nı bilen, neden korksun? O'na sığındım da, O'na vardım. VERDİĞİ’ni sevdim de, vardım. VERDİĞİ’ni bildim de, vardım. ‘Sen-ben.’ ne demek? Elbet cümle bir yumak. Meyhane sarhoşluğa, mey içmeye. İçmeyi dileyen, O'nu bulmaya koşar. Meyhaneyi, sarhoş evi demeyin. Meyhaneyi dünya ile bir edin. Dünyayı zindan sanmayın, ‘Kula haramdır.’ demeyin. Haram olan, haram edildiği an, men edilendir. Men edildiği an, zaten eline alamazsın. Kul hatasını bildi ise, AFFI’nı gördü demektir. SAHİB’im olan ALLAH’ım, elbet niyeti görür. Dileyen, kendi için dileğini alamazsa, cümle için dilesin. Cümlenin aldığından, sen de nasip alırsın. ‘Yalnız bana.’ diyenin, nasibi kıt olur.

(Resim verildi)

4 Dileyen dedik, dize geldik. Dize gelen, resim dileyendir. ABDÜLKADİR GEYLANİ HAZRETLERİ’nin gölgesinde. Rüyasına gelen, hurmanın ötesinde. Adını kendi verecek. Resimdekini rüyada görecek. Varlık bize, sağlık size. Duanı unutma. ‘Sarhoşum.’ deme. Düşündüğün zaman, sarhoşluk sende değil, sarhoşluktasın. ALLAH’ıma emanet olasınız, sarhoşluğu bırakmayasınız.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH