26 Ağustos 1971

MEVLÂNA’yım ben!

1 Hasretini alanla, kaderine uyan birdir. KUDRETİ’ni bilince, ‘Gelen gider.’ deyince; her yol bir gidiştedir, gidişi görüştedir. Gelenin selamı var, dönenin kelamı var. Kahır ile, kaybına ‘Yersizdir.’ demeyen; kazancını görür. Saman çöpü ile gelmez, gelse de yer doldurmaz, ağırlık vermez.

2 Tavan niye örtülür? Dört duvarı dengelesin diye. Görgü niye sevilir, kula yardımcı olur diye. ‘Bende hepsi var.’ diyen, kendini hazır görendir. Camın yapılışı, çamın dikilişine uymaz. Çamın verdiği havayı, cam ardından alma. Cam ne kadar gerekli ise, çam ile bağdaşmaz. Senin zararlı gibi gördüğün her şey, aslında gereklidir. Yaratılamaz. Aymak, ne çamın havasından, ne camın yasasından. Çam dikilir, kendi halinde büyür. Cam kapıya takılır, kulu kendine vazifeli kılar. ‘Kendine beni esir etti.’ demeyin, kula söz söylemeyin. Cam ve çam misali. Sen ona hizmet edersin, amma o da senin dört duvarının geçidi olur. Kolun vergisi, kulun kaygısı olmasın. Sarnıca balık atsan, ‘Beslensin.’ desen; ölüsünü bulursun. ‘Sudur?’ dersen, balığa dünya olacak su değil. Atın verimi, alışından değildir, görgüsündendir.

3 Yuvayı yapan dişi kuş ise de, çatıyı örten erkek kuştur. Yuvanın temeli denmesi budur. Kadına söz edilmez, bilinsin. Duvar olmasa çatı vurulmaz. Ne var ki çatıya levha konmaz, duvara çakılır, sıvası dökülür. Olay budur. Çatıyı zayıf görürsen, ortaya çatma koyarsın. Kadın, her dünya gününde fedakarlığını gösterir. Fedakarlık, kula yersiz. Fedakarlığın tarifini bilmeyince, söz söze çatışır. Fedakarlığın tarifi; sevmeyeni sevdin mi, sevgiden mahrum kaldın mı? Kaldığın dünya kulu, aldığın YÜCE’nin YOLU. Fedakarlık yine yok, kazanç çok.

4 Söz bağlandı. Gelen kimdi bilir misiniz? Söz ciddiye bağlananda gelen HAZRETİ ÖMER olur. Gümüş yolun açısı, altın yolun kapısı olsun. Kabın içine konan yağ ile su, sebze ile et karışır, pişer. Ne pişerse pişsin, kaşığına gelsin, mideye girsin. Söz edilmesin, ‘Böyle olsa?’ denilmesin. ‘Kulu terbiye edeyim.’ diyen, yıkanmış çamaşıra ütü vurandır. Çok kızgın ütü vurursan, sararır. Yakandan olma. tutandan ol. Ütüyü derim. Kasıt ile yapılan; kaideyi bozar, çatıyı çemberinden çıkarır. Neden ‘Erkekten.’ dersiniz, binayı olduğu gibi almazsınız. Kulunun aldığını, ALLAH’ım VERİR. Kulunu, ESİRGEYEN GÖRÜR. Çamın gövdesi, yuvaya sırt verse de; sen yine duvarını koru, dıştan gelen desteğe güvenme.

5 Gecede söz yetsin, sunduğum bilinsin. Baktığın yerde ne görsen, sevgini alsın. Azlıkla yerinme, çoklukla gerinme. Güzelliğe güvendiğin gün, kaybına imza atmış olursun. Evvel O'ndan aldığım, son nefesin verdiğim, ‘Dünya.’ deyip gördüğüm; hep O'nun NURU idi. NURU gönülde kaldı. Nardan gelmesen, NURU’nu bilemezsin; nazına katlanmasan nazanı bulamazsın. Dünya yaşantısı, nazıdır. Dünyada ne görürsen, nelere katlanırsan; dünyanın sana nazıdır. Güçlük, duman dağılıncaya kadardır. Nasıl ki ocağı yakarsın, dumanı tüter, dumanı geçer kor olur. Beklemeyi yol bil, ‘Kalırım.’ deme, gününü sorma. Güğümün boş iken verdiği ses, gürültüdür. ‘Dolsun.’ dersen, kaderinin yoludur. Eğer kaderinin güzelliğini, güğümün boşluğuna veya doluluğuna bağlarsan, yanılırsın; bir lokma ekmeği, bir ömre harcarsın. Yavaş-yavaş bellenir, ahiret kapısı beklenir. AMİN.

6 Kaderin kapadığı yerde ömür biter. Ağaç yaprağının dökülmesini diler mi? Yumuşak yolun yolcusuna, yumuşak söz edilir, ne var ki naz ettiği görülür. Naz, nazana yapılır. Nazan da, sevgilidir.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH