|
26 Ağustos 1971 MEVLÂNA’yım ben! 1 ‘Yolumuzu alana, yerimizi bulana.’ desem yersiz. Yolumuz da, gönlümüz
gibi her gelene açık. Denmesin gidene, ‘Hak.’ denilsin kuluna. CAN bedende
oldukça, ‘Dünya güzel.’ dendikçe; gezmek görmek helaldir. Hak elden gitmez, HAK’tan
uyan yanılmaz. Yanlış gibi gelse de, arabanın tekerleği fırlasa da;
yol aynen gider, kul yoluna devam eder. Aşını yersin, ‘Ne tatlı.’ dersin,
tadını vermek için acı biber de koyarsın. Hayatın tadı, acı karıştıkça bilinir. Gürleyen suyun
akımı çoktur, yıkımı olsa bile. Yediğin sende kalsın, dediğin benden
olsun. Sohbet soframız kurulsun, çorbaya kaşık atılsın. Çorba kaynarsa,
kapak oynar ses verir. Yumuşak kaynayan, geç pişse de ses vermez. 2 Asmayı yerinde gör, duanı serinde ver. Ateş yansın kor olsun, duman bacadan gitsin. Ahdini, güdüme değil verime harca. Tutana değil satana. Ahd ile baht beraber olmaz, dileğine uymaz. Ne var ki, uymasa da hayırdır, uysa da. Aşağı inen, dönüşü düşünür, aştığı yeri sayar. Yukarı çıkan, bastığını sayar. Bir tepsi aşı sofraya sunarım. Yolun gidişi, kulun görüşü; benden sorulmasın. Bildiğinizden ayrı değil, hususiyet olmadı. Bildiğiniz yerde, bildiğiniz kadar kalsın. 3 Uykudan kalkarsın; bahaneyi, ne havaya ne bedene yormayın. Akan suyun gürültüsüdür uyutmayan. Uykudan şikayetçi olan, ibadet ile geçirsin, gününü boş harcamasın. Ne var ki, uykusuzluktan şikayet eden her kul aynı yolu tutsa, boşluğu doldurur. ALLAH’ım cümleden RAZI olsun. Uzaklık sizin gözünüzde, sevdiklerimiz bizim gönlümüzde. Sofra kurulur, aş konur; hangi kul gelmez, aşa el atmaz? Meğer ki hasta olsun, tatlı aşa küskün gelsin. 4 Gemiye kaptan olsan, dilediğini alsan, ‘Alır mı?’ diye düşünme. Alabildiğince dolar. Gönlünü hoş tut, gayeni boş. Yuvanı boş etsen, günün hoş olmaz. Kumun ettiği değil, güttüğüdür asıl olan. Kum, rüzgar ile eser, gözüne kaçar, canını yakar. Kum kötü müdür? Sebep rüzgardır. Rüzgar kötü müdür? Olacak, gelecekten sorumsuzdur. Gelecek, gidecekten sorumsuzdur. Akacak nehir, depoya konmaz, ‘Akmasın.’ diye saklanmaz. Akacak, duracaktan sorumsuzdur. Olacağa uyalım, ‘Sert geldi.’ demeyelim, sorumlu kılmayalım. Şeker alırsın yersin; sert olanı da seversin, yumuşağı da. Dendiği gibi dişinle ezmezsin, ‘Diş kırıldı.’ demezsin. Şekeri ye, suyu iç, ‘Oh ne tatlı imiş.’ de. Güçlüğü sen kaldıramazsın. ‘Ağır yük.’ dersen, dediğini nasıl kardırırsın? Tutan anlar, tadan bilir, ‘Tatlı idi.’ der, içine sindirir. Yol adınla açılır, taş adımla geçilir, el verirsen tutulur. Gayret gösteren, kuvvet bulur. Yumuşak duran, muradını alır. İki taş çarparsa kırılır. ALLAH’ıma emanet olasınız. Gayretini görendenim, almasını bilendenim. Taç giyen diklenmesin, taht gören yere inmesin. Sunduğum, gönülden çıkmasın. Merakını kenara ayır. Beden olsa da, sana gelse de; kul ayırma, taç giydirme. Her kul birdir. ALLAH’a ısmarladık. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
|