|
14 Eylül 1971 MEVLÂNA’yım ben! 1 Yolları düz dedik, hat çizdik geçtik, döndük dolaştık, gine de buluştuk. Uzak kalan olmadı, beden RUH’suz kalmadı. Beden dünyanın malı, RUH’un kafesi değil mi? 2 Koştuğun nedendir? Tez varmak için. Coştuğun nedendir? AŞK’ının ateşinden, gücünün yetişinden. Gittiğin yerde durdun, yönünü YÜCE’ye döndürdün. ‘ALLAH’ım SEN’den.’ dedin. Dediğin duyuldu, duan kabul edildi; dileğin, makama havale edildi. ‘Aslından dönülmez, dedikten çıkılmaz.’ demekten maksadım; dediğim bildiğimdir, yazılanı gördüğümdür. 3 Kumu yumuşak yol bilirim, seni de götürürüm. ‘Olmasını yürekten
andığın olacaktır.’ derim. Mayısı söyledim. Sorduğundan değil,
bildiğimden söylerim, ‘İzin gelse.’ derim. Neden sabıra yer
vermezsin? Nasıl olsa görürsünüz. Denize ağ geren, ‘Balık alsam.’ diyen;
ne geleceğini bilir mi? Konuyu seçmezsin, ‘Ağaçlar olsa.’ dersin,
ağacın gölgesinde uykuya dalarsın. Yürümeyi dinlenmeye bırakırsın. Kapıyı açanı
gördüm. Asmayı denedin, ‘Olmazsa?’ dedin. Olacağını gördüm, sana da bildirdim. 5 MEVLÂNA olmayı, musalla için yumağıma yer etmedim. Yumuşak yolu, mertebesini alayım, ULULAR’ın arasında olayım diye değil; O’na varayım diye. 6 Olmuşa yol göstermek yersiz, durmuşa ‘Yürü.’ demek yersiz. Dileyen arar, yolunu sorar. Sorana, bilen bulunur. Aymayı yumağına çeviren, geç dahi olsa kazançlıdır. Suyumuzu yerinde bulduk, membaını yerinde akıttık; dileyen gelir. Yumuşak yol dedik. Membaını bulan, kaynağına desti tutandır. 7 Yumurta yumuşak değil, ne var ki dönüşe dayanır, vuruşa değil. Sert olsa, kumda yuvarlarsan kırılmaz. Sert kulu misal verdim. Kumda yuvarlarken, dikkat etmek gereklidir. Önüne taş gelmesin, kırılıp bulaştırmasın. 8 İnan, iman, sevgi ile bağlıdır. Biri çözüldümü, öbürü işine yaramaz. Sevgi de manaya olan sevgidir, maddeye değil. 9 Mayayı kim yoğurur? Yününü kim eğirir? Kulunu kim eğitir? Hep ehil olan. Dünyayı cehil yıkar, ahireti ehil arar. Arayan bulur. Arayana el ver ki, seni de götürür. 10 ‘Yerden mi, YÜCE’den mi?’ deme, ALLAH’ımdan dile. O nasıl olsa seni görür, dilediğini verir. Olmuşsa olmuş, kul elini vermiş. ÇAKIR’a dedim, ‘Mürşidini bulmuş.’ dedim. Arayana el ver, seni de götürür. Elin kaldığı yerde, gözün de kalır. Aynayı görenle soran bir midir? ‘ALLAH’ım.’ diyenle, ‘ALLAH’ıma duacı ol.’ diyen bir midir? ALLAH’ım ağız vermiş, neden ben demeyim, sana havale edeyim, araya mesafe koyayım? Duacı olmak güzeldir yakınına, amma vekaleten değil. Yanlış değil, noksan. Arayı kapamaktır, samimiyetten uzak olmaktır. Konuk gelen, yolunu bilendir; ‘ALLAH’ım.’ diyen, sebep aramayandır. 11 Sudan alandan, yolu bilenden, ALLAH’ım RAZI olsun. Akan suya uydunuz, büyük suya vardınız. ‘Öyle mi?’ denmesin, şüpheye yer verilmesin. 12 Kul olanın hatası, YÜCE’nin AFFI’ndadır. Kul kula yük vermesin, ocağına taş koymasın. Ocak ne ile yanar? Ocaktan maksat; bacaya taş koyarsan, yuvada duman tüter. Kul onu temizler, ne var ki can sıkar. Yapan yaptığı ile kalır, gidişte o taş onun önüne gelir, yolunu kapar. Dünya yapısında, taş temizlenir; ahiret yolunun taşı asla. Dönüşü olan yol, zor gelmez; gidişi son olan yol, kolay bitmez. Gidiş dönüşte temizlenen yol rahatlık verir, gidişe kolaylar. Korkuyu siliniz. Kumun yolunu diler misin, ‘GÜL’üme varayım.’ der misin? Dileyen bulur, yolunu alır. 13 Ayyam, yumağın yumuşak niyetidir. Yumuşak niyet nedir? ALLAH’ıma niyaz edersin, ‘Her şey bildiğin gibi.’ dersin; ‘SEN’in verdiğin her şeyin güzeli, beni sevindirmese de; SEN’in verdiğin en uygunu, beni yerindirmese de.’ Gözle değil, NUR ile alalım, aldığımıza sahip olalım, yolumuza çizgi çekmeyelim, kuluna ‘Çizgide yürü.’ demeyelim. Ben benden başkasına bakarsam, kendi yolumu şaşırırım. Yol bilene takılırsam, zaten başkasına bakmama lüzum kalmaz. 14 Kaleyi yerden çeken, duvarı ördüren kimdir? Kaleye neden nöbetçi konur? Gelen tehlikeden korunmak için. Kalenin korunmasını kim yapar, askerleri kim yönetir? Her kaleye, kumandan gereklidir. Yüzlerce askere. Kalemizi kurduk, nöbetçiyi koyduk. Gönüllerimiz. 15 Kuşun eti, yenme ile bellidir; arı balı, yenme ile tatlıdır. Yemesen, ne kuşun lezzetini, ne balın tadını bilemezsin. MERKEZ’e gitmeseydin, çiçeğini dermeseydin, kabrine koymasaydın; yolumu, gözün kapalı bulmaya çalışacaktın. Misafirliğini bildi, gelişe-anılışa gönülden sevindi. Senin sevincin de, aynı kat oldu. Sevgiler katlandı, birbirine denk geldi. İşte o an, gözünde yolun açıldı ve sana ilk yolunu açtı. Gönül yolunun açılışı, dünya yolu ile bildirildi. AŞKI’na varmakla, ‘ALLAH’ım.’ demekle; zaten o müjdeye layık görüldün. Daha ne deyim? 16 Gümüş saçlı ile halleşeyim. Oyun değil, ALLAH’ımdan dileğine cevabıdır. Diyeceğimi verdim. O'na havale edilir. Her güç ALLAH’ımın EMRİ iledir. ALLAH’a ısmarladık. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH (Resim
verilir: HAMİDE HATUN ve emanet yavru)
|