16 Eylül 1971

MEVLÂNA’yım ben!

1 Hoştur sohbete giriş, CANAN için söyleyiş, ‘Aşığım.’ deyip O’na yalvarış. Dünyada cümle kullar mantığa koysun, kaide olsun barış.

2 Nazan olduğu günden, sözünü yerinde gör. Nazan, yumuşak olan; nazlandıran, YARATAN’dır. Nazan, nazlanmaya layık görülendir. Layık görülen kul. Onun sözü edilmez, hatası söylenmez, yaptığına hata denmez.

3 Yolumuz, yürümek için. Ağaç da bakılır, çiçeği de toplanır. Sahilde denize girmek için dolaşılır. Girmesen de havası yerini alır. Gönlünün deryayı dilediği, ‘Varayım.’ dediği yerdir. Dediğimi almak zor değil. Sohbet edilir, araya söz de düşürülür. ‘Sözü kesme, sohbeti bölme.’ dersin, onu derim sana, anlaşılması zor mu? Nazanı bilmedin mi, NAZLANDIRAN’ı görmedin mi? AŞK ile andık, sohbeti bulduk. AŞK’ını bağıranla, MEVLÂM’ı çağıran bir midir? Değil. AŞK’ını bağıran, coşandır; MEVLÂM’ı çağıran, derde düşendir. Dünyada varlık kalsın, kul maddeyi silebilsin. Kor olsun, ateş küllenmesin, kulun gönlü kollanmasın. Gönül ile ALLAH’ımın arasına giren olmasın. AMİN. Müjdeyi almaya layık görülmek, ALLAH’ımın SEVGİSİ’ni bilmektir. Baki olandan sakiyi sor ki, içkiyi alanı tanıyasın. Gündüzün ayırdığı, gece değildir. Gecenin kayırdığı, haksız değildir. Kim ki geceye aydın bakar, gece onu kayırır elbet. Ne gece seni ayırır, ne de gündüz kayırır. Kul geceyi güne, niyeti ile katıştırır. Olayı ‘ALLAH’ım münasip gördü, kulunun hayrına döndürdü.’ dersen, geceyi aydınlatmış olursun. Hatayı ancak, düzene girince görürsün. ‘Vah boş üzüntüm.’ dersin. Sonunu beklesen, üzüntüye yer vermesen; kazanan sen olursun. Hem maddede, hem manada kazanç.

4 Hususi olan yok, sohbetimiz cümle için. Her olan için, yol soran için. Yere dikersin, ‘Soğandır.’ dersin, acı da olduğunu bilirsin. Aşına tat versin diye, severek kullanırsın. Atsana. Pişince acısı geçer. Olaylar da öyle. Keserken gözüne dokunur, diline acılık verir. Pişince hem aşı lezzetli olur, hem acısı gider. Kayıt niye yapılır, deftere niye geçilir? Kul unutulmasın, dünyaya kaydını versin diye. Kaydını gönüllere yaptır ki; dünyaca anılasın, sevdiğin kadar sevilesin. Vazifesi kulun, düşürür gibi kalp kırmak değildir. ‘İstemeden oldu.’ dersen, yanılırsın. Bardağı dileyerek kırmazsın elbet. Ne var ki dikkat etmek, vazifen değil midir. Hasat zamanı ‘Yarına kalsın.’ denmez, günü gelince geçirilmez. Asılan listeye uymazsan, prensibi çiğnemiş olmaz mısın? Ona uymak buna uymak değil, çizilen programa uymaktır asıl olan. Saati niye kurarsın? Vaktini bilmek için. Vakit bilmek, yola uymak içindir. ‘Öğle.’ dersin, sofra kurarsın. Program olmasa, öğleyi-ikindiyi karıştırırsın. Olay budur. Niyetin kötüsü, vakit karıştırmaz ki. Ortada hata var ise, haklı aransın. Hatayı iki kişiye mal etmişsen, haklı arama. Hata arayan, önce kendini yargılasın. Dediğim yanlış anlaşılmasın, hata arayan kendini yargılasın. 

5 Sözü tatlıya bağlayalım, yer bulup şilte atana, suçluluğu yüklemeyelim. Unutma, eşinin yüküne ortak olursun. Her kulun eşine suç yükleyen, yumuşak yer arar. Yükü olanda, nereden bulur? Kurulmuş düzen bozulmasın, program çizilmiş ise ayrılmasın. ALLAH’a emanet olasınız. Yolumuzdan-yönümüzden ayrı düşmez, dediğin sorulmaz, çünkü yersizdir. Dünyada sevgini, dilediğince dile dökersin, dilediğini söylersin. ‘Neden dedin?’ denmez, hata aranmaz. ALLAH’a emanet olasınız.

6 Rüyanın açığını niyetine göre seç, hayır olanı yoluna ayır. Durma kötüye, varma katıya. ALLAH’ım cümleden RAZI olsun. Oymuş yolun yolcusu, buymuş verilen avcısı. GARİB’e derim. Ava giden avlanır denir, bilirsin.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH