25 Eylül 1971 

MEVLÂNA’yım ben!

1 Hoş gördüm. Hoş diyenle dinleyen bir olsun. Sözüm cümleyi eğitsin. Her yolun gidişi, gidişe uyuluşu olur. Sonbahar yaprak dökümü ise de, görene güzel gelir. Her ağaç bir olmaz, meyve veren ağaç kuldan uzak kalmaz. Horoz öttüğünü bilse, ‘Sesim kötüdür.’ dese, bir daha sesi gelmez. Yolun gidişi dönmez, kul kula köle olmaz. Öğrendiğin, suyun yoludur. Gideceğin karayoludur. ‘Dünyayı.’ demekle güzeli görsen, ‘Kötü.’ diyen güzeli bilmeyendir. Geldiğin gibi bulacak, dediğin gibi bilecek, ‘Uygundur.’ diyecek. Yer yerindir, gün gelenin, günü aydın bilenin. ‘Somun.’ diyen, ekmeği koltuğa koyan, dilediği masayı bulur. Huzur madde ile olsaydı, krallar dünyanın en huzurlu kulları olurdu. HAZRETİ OSMAN der ki: “Yemeği değil geçmeği düşün ki, geçen, yemeği de bulur. Kalanın yediği midesine oturur.”

2 Yolumuz HAK YOLU’dur, niyazımız bilinir. Her kula hak olan söylenir. Hak olanı alırısın, ALLAH’a sığınırsın. Olayın dönüşü olmaz, yola çıkan yorulmaz. Aslına dönülecek, hak olanı görülecek. Kul kulu kendine köle edemez. Gönül hoş olmayınca, önünde eğilemez. Kula semer vurulmaz.

3 Gönül ateşin büyük, gitmiş dünyadaki yük. Kendini demeden yürü, gelenleri de sürü. ‘SAHİB’im ALLAH’ım.’ deriz, selameti O'nda buluruz. Buz gibi gelen suyu, ısıtmadan içeriz. ‘Nerde?’ diye arama, gönlünü tara.

(Tebliğin bundan sonraki kısımları bulunamamıştır)