27 Eylül 1971
MEVLÂNA’yım ben!
1 Kuzularım oldunuz, kandilimizi bildiniz, ALLAH’ım ADINA geldiniz. Nerden
geldim bildiniz mi? (NASREDDİN
HOCA’nın yanından) Evet. ALLAH’ım ADINA hep bir olduk, balık yumurtası
misali. Gelenler ananlar, ALLAH AŞKI’mıza uyanlar, kandili gönüllerinde
duyanlar. Geldiğimiz yer, kum ile deryanın kucaklaştığı; kumda olanın, deryaya
dalayım diye AŞK’a düştüğü yerde. Yani ‘ALLAH.’ diye AŞK
ile ananlar ile kucaklaştık.
2 ALLAH’ımın nasibi çok boldur, nereden geleceği bilinmez. ALLAH’ım
ibadet etmeyene dahi sevap kapısı açar ki, ibadetin noksanını örter. İşte
ALLAH’ımın büyüklüğünün iki küçük ispatı. Almakla bitmez, vermekle
tükenmez, andığın senden uzak kalmaz. Kor olsa, ateş gönülde
küllenmez. Müsterih olasınız. Körük olandan ateşi sor. ALLAH’ım ateşini
yakmaz. Ateşin, senin malın. Ateşini yakan ULU’ndur, ULU’nu bulduran
yolundur, yolunu bulduran gönlündür, gönlünü yoluna bağlayan AŞK’ındır.
Hepsi zincir olur, aynı daire içinde döner durur. ALLAH’ım cümlenizden RAZI olsun.
AŞK gönülde, sohbet dilde olur. O yoldan gelen, uygun olmayana söz
düşürmez. ALLAH’ımın hoş gördüğüne, bize söz düşmez. ALLAH’ımın
kullarının ölçüleri hepsi bir olmaz. ALLAH’ım kuluna sevap kapısı açar, ne var
ki o kul o kapıdan geçerse. Rahip olan dört duvara giren, dünyayı gözünden
silen; ALLAH’ımın ULU kulları mıdır? Kumun olduğu yerde yağmur da
yağar, rüzgar da eser; kumu yerinden alır, başka yöne verir. Gittiği
yönde, kum lüzumsuz mudur? Elbet değil. ALLAH’ım verdiğini, elbet
sebep ile verir. Verilen, boşluğu doldurandır. Bir yerde olan
boşluk, başka yerde olan artışla dengelenir.
3 Güzellik AŞK’ına vesile
değil, AŞK’ın güzelliğe vesiledir. Güzel olduğu için
aşık olunmaz, aşık olduğu için güzel görülür. O demektir, her
şeyi güzel gösterir. ‘Çirkin midir?’ demeyin, elbet çok güzeldir. Ne var
ki, gözü örtülü, gönlü kapalı olan; nerede neyi görsün? Kumu verdim söz ile. Kum;
ALLAH’ıma götüren, cümleyi bir olduran yoldur. Dedim ya, kum ile derya bir
araya gelir. Deryayı özleyenler sahilinde bekler. Müstesna kullar, deryada gemi
kaptanı misali; dileyen kulları, deryaya dalmadan üzerinde dolaştırandır. (Bir CAN ekler GARİB misali)
Evet. Dediğiniz gibi. YUVA’da ocağımız yanar, kazanın en büyüğü
kaynar. Dileyen-dilemeyen, cümle kullar nasip alır. Tadını alıp ‘Tekrar.’
diyenler; sözün uzununa değil, özüne bakın.
4 ALLAH’ım, YOLU’nu arayana REHBER
gönderir. Gönderilen REHBER; ULU da olur, kulu da olur, kolu da olur GARİB
gibi. Okumak kuldan, yürümek ULU’dan, almak koldan. Dilediğini alasın, seçmek
sendedir. Vereceğinin seçimini ALLAH’ımdan dilersen, en güzelini verir. Kendini
aramaya koyarsan, önce kuldan alırsın. YUVAMIZ, cümlenizin sohbet yuvası. Mehtabı
seyretmezsin diye, ay gücenir gider mi? Olmasını dilediğin, ‘ALLAH’ım
duyursun.’ dediğin; elbet günü gelende duyurulur, nasibini ALLAH’ım tepsi
ile önüne getirir. Maviyi denize verdiği, kulunun gözüne hoş
gösterdiğidir. Denizin rengi var mı? Göğün rengi var mı? Demek olan
göze görünendir. Bal veren, arı mı, çiçek mi? ALLAH’ım çiçeğe, çiçek
arıya, arı kula. ‘Veremedim.’ diye üzüntü etmeyin; ALLAH’ımın, vermeyi zorluğa
vurmadığı bilinir. Cümleye esirgemediğin, bolluğa;
esirgediğin, darlığa getirir. Bardakla verdiğinin yerine, desti
ile gelir; ‘Eksilir.’ demezsen. Vergisi görgüsüne denk olan kul, dolgusunu
bulur. Günün yemeği kumun yoluna denk olsa; kul her gün sevdiğini
yerdi. Halbuki her günün yemeği ayrı olur, kula ayrı gıda verir. Günün sohbeti
de öyle oldu. Geçen günlerin özeti dile verildi, kundak misali bir ucu içe
kıvrıldı. Bohça misali demedim, bohçanın dört ucu bağlanır, hem de ne
olur? Sandığa konur. Kundak elde gezer, büyüdükçe kul meydana çıkar. Bir kundak
gelişende, elden yere inende, ele yenisi gelir. Kundaktaki bebek RUH
taşımaz mı? RUH’ta ölüm var mı? Öyle ise sohbetimize de ölüm yok. Sohbet; büyür-gelişir,
mana kazanır. Her konu kundaktır.
5 Hoşnut olduk sizlerden, İZİN geldi YÜCE’den. Sohbet
burada kalsın. Cümlemiz, aynı deryanın sahilindeyiz. ‘ALLAH’a ısmarladık.’
dedik cümlemiz. Cümlenizin gönül yolları, aynı deryada kavuşsun. AMİN.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH