28 Eylül 1971 

MEVLÂNA’yım ben!

1 Huzura el konduğunda, bedene mal edildiğinde; dünyanın güzelliği görülür. Damını açtığın yuvada, yukarıya bakarsın, örtmeye gayret edersin, neden? Gelenden yuvayı korumak için. Suyunu alanın, kuldan korkusu olmaz; gelen, kuldan bilinmez. Hatayı kulda görmediğin zaman, kötüden uzak kalmış olursun. Konumuz kul içindir, kulun yolu içindir. Geçene kapak koymak, her kulun vazifesi olmalı. Olmazsa dileğin, deme ‘Kötü kaderim.’ Olmadığını hayır bilirsen, huzuru bulmuş olursun. ALLAH’ım kulunu her zaman KORUR. Kulunun önüne bir düğüm verir, ‘Çözeyim.’ derken kendini unutur. Kul önünde düğümü gördü mü, ‘Kötü talih.’ der. Bilmez ki ona hayırdır.

2 Sulhun olduğu yerde, dünya cennet görünür. Harp olan yerde, cehennem yaşanır.

3 Huyundan mı yumuşak denilir, yolundan mı? Huy yumuşak olmasa, yol bulunmaz. ULULAR’ın yolu neden yumuşak olur, SAMANYOLU’na bağlanır? ULULAR, imtihanlarını da sualsiz verir de ondan. Hiçbir olaya ‘Neden?’ demezler, HİKMETİ’nden sual etmezler de ondan onlara sual kapısı açılmaz. 

4 Moru verdim, ‘Severim.’ dedim maviye kadar. Mor ile mavinin arasında bütün renkler var.

5 MEYDAN kuluna her verilenin, şükre vesile olması gereklidir bilinsin. HAYYAM der ki: “Şarabı; dünyayı unutana, kainata bakana kadar içeyim, kendimden geçeyim.” Dilediğiniz şarabı sunduğum vakıa değil midir? Her verilenin ALLAH’ımın EMRİ ile verildiği bilinmez mi? ‘ALLAH’ımdan her şey, kararı ile.’ denilmez mi? Kararı kadar veririz, her zaman bir yudum arttırırız. Her yaratılana, ALLAH’ım gücü kadar yük verir, kaldıramayacağı yükü vermez. Ne var ki, ALLAH’ımın verdiği yükün altında ezileyim, SEN’in için öldüğümü bileyim. SEN’in için ölmeye dünya gününden susadım, deryanın en derin yerine vardım, gine de yetersiz buldum. Şükür ki SANA vardım, varmayı dileyenlere yardımcı geldim. Cümle uymayanları döndür, AŞKI’na sardır. Sardır ki, huzurumuz daha büyük olsun, kıyamet gününde boynumuz bükülmesin. Demeyin, ‘Sen vardın ya, daha ne dilersin?’ Daha önce dedim; AŞK’ım kainatı sarar, boynu bükük kalanlarla AŞK’ım da kanatsız kalır. AŞK’ım O'nunla beraber, yarattıklarına da. Ben ki, kainatın içinde nokta dahi olmadan bu sevgiye ermişim, YARATAN’ım hangi yarattığına kıysın?

6 Seherde duyduğum kuş sesini, gün batışında duymadım. Aynı kuş, aynı sesi vermedi. Günü ‘Selam.’ diye açar. Akşam ötüşüne, soluk rengine bakar, ‘Aydın güne hazır olun.’ der. Ne gecenin karası çirkindir, ne kulun kocası. Elbet çirkin değil, görmesini bilene, kulun tarihini okuyana. Çünkü her kul, dünyada bir tarih kaydeder, gelen kula örnek verir, yol seçme hakkını tanır. Ne var ki her kul, bünyesine göre alır.

7 Suyu geçmeye köprü kurduk, her dileyene el verdik, ‘Gelin, geçelim.’ Geçmeye izin alınır, meclisimizden nasip alan kulun şüphesi silinir.

8 Huzurun olduğu yerde, geçmiş silinir.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH