29 Eylül 1971
MEVLÂNA’yım ben!
1 Hususi olan her olay, merbutiyete bağlanır. Aynaya güler yüz ile
bakılır. Dünyayı ne silersin, ne geçersin, ne de ‘Dayanılmaz.’ dersin. Her olayın
geçişine, günü geçmiş gazete gibi bakarsın. Meyveyi dikenin, gününü
geçirenin. Her meyve, mevsiminde adı anılır.
2 Suyun aktığı yere kul toplanır. Yumağına düğüm gerekmez,
çünkü kul dolanmaya bırakmaz. ‘ALLAH’ım ADINA.’ der, her olayı ALLAH’ım ADI’yla
çözer. Elbet günün konusu düğümlenmez. Düğüm kopmaz. Gerçeği düşünelim.
Ne gitmeyi düşünür, ne kalmaktan korkar, ne aç kalır.
3 Muzaffer olmak için, kendine değil
ALLAH’ına güvenmen şarttır. Yenik düşsen bile, hak olana uyman
şarttır. Madem ki yeniksin, galip olana uyacaksın, dediğine ‘EYVALLAH.’
diyeceksin.
4 Gözünü MEYDAN yerine açmak, her kulun gücü değildir. Gözünü
MEYDAN yerinde açmak, ALLAH’ın LÜTFU’dur.
5 Denize açılan, ‘Karşı tarafa geçeyim.’ diyendir. Yol bulursan,
nasip alırsan, gönülden geçmeyi dilersen.
6 Ocağı yakan, ‘Aş pişireyim, beden ısıtayım.’ der, el değdirirse
yanar. ALLAH’ım kararını aşan kuluna, zararını gösterir. Her olayı tatlıya
bağla ki, tadını alasın, güne aydın çıkasın.
7 Serdar niye güçlüdür. Esastan çıkmayalım. Mana o kadar açık ki. ‘Dar.’,
‘Gelen sergi.’ demektir. Sergiden maksat, sebze-meyve sergisi değil,
kahramanlık sergisi. Serdar, birçok kahramanların sergisini kuran, onlara
baş olan.
8 Yanlışlık yapmanıza izin verilmez ki, kulun sevgisine terazi
vurulmaz ki. ‘Katıksız ekmek yer misin?’ dersen, ‘Suyu da katık ederim.’ derim.
Gelenin, kimliği değil dostluğu gereklidir kula. Her kul için
söylenir. Dostluk; dünya ile ölçüsü olamayan, bir kelime ile içine dünyayı
alamayan bir bağdır.
9 Ayvayı yerken çok çiğnersin, midene oturmasın diye. Sütü içersin,
mideni tedavi etsin diye. Ne çiğnemek, ne mideyi yormak gerekmez. Ayvayı çiğnemek,
senin dostluğun; sütü içebilmek, karşılıklı dostluktur. Ne sen ona
emek verirsin, ne o sana.
10 ‘Ya nasip.’ dersen, denize olta
atarsan; geleni küçümseme.
11 Morun yeşile söz edişidir, cümle renklerin dünyayı
süsleyişidir. Maviyi NUMAN’a danıştım, “Renklerin başucu.” dedi;
cümle renkleri etrafa serdi, yeşil rengi çatıya gerdi, yıldızlara renk
kattı. Müsait günde onu da veririz.
12 Asmaya yaprak veren, üzümü erdiren, sabrını ölçendir. Elbet yerinde olur,
kalanın yerine kum, çukur gelir. Kumun verdiği, kulun açtığıdır. Yol açarsan
yol olur, çukur açarsan su gelir. ALLAH’ım her olayı kulu için oldurur, hayır
kapısını açtırır.
13 ALLAH’ımın YAZISI, dönük olmayan kulunu korur.
14 ‘Uygundur.’ dersen, ‘Uygundur.’ derim. Uymaktır asıl olan. Yoksa ‘Olur.’
denilen, zaten senin çok önce yazılan kaderindir.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH
merbutiyet:
bağlılık