29 Eylül 1971
MEVLÂNA’yım ben!
1 Huzurun elinde oldukça, dumana rüzgar eser. ALLAH’ım rüzgar verir,
dumanı götürür. Suyun akışı, kulun bakışına göre değişir. Her
akıla uyan, olayın bağlantısı değildir. Kaide bozulmaz, müzakere
edilmez, ‘Öyle mi olsa, böyle mi olsa?’ diye. ALLAH’ımdan bekleyen yanılmaz. Maniyi
yoldan bilme, olayı halden bilme. Olanın görüntüsü şaşırtmasın. Müsaade
olunan söylenir, haber ancak GARİB’ten gelir. Sende olan; günün olayı,
yürüyüşün dolayıdır. MEYDAN yolunu bulanın, olayları
değerlendirdiği bilinir.
2 Sohbetin, yumağa yumuşak yol verdiğini bildin, ölçüsünü
verdin. Üzerinde durma. Sözünü, kendinden başkasına verme. Başın
döndü ise, ALLAH’ına sığın. Olamayan görülmez, dünya kulca çözülmez,
halbuki bilmece de değil. Kazan kaynasın, hayrın gezinsin, varsın biraz
etrafa taşsın. Aşmayı dilediğin zaman, unutma ki mani
aşılır. Yeter ki dileyesin, gönülden isteyesin. Kahreden, dünyayı duman
arkasından görendir. Aynayı yüzüne çeviren, her olayı uygun diyendir. Masayı bilenle,
örtüyü koyan birdir. Masanın örtüsünü seren, gelene ‘Buyurun.’ diyendir. Sonun
ölçüsünü almak, denize örtü yapsam demeye benzer. Ayvayı yemek için,
sağlam diş ile sağlam mideyi gerektirir. Meşenin büyüklüğü,
toprağının sertliğindendir. Sert toprakta, kuvvetli kök salar. Kuvvetli
kök, kuvvetli gövdeyi besler. Sertlik dedim; çözülsün, yaşantıya
uydurulmasın. Çınar büyüktür amma, meşe gibi sert değildir. Çınarın
yaşantısı, genişliğe gittiğindendir. Kökünü, alabildiğine
geniş toprağa yayar. Sert toprakta, sert kök atar. Aldığın
aşın, çeşidi yoktur. AŞK’ını aldığından değil,
gördüğünden bil. ‘Aşın kıt ise, ALLAH’ımı sevmez misin?’ diyebilen,
ALLAH’ımın HAZİNESİ’nden nasip alandır.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH