5 Ekim 1971 - Berat Kandili

MEVLÂNA’yım ben!

1 Cümleye kutlu olsun, ömürleri mutlu geçsin. Gelişimiz geç değil, deyişimiz güç değil. Cümlemiz geldik, cümlenize duacı olduk. Geç kalışımız, dualara yer verişimizdendir. Cümlemiz, cümleniz için duacı olduk, cümlemiz ‘AMİN.’ dedik, sizler de ‘AMİN.’ deyin. Ellerimiz açılsın, önce ‘Cümleye AMİN.’ denilsin. ‘AMİN.’ dediğimiz, ne dünya fakiri, ne kulun hakiridir. ‘AMİN’ dediğimiz, ALLAH’ıma dönük olan, O’ndan öksüz kalanlardır. Kuldan öksüz kalmışsan, dert mi? ‘ALLAH’ım var.’ dersin, dayanırsın. ALLAH’ımdan öksüz kalan, kime dayansın? Elbet, onlar için duacı olacağız.

2 ALLAH’ım, döneni affetsin, AMİN. ALLAH’ım, unutana akıl versin, AMİN. Allah’ım dünyayı ters görene fikir versin, AMİN. Olmasını dilediğin dünya hali ise, onu da versin. Yediğimiz lokmanın şükrünü unutturmasın, unutturacak gaileye düşürmesin, AMİN. Mübarek gecede el açtık, sebebini halk ettin ALLAH’ım, SANA şükürler olsun. Cümle açamayanlara sebep halk etsin, AMİN. Cümlemiz geldik, duacı olduk, cümlesinden selamlar getirdik. Gelmiş-geçmiş-göçmüş cümle kullarına dualar okunsun, AMİN. AMİN.

3 Selam ile geldik, hepimiz bir olduk. YUVA’nın havası, cümlenin nefesi bir oldu, olgunluğa bir adım daha atıldı. Alabilene, gönlüne bir yudum AŞK katabilene, ‘Geç.’ demeden güçlüğü yenebilenle, YARDIM ALLAH’ımdan. Kulunu sebep halk eder. Ne mutlu O’nun LÜTFU’na erenler, sebebinden vazife alanlar. Kaide bozulmaz, kulun çekişine sebep sorulmaz, sebepsiz kuş uçmaz, kuru yaprak dökülmez. ALLAH’ım kullarına sebep günleri açmış, ayları günleri seçmiş. Her kul vazifesini yapsa; ne fakir, ne acılı. Senin öbürünü sevmen, üstünlüğün değil, kulluğundur. ALLAH’ım bunca SEVGİSİ’nden, SEVGİLİSİ’nden ne alır? Demek ki O’na verebileceğimiz, yalnız sevgimiz var. Onu esirgediğin an, kulluğun mu kalır? ‘Kulunuz.’ diyelim, ALLAH’ım SANA dönelim; elimizi açalım, şahitsiz SENİ bulalım. Sevgimizi vermeye, ne kefil ister, ne şahit. ALLAH’ına olan sevgiyi açıkça söylemek, şahitle söylemek; açığa vurmaktır elbet. Kefil, yeminle anlatmaktır. Sunduğumu alanlardan, ALLAH’ım RAZI olsun. Defteri dürülende, sevabı ağır gelsin. AMİN. Mahzun kalan ULULARI’nı da ALLAH’ım sevindirsin. Her kulun ULU’su olur, o ULU ALLAH’ımın İZNİ ile, kuluna yardımcı gelir. Eğer ki ULU’nun yardımcı olduğu kul hata etmiş ise, ULU’su mahzun olur, ‘Faydalı olamadım.’ der, üzülür. Eğer ULU’nuzdan yardım gördüğünüzden şüpheniz var ise, tövbekar olunuz, ALLAH’ımdan ULU’nuzun yardımını dileyiniz. Daha önce dedim, gelenler ALLAH’ımın İZNİ ile gelir, hata eden kuldan izin kaldırılır. Elbet ULU’nuz mahzun olur. ALLAH’ım izinleri kaldırmasın, sizleri ve bizleri mahzun koymasın. 

4 Almak-vermek bir olsa, her kulu PİR olsa; dünyaya gelişe ne hacet? Yanılma yok, yolumuz yolunuza hizmet, vermesin ALLAH’ım hezimet. Defterimiz yazıla, günü gelende dürüle, her gelen sevdiği ile sarıla. Kulu şahit etme, dileğini gönülden dile. ALLAH’ım AFFETSİN, dileklerimiz gönüllerden olsun. Sevgi, sergiye konmaz, cümle kula gösterilmez. Sen sev, sevebildikçe, gönülcüğün alabildikçe, kainatı sarabildikçe. Ağıza düşen AŞK, çiğnenen sakıza benzer; sana güzel gelir, dinleyeni bıktırır. Sözün tatlısı, kulun atlısına benzer; tatlı söz, atlı misali götürür, acı söz, yaya bırakır. Pişman olursan güzel, ne var ki aynı hataya düştün mü, attan düşmüşe benzersin. Attan düştü isen, kula çatma, ‘Ürküttün.’ deme, hatayı kendinde ara. Sözümüz altın misalidir, kul masalı değil. Kulun defterinde ağır basacak sevaplardır dediklerimiz. Yemini ağıza aldın mı, bil ki kuluna ALLAH’ını kefil gösterirsin. Elbet suyumuz tükenecek gibi değil, ne var ki verilen suyu alacak bünye gereklidir.

(Resim verilir: HÜSAMEDDİN)

5 MESNEVİ’yi yazan.

6 ALLAH’ımın VARLIĞI, darlığa misal alınsa; bunca kulu kim nasiplendirdi, hangi kuvvet ile yaşamayı başarırdı? Eğer bir YARATAN olmasa, sevgi ALLAH’ımı yaratsa idi; kainatta kurulan bu düzen görülmezdi, boş kalan yer doldurulmazdı, her boş kalan yerde çöküntü olur idi. Boşluğu dolduran kuvvet nerede? Adaletin tecellisi kimden gelir? Her kul bir düzende doğar, aynı düzende göçerdi. Halbuki ALLAH’ımın VARLIĞI’nın tek ispatı; her yaratılanın elbet mukadderatının ayrı-ayrı oluşu, değiştirmeye çalışanın hataya düşüşü, hataya düşenin cezasını alışıdır. ALLAH’ımdan canı gönülden dilediğin zaman, mucizesine erişindir.

7 Sakın yanılmayın, ‘Öyle mi, böyle mi?’ diye kuldan sormayın. O’na vardım, VARLIĞI’nı gördüm, sizlere O’ndan geldim. GARİB’in yazışı, ne sendendir, ne benden, ALLAH’ımdandır. Gecenin sohbeti, ALLAH’ımı yaratmadı, ALLAH’ım gecenin sohbetini yarattı. Buz üstünde kayanlara benzersiniz. Cümlemiz bildik, O’na sığındık, ‘Biz de buz üstünde kayalım.’ dedik, ‘Dünyayı öyle de görelim.’ dedik. Zahire değil gönüle bakarız, gönül ile gönülü yakarız. Gecemizi yerinde bildik, sevabını saydık. ‘Defterimiz dürülende, sevabı ağır gelsin.’ dedik.

8 Sohbetin kötüsü olmaz. Pay, dünya malındadır, ahiret sözünde değil. Mümin olan bilir, her kul çiğ gelir, pişer, döner. Manayı onlara, defterini HAK SÖZÜ ile dürenlere, elbette gecenin müjdesi olur. Kâinat, bu gece için döner. Gecenin adına baksanıza; KADİR. ALLAH’ımın İHSANI’ndan, cümle yarattıklarının nasiplendiği gecedir. ALLAH’ım öyle YÜCE ki; terazin bir geldi mi, sevabını kaydeder. ‘Sevabım çok olsun.’ dersen; gönülden sevmeyi dene, gönül kırmaktan kaçın, yolunu gönül kırıntısı ile kapama.

9 (Sevaplar ne işe yarayacak?) Kulun varışına yardımcı olur, yüceltir. Sorunuz gecenin sorusu olsun, kaide bozulmasın. Daha önce dedim, dualar çeşitli olur; göçenlere duacı olursun, hataların için af dilersin. Affını defterinden silinsin diye duacı olursan, kendini aldatmış olursun. Canı gönülden af dilersen, tekrarından sakınırsan; elbet affa uğrar. ALLAH’ımın en büyük VASFI’dır, AFFEDİCİLİĞİ. Sözümüz ile değil, ÖZ’ümüz ile yörüngeye alırız. Gönülleri AŞK ile ölçmek yersizdir, ne harcanmamış genç gönüller vardır. Yaprağın verdiği, taze ile bayatı ayırdığı var mıdır? Yaprak ağacın ciğeridir. Kusuru demedim. Ağacımıza yaprak olan her yaprak, aynı feyzi, kâinatta aynı sevgiyi görür. Yerince verilir, her kulu sevilir, sevmesini bilmese de. Sevmese demedim. Sevmeyi bilendeniz, dileyene verendeniz. Elimde olsa aranıza bedenle girerdim. Daha önce dedim, ÖZ ile geldim, alan da ÖZ ile alsın. Önce biliş, sonra görüş. Sevgi mevcut. ‘Olacağı söyle.’ dersen, ALLAH’ımın İZNİ’ndedir. Kul cevap alırsa mı ALLAH’ımı bilecek, gelişime inanacak? İnanımız beraberdir. Gelende uyduğu görülür, olacağın sebebi sorulur; olacağın kapısı açılırsa, ayak koymana hacet yok. Gelene dedim. ‘Kaderin cilvesi.’ deme. ‘Kaderim zorlu işlenir, günden günü koparır.’ diyen, zorluğu kaderde değil, şüphede arasın. Kulun elinde olsa, yorgunluk derim. Dediğin zahmet, ALLAH’ımdan RAHMET’tir. Konuğumuzun gönül kapısı açık, beden kapısı kapalı. Gönül yapısını ALLAH’ımın NURU ile sakınmış, harcamamış. Beden kapısına söz vermemiş, gönlündekini ağıza vermemiş. Dünya haline bakılmasın, ham söz edilmesin. Konuğumuz için. Umduğunu yolunda bulsun, HAZRETİ ALİ’den kuvvet alsın, benden değil. Duanız verilir: ‘ALLAH’ım, günah işlemekten SANA sığınırım. SEN beni her türlü günahtan uzak tut, gönül kırmaktan alıkoy, AMİN.’

10 Bu gece, dünya kulunun af dileme gecesidir. Göçenin duası değil, göçenin defteri. SAHİB’imiz olan ALLAH’ım, YARATTIĞIN bedenimi SANA havale ettim. Bedenim ile CAN’ımı SANA havale ettim. Her türlü şerden CAN’ımı, her türlü terden bedenimi koru. Ter nerede olur? Bedene yük verende. Cümlemizin, gelmiş-geçmiş günahlarımız af olunsun. Yolunu bilenle-bilmeyen beraber olsun, bilen bilmeyene göstersin. Gelenle-gelmeyen, elbet bir olmaz, güçlük, ‘ALLAH’ım AF EDER.’ demekle giderilmez. Geçmişi değil, geleceği düşünmeli. Geçtiğin yolun köprüsü yıkılsa, düşünür müsün? Geleni de düşün. Her kul kendi köprüsünden geçer, elbet gelenin yıkılması güçtür. İyilik dilersen, duacı olursun; şüpheye düşersen, YM olmaz.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH