24 Ekim 1971

MEVLÂNA’yım ben!

1 Huzuru, gönülde bulduk, ‘Ne mutlu kuluna.’ dedik. ‘Konuk olsun, sana gelsin, HOCA NASİRETTİN.’ dedik. Kumunu eleyen, her kulu beleyendir. Kul var mıdır bilmedik? Kul var mıdır sevmedik? SAHİB’im ALLAH’ımdır, sahibi olduğum sultanımdır. Aymayı bildin, geleni sordun. NASİRETTİN, gelişine; yamalı fistan, soğanı katık edenle gelmez. Gelişi, olmayı dilediği gibidir. Mümin olan bilir. NASİRETTİN der ki: “Sen fakir, ben fakir, sonra görürler hakir. Sen ol ki zengin, ben zaten fakir. Sen beni tamamla, ben seni; ikimiz olalım bir beden. Gelen, bildiğin gibi DEDE’n.” 

2 Gününüz aydın olsun, yavrular eli bulsun. ‘Yavrular ele alınır.’ denir. Elbet ağaç ta, fidan iken dik tutulur ki eğilmesin. Her olay, başından tutulursa doğruyu bulur. Acemi atı dahi başından tutarsın, öyle götürürsün. Yolunu bilen atın, başını tutmak gerekli değildir. ALLAH’ıma havale edilen olay, en doğru yolu bulur. Oymalı mendili hazır alamazsın, alsan da kendin işlediğin gibi sevemezsin. Eline mendil aldın, ‘Oya işleyim.’ dedin. İşleyeceksin elbet. İşledikçe seveceksin, tiryakisi olacaksın. Daha önce dedim, huzur sana gelmez; sen huzuru bulursun, gönüle koyarsın.

3 Nar ağacı nar verir, her dalına dar gelir. Dal eğilir ele gelir, kul narı ele alır. Kabuğu acı gelse de, ishale panzehirdir. Panzehir dedim, kabuğunu verdim. Kaynatılır. Narın verdiği, kabuğundan aldığıdır. Yavruya meyvesini verirsiniz. Kaynatmaya üşenirsen, narını kabuğu ile yersin. Tabii bütününü değil. Ağzını burduğu kadar, midene girdiği kadar. Uygun olan, doğru denen, HAK YOLU’nu bilen.

4 Yorgunluğu nasıl giderirsin? Oynak yerlerine limon sürerek. Onu da deyim; zihin yorgunluğunda, bol yoğurt ye. Narın tatlı suyunu iç, mide ağrısına karşı. Ne kadar kuvvetli sıkarsan, o kadar iyi gelir; öyle olanda, yavruya da verilir. Söz yetsin, sohbet kalsın, verilen hazım olsun. Gidişe yol verdim, ‘ALLAH’a ısmarladık.’ dedim.

5 (a’nın ULU’su?) YUNUS EMRE’dir. Mecliste olmayandan sorulmasın. Yerle mi gelsin, sözle mi gitsin. ULU’nun verişi, siparişe girmesin. Dedin ki, ‘Daha önce verdin.’ Soranların, kiminin aklında, kiminin değil. Ne sen öyle bir sipariş al kendine yük vur, ne de unutanı suçlandır. Benim vermeyişim, senin içindir. Yolunu bilen kulu içindir. Mürşit, öğreticidir. Onun için, kimseden yük alma. De ki; ‘Sergi kurulur, dileyen gelir, dilediğini alır.’

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH