31 Ekim 1971

MEVLÂNA’yım ben!

1 Yol aldık gönül ile, su verdik pınar ile. ‘Yunulan.’ dedik, aldık. Yumağını gönlünce saranı, ‘Dünya?’ diye soranı ayırdık. GARİB’in korunması için. ‘Konuşarak koruyamaz mısın?’ derseniz, mümkün idi elbet. Ne var ki, kul dilinin, yol ehlinin gerçeğini bulmak gerek. ‘Dilinin zehrine panzehir olsun.’ dedim, izni kaldırdım. Yoldan gelene, yolcu misali cevabını verdik, ‘Selametle yolunu alsın.’ dedik. Üzüntü edene, ULU’sunu verdik. Noktayı koyduk, dönüşü bekledik. Gidişin dönüşüne, gönüllerin uyuşuna sevindik. Gönüller kırılmasın, olaya nokta konulmasın. ‘Yol münasip.’ diyenin yoluna taş konulmasın.

2 Hataya uyma ki, hataya düşmeyesin. Çeşmede akan su çamurlu ise, ne çeşmede ne suda arama hatayı. Bekleme gelsin düzeltsin, suyunu temizlesin. Sen temizleyiver ki, her içeni sevindirsin. Uyma, duyma, geriye dönme. Geride ne kaldı? Gönül kırıklığı. Gelirsin görürüsün diye GARİB’e dedim. Yaprak alıp yola düşen GARİB’im. Gönlünde akan suların kıyısında, ne ağaçlar ne yapraklar var bilir misiniz? ALLAH’ımın VERGİSİ’nden haberdar mısın? Geldin gördün, duacı oldun. Ne var ki aldığını; görgüden değil, gönlünden aldın. Sergide AŞK’ımız, meydanda meşkimiz, meyhanede şarabımız oldukça; gönüller çok buluşur, asmalar çok yeşerir. Kul şaşarsa, bağ diye ovaya yürürse; alacağı tahıldır. ‘Tahıl yersiz mi?’ dersen; ‘Biri dünyayı, biri ahireti besler.’ derim. Dünya nasibi, nasıl olsa ALLAH’ımdandır. Ben AŞK’ımı ararım, O'nun için yanarım; bir lokma için değil, şarap için dönerim. Gelişten amaç, görüş AŞK’ı tazeledi. Cümlesi sevindiler, ‘Gönülden anıldık.’ dediler, duacı oldular.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH