|
4 Kasım 1971 MEVLÂNA’yım ben! 1 Gönül yolunu arayan, olaya nokta koyandır. Daha önce dedim, hatayı onda da bulsan, görmekte hataya düşmeyesin. ‘O doğruyu görmezse?’ deme, her kul kendi imtihanını verir. Gelişin, imtihanını verişindir. Mahzur; gönülü bozandadır, gönülü YAZAN’da değil. ALLAH’ımın YOLU’nda, ULU’sunun kolunda olan, tasalanmasın. ALLAH’ım hiç bir kulun ULU’sunu mahzun etmesin. ALLAH’ım her kulunu imtihan eder. Almayı bilen, gönlüne uyan, kaldığı yerden devam eder. ‘Dünya zorlu.’ diyene sözüm, ‘Zor.’ diyen kul. Dünyayı kendine mal edersen zor. Gemiye bindiniz, deryaya vardınız, ‘MEVLÂNA.’ dediniz, limana girdiniz. Güçlük; gemiye değil, güçlükten korkana zarar verir. Gemiye bindin, ALLAH’ıma sığındın; güçlüğü düşünmene ne hacet. ASİYE SULTAN der ki: “ Yolum ile yolunda, kulu erdi elimde. Name verdi, niyet etti, saymaya gönül kattı. Sayısını alamadan, ‘Derya.’ deyip dalmadan; ‘ASİYE SULTAN’ desin, yolumuzu bağlasın.” 2 Yer mi güzel, yen mi güzel? ‘Olaya uyan güzel.’ derim. Gökten gelen,
yıldız mıdır ay mıdır; geceyi süsleyen, NUR mudur? Güneşin verdiğini,
aydan geldiğini unutma. Açayım. Güneşin NUR olduğunu bilinir, NUR’undan
ayı aydınlattığı görülür. Yıldızlar da Güneş’ten alır, kulunun gecesini
süsler. Kulun gecesi nedir bilir misin? (Bir CAN ekler: Gafleti.) Hayır, uyanıkken görmediği.
Verileni bilmediği, gafletidir. Senin gördüğün malum, çünkü
şükürden bile bir an uzak kalmazsın. Olayları bağlarsın, ‘AŞK’ım.’
dersin ağlarsın, tasayı bal ile dürersin, GÜL’üne gönül koyarsın. Elbet dileğin
olur, gün gelir görmeyi dilediğin seni bulur. ‘Ayran olsun içeyim,
ateşi söndüreyim.’ diyen; ayranı kırbası ile içse, ne kanar, ne söner. Gönül
ateşlendi mi, yanar-yanar. Gayretin gönülde, hasretin bedende. Hayreti kaldır.
Selamı diledi, araya niye kul koydu? Gönülden MEVLÂNA uzak mı kaldı? Ben selamı
kuldan değil, onun gönlünden aldım. Geceden bildim, ‘YUVA’ya.’ dedim, çağırdım.
YUVA, ne bizim ne sizin, ALLAH’ımın. Gelenden-alandan, ALLAH’ım RAZI olsun AŞK’ımı
duyandan. Yangının önemi, bedene zarar vermemesinde. Her yangın zarar verir;
yanlız ALLAH’ımın AŞK yangını, güller yeşertir. 3 Tesbih diledin, sayısını sordun. Meyden aldığını, neyden durduğunu
gördüm, sohbeti teşbihe bağladım. Her gün doksandokuz ‘LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH’ doksandokuz SALAVAT-I
ŞERIFE oku. Aşını-başını tatlı bil, ALLAH’ıma emanet olursun. Eşin
de her gün tesbihi eline alsın, ‘YA ALLAH.’ desin, doksan dokuzu bulsun,
alacağına uysun. Sabahın ibadetini yerinde bilsin. Selam cümlenize. 4 Gölüller açıldı, gelenler seçildi. ‘DEDE’m.’ denildi, geziye yer verildi.
Gönüle, ALLAH’ımın AŞKI dolduruldu. Olay kula değil idi. Dedim ya,
her kulu imtihan verir. ALLAH’ıma emanet olunuz. Gelene söz verelim, sohbeti
burada bırakalım. Misafir gelecek, geceyi bilecek. ALLAH’a ısmarladık.
|