7 Kasım 1971

MEVLÂNA’yım ben!

1 Hoş olan, kuluna huzur verendir. Huzur aldığın yer, bağ da olur dağ da. Gönlünü huzur ile besleyen, yolunu çiçek ile süsleyendir. Geçtiğim yola değil gideceğim yola bakarım. Gömülü olanla değil, adını gönüle yazanla bir olunuz.

2 GANİ der ki: “Rızk ile AŞK’ı karıştırmayalım. Rızk almadığına gönül yatırmaz. AŞK vermediğine gönül katılmaz. Yerden aldığın, ele verdiğin O'ndandır. Seferde olanın seheri beklemesi tabii olaydandır. Ne var ki, bulut gelmezse. Söz verelim, duman almakta yolun gidişine çırpınmakta olana. Dost acı dese de, kuluna GÜL’ü bildirir. Arıyı ele alsan verimini görsen, elbet denilene uyarsın. Kaçanı kovalar iğnesini gösterir. Ne var ki, O'ndan olan kuluna, balını da verir. Kaçma ki, iğnesine muhatap olmayasın. Dostlukta kızmak yoktur. Dost sadece sever, dedi ise sevgisini ispat eder. Hatana ‘Adam sende.’ diyenden uzak kaç. Gülün neden dikeni vardır? Hoyrat eller yolmasın diye. ALLAH’ım cümleden RAZI olsun.”

3 Dost olduk, post serdik, ‘GARİB’ dedik, gönüle uyduk. Her gelenin halinde, her kulunun amelinde, tuzumuz olsun dedik. ALLAH’ım cümleden RAZI olsun. Gönlümüz ne hoş oldu bilir misiniz? Gelenlerin niyetine, kulunu ayırmadım. Yanılınmasın, ‘Benim kabulüm uzaktır.’ denilmesin. Çağırılanın geldiği bilinsin. HAZRETİ OMAR der ki: “Kulun terazisi olan, ALLAH’ımın AŞKI’na düşendir. ‘YM’ diyelim. Kulun terazisi nedir? Ölçüye vurmak değil elbet; kula kulu buldurmak, hatasını bildirmek. Almayacak kula, sohbet nasip olmaz.”

4 Güçlük, kolayı bulmaktır. Her yönünü aramadan, kolay bulunmaz.
Gözün verdiği değil, vardığı yer kadardır görülen. Olgunluğu bulmak için yolunda yürümek gerek, yorumunu yapmak gerek. Elbet biz ağacı dikeriz, kökünü sularız; bakımı, kuldandır.

5 ALLAH’ımın ADINI AŞK’ında arama, AŞK’ın zaten ALLAH’ımdır. Sevmeyi bilmek, VERDİĞİ’ni görmekledir. Görmek, AŞK değildir. Önce göreceksin, seveceksin, gördüğünü sileceksin; AŞK odur. ALLAH’ıma emanet olunuz.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH