9 Kasım 1971

MEVLÂNA’yım ben!

1 Hoş gördüm, sahile vuran dalga misali aranıza geldim. Geldim, sizlerle bir oldum, gönüllerde kor olum. Selam cümlenize.

2 Yudum-yudum alanın, yudumu tatlı gelenin; ‘Bir yudum daha.’ diyeceği, malumumuzdur. Cümlenizin adına, göğün yerle birleştiği, cümlenin kucaklaştığı günün gelişine duacıyım.

3 ‘Yaprak, mevsim sonu dökülür.’ dersem yersiz olmaz. Yokluk, varlığı içine almaz, duvar harçsız örülmez, yıkılacak duvarın altından geçilmez, kaidenin dışına çıkılmaz.

4 Altın tabakta da, bakır sahanda da yesen, aşın tadı değişmez. Ne var ki, altın tabakta yiyene, dünya övüntüsü verir. Gerçeği görmek, kulun elindedir. Olayın dışına çıkmaya çalışırsan; dendiği gibi olsun, olduğu yerde kalsın.

5 Sabahın geleceğine inandık, örtü koymaya ne hacet. Güçlük, kolayı bulmaktadır; kolayı bulmak, kulun mantığını çalıştırmasına bağlıdır.

6 Yamayı dilersen, ekini ara; ‘Döneyim.’ dersen, yönünü ara; ‘Doğruyu?’ dersen, gönlünü tara. Orada bulacağın, en güzelidir. ‘Kulluğum SENİ bilmektir.’ dersin, O'na beden ile olmasa bile gönlünden bağlanırsın, VERDİĞİ ile yetinirsin. ‘Yumuşak yerde olsun.’ dersen, sahilini ararsın. Akan suya bak, ne görürsün? Gideceği yeri bildiğini. ‘RAHMETİ bol olsun.’ dersen, zahmetine katlandın mı?

7 Çemberin uçları açık olursa, yönleri de ayrı olur. İki ucu ayırmayın ki, yönünüz bir olsun. Ayrı fikir, çemberin uçlarını ayırır. Fikirlerinizi bir araya toplayın ki, iki ayrı uç olmasın. Aynayı verdik, sözde kalsın dedik. Aydın olasınız...

(Bu tebliğin bundan sonraki kısmı bulunamamıştır.)