|
12 Kasım 1971 MEVLÂNA’yım ben! 1 ALLAH’ım cümlenizden RAZI olsun. Geldik gördük, ‘Şükür.’ dedik,
dualarımızda hep beraber olduk. 2 Sedef kakma yerini bulur, oğul yolunu hayır ile alır. Sepet saz
ile örülür, yol söz ile alınır. Kul niyet kurar, niyaz eder; hayır olanı bulur,
YUYAN’ın sözü ile. ‘YUVA’daki sohbeti olsun.’ dedik, YUNUS’uma söz verdik: 3 “Oğula diyeceğim, yolunu vereceğim. Çizme çektik, dağı
geçtik; düze vardık, yemeni aldık. Bağa girdik, üzümünü toplayacağız.
Ayağımız seninle, niyetin benimle olsun. Yapının bedeni olsun, yolunda
gideni olsun. Kafes elde, kuş yolda. Niyetini, soranın olsun. ‘Nedir?’ dersen;
kafes kulun ameli, kuş emeli. Niyetini kim verir? Sadece ALLAH’ım. Verileni
bildirdim. ‘Şükür ALLAH’ım.’ dendi, sözünü dahi gönüle bağladı. Serçeyi
küçük gören; yaptığına baksın, güvenini ölçü alsın. ‘Neye geldin, nereye vardın?’
denmesin. Olacakta sebep aranmasın.” 4 MEVLÂNA’yım. Daha önce dedim, limanın yakın
olduğunu bildirdim. Yaprağı rüzgâra bırakırsan, gidişe söz etme.
Kalıp yapmak, mantık ölçüsü ile değil. Ne var ki, kalıbı yerine oturtmak,
mantığa hizmeti düşürür. Gününü bağladın, gelen günü bekledin. Beklediğine
uy, geleni duy. 5 YUNUS’um der ki: “ ‘Yuvam.’ dedim, günümü yuvada aş
niyetine açtım, yollara düştüm. Ne gelenin darlığına, ne olanın
zorluğuna gönül koymadım. Unutulmasın. Ne aşsız kaldım, ne de güçsüz.
Her gün gücüme güç eklendi, dilenen gün beklendi. YUNUS EMRE, günde dahi
anıldı. Yolun yolumdur, ALLAH’ımın LÜTFU’dur.” 6 Geleni mahzun etme. YUNUS’umu çok sevinçli görürüm. Sevinci seni de sarsın. ‘Yorgan kısa.’ deme, güvenini kula yöneltme. VEREN ALLAH’ım, GÖREN ALLAH’ım. Kul ister görsün, isten baksın. Her kul kendi gücünü kendi duvarına döksün. ‘YA ALLAH.’ diyelim, yolu açalım, niyeti geçelim. Niyetin en güzelini, YUNUS’um görür. Aymayı bilenleyim, yolumu alanlayım, niyeti verenleyim. Gemiyi sahile getirdik, limana demir attık. Niyaz ile niyetimizi, ALLAH’ımdan dileyelim. Açık olan rüyası ile oğula verildi, söze ne hacet. Gizli mana yok, rüya açık. Dünya ve ahiretin aydın olacağı gösterildi. Göçmüş ile dünyayı bilmişin arasında NUR’unu görmüşsün. Göçmüş, türbede olan; dünyayı bilmiş, GARİB. YUNUS’umun yeri. Yolunu yol edelim. Dileğini, kendi gücüne bağla, ALLAH’ımın VERDİĞİ’ni göreceksin. Aynayı, yüzüne aydın yönden bak ki, gölge düşmesin. Günde ‘Gam.’ desen bile, geleceğin aydın olduğu bilinsin. ALLAH’ım cümleden RAZI olsun. 7 Sazı, sepeti örmek için alırız, kula vermek için değil. Güdülen koyun olsun, verdiğin sana gelsin. Yanımızda olana derim. Elma alan dörde bölen, her kulun hakkını yerine verendir. ‘Yerine verdiğin sana gelsin.’ dedim, duacı oldum. 8 Niyetin açıklığı, niyazın oluşuna delildir. Tarlaya giren, ‘Sahipsiz.’ diyen yanılır, sadece maddeye sarılır. Manayı düşünse, sahipsiz olmadığını bilir. Senin malına ‘Sahipsiz.’ diye oturulanda, ‘Hakkım gider.’ denmesin. Unutulmasın, ALLAH’ım gidenin yerini doldurur. Bilinmez rüzgar ne yönden eser; ordan alır, burayı örter. 9 Geceyi, yıldızların görüntüsüne sebep diye sevelim. Bunu bildikte bir adım öteye atmış olursun. Her makama, adım-adım gidilir. Her zaman derim; alan, bilir. Yemeniyi giydiğinden beri, bağın verimini beklersin. Bekleyen alır, sergiye verir; şarabı olur, dileyene sunar. Günler sebepleri doğurur. Çalışanın emeği, çok yiyenin göbeğine benzer. Akan suyun durduğu görülmez. Sahili bulan, fırtınadan korku almaz. Gözünü sakınan, kendine güvenini bildirendir. Çöpten sakındın, ya sivilce olursa ne yaparsın? Onun için, sakınmayla temkini ayıralım. ALLAH’a emanet olasınız. ALLAH’a ısmarladık.
|