14 Kasım 1971

MEVLÂNA’yım ben! 

1 Olumun verdiğini, yumağı ile harcayandan söz edilir. ‘Yolunu görmedin mi?’ dersiniz, her olay bizden verilmez, imtihanın kapısı olur. Her zaman derim, mantık, kulun.

2 Kaderden söz edildikte, ‘Nasıl olsa, yazısı böyle.’ denir. Doğum, ölüm, evlenme değişmez. Ne var ki, aradaki olaylar, her an değişmeye muktedirdir. Kulun seçtiği eş, olur gibi gönünse de; eş, yazılandır. Aradaki olaylar, kulun gönül yapısına eşittir. ‘Nasıl?’ derseniz; kulun aleyhine söylenen söz, edilen iftira, gelir senin en can noktanı bulur. Yazılı olan eşe, en yakının hakaret ile varır, etraftan türlü söz gelir; senin amelin seni bulmuş olur. Amelin iyi ise, olaylar da iyiye bağlanır. Değişen kader, odur. Kuluna iyi davranırsan, iyi olayla karşılaşırsın. İki rahmetten biri odur. Ortada olan olay, tefsire yol açmaz. Senin hatan olsa idi, gidip kulun kapısını çalmazdın. Hata; oradaki kulundan kaçar, gönlünü olaylara kapar. Hata ordadır ki; oğlu bildiği gibi değil, dediği gibi göstermek ister. Ona daha önce dedim. ‘Oğul gemide fırtınaya tutuldu, duacı ol. Fırtına dursun, sahile varsın, kula söz düşürmesin.’

3 HAZRETİ ADEM der ki: “Merama değil kerama düştü. Keramet. Meramı bulmadan, keram olmaz.” Ona ancak verildi, ‘Verilen derilsin.’ dendi, ortaya kondu. İmtihanı, en güzel ortamda olmalı idi. Uymayan kullarla, yolu dönüklerle karşılamış olsaydı; ‘Hata cemiyette.’ denirdi, kulu kul affederdi. Cemiyetin sohbetin, en güzelini buldu; o yoldan imtihanı kaybetti, ALLAH’ımın EMRİ ile HAZRETİ ADEM elini çekti. Kaygunuz olmasın, ona deneceği ben verdim size.

4 Güzellik; yumağın aldığını bilmeden, yolunu bulmada. YUNUS’umun erdiğine denk. Gülün, güzellik görün; olaya ‘Kötü tesadüf.’ demeyin. Seni sana bildiren her olay, ne hayırlı olaydır. ‘Aymayı bilsin, ‘Yoluma.’ desin, gününe kapak örtsün.’ deyin.

5 KUR’AN beddua vermez, kulunu eritmez. KUR’AN’ı o yönden düşünenin akıbeti görüldü, ele delil verildi. Üzüntüye ne hacet? Oğulun anasının dediğini söylerim. Aslında onun kapısı kapanmadı, o kendi kapadı. ALLAH’ım, kulunun kapısını niye kapasın? Gücünü güç yolda olana harca ki değerlensin. ALLAH’ımın dediği olur, kul ettiğini bulur, iyiyi bulan affedilir.

6 Yamalı giyenin yamasına söz eden, yamayı da bulamaz. ALLAH’ım affetsin. Aynayı eline alan, gülerek yüzüne baksın; yerini dünyada alsın, gönüle ahiret için ölçü koysun. Ne var ki her kul, kendi gönlünü ölçsün. ‘Nasıl olur?’ derseniz; olaylara uymakla, uymadığına kulağını örtmekle, göremeyeceğine gözünü kapamakla.

7 ‘Yolumu buldu isem, gönül yolumdan.’ dersin. Ancak haceti olanda yolunuzu bulur, gelenin yolu sohbet ile açılır. Sohbetimize itibar edilir, hacetine değil. İşte ölçüyü buradan vurabilirsin. Ne var ki yalnız kendine. ‘ALLAH’ım.’ dediğin anda; O'na uydun, selamet yolu buldun. Üzüntü etme, olaya göz atma. Kapak örtülsün, güne dönülsün. ALLAH’ıma emanet olasınız, olayı cümleniz bal ile bağlayasınız. 

8 Söze söz düşürene, ‘Doğruyu derim.’ diyene. Dediği doğru, ne var ki denmesi gerekli olandan uzak. Cemaat kurulsun, sözün örtüsü örtülsün. Gönlünü yoklasın; unutmayı değil, görmemeyi-duymamayı denesin. Günü gelir cemaatımız toplanır. Üzüntüye yer yok. ALLAH’ım cümlenizden RAZI olsun.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH

hacet: Tanrı'dan yerine getirilmesi beklenen dilek. ihtiyaç.