|
28 Kasım 1971 MEVLÂNA’yım ben! 1 Gidenle yazıya verilen, sohbetin özüdür. Verileni dedim, Çelebi’ye söyledim. Gönülden aldığı gibi yürüsün. Dünya kaygusu ALLAH’ımı unutturmasın; unuttuğun, dünya gailesi olsun. Çünkü sen dünyayı deremezsin, amma dünya seni dürer. 2 Yoğurt yediğin, mideni dinlendirdiğindir; süt içtiğin, duvarını sıvadığındır; muhallebi, mide yollarına hizmettir. Hepsinden yemeli, bedeni dinlendirmeli. Amelin, bedenle ruhunu da dinlendirmek olsun. Dayandığın dumansız duvar olsun ki, bedenine sıvanmasın. 3 Aydın olan her kul, aydın yolu açar; aydın olan kul, karanlıktan kaçar. Aymayı bilen, karanlığa girmez. Girmez, çünkü olaylara şüphe ile bakmaz ve RUH’unu karartmaz. Yorgunluk bedenedir, bedensiz var olana değil. Bedenden kurtulan, sanmayın örtülür. Duamız, toprak altına girene değil, bedensiz aramızda dolaşana olsun. 4 Oymayı aldığın günden işler durursun, danıştığın gibi gözler durursun; YUVA’ya gelenle, gezer durursun. Gölgeyi, yorgunluğu dinlendirir diye seçersin, günün geçsin diye değil. Her gidilen yolun yorgunluğu olur elbet. ‘Gün geçsin, ağaç gölgesini yalnız bana versin.’ demezsin. Gördüğün, aldığın yolun neticesidir. 5 Doğusunu bildiğin, -Doğuş değil, doğu- ‘KABE’ye
yakın.’ dediğin alındı. Götüren, olacaktan haber veren, KABE’de yolunu
bekleyen, HAZRETİ ALİ. Ona, yolunu değil elini verdi. Onu tatmak.
Nasibi olan, ağızda tadı eksik olmasın diye yolunu O'na bağlar. Kapın
ALLAH’ıma açık, bağlamaya hacet yok. Sorgunun yolunu sergiye vermek, ağızdan
geleni ele almaya benzer. Elde dilendiği şekle konur. Sayısı ne sende
ne bende, VEREN YÜCE’de. 6 Gönül sohbete susar, sohbet geceyi açar, karanlığı örter. ‘Alacağım.’ dersen, sohbet sanma çok verir; ‘Gün geçireyim.’ dersen, boş geçer. Bağlantı, ALLAH’ıma olsun; sohbet, karanlığı örtsün. 7 Saray diledin, ‘Yaptırayım.’ dedin. Sarayın, taşını toprağını tanzimdir. Onu ancak düzene kul koyar. Malzemeyi, kuldan bekleme. 8 AŞK yolunu veririm, sizleri yetiştiririm. Görmeye değil, varmaya layık oldun mu? Nasıl olsa görürsün. CEMALİ’ni görmek, LÜTFU’na layık olmaktır. LÜTFU’nu dile, O'na layık olmaya çalış ki, varanda göresin. Yolunu sükunet ile yürü. ‘Yerden toprağı alayım, ayağımı hızlı tutayım.’ deme. Adım-adım yürü ki, sağlam basasın. Sorulan, koşuya çıkmaya benzer. Her koşuya çıkan varamaz, zorlamadır. ALLAH’ıma zor yapılmaz, zamansız görgü dilenmez. Senin verdiğin kadar, sana da verilir. Senin verdiğin nedir? Senin olan AŞK’ındır. 9 LOKMAN der ki: “Yolumu alanla elimi bilen, gönüle huzuru koydu.” ALLAH’ıma emanet olunuz. ALLAH’a ısmarladık.
|