30 Kasım 1971

MEVLÂNA’yım ben!

1 Huzurumuzun, yolumuzdan olduğu bilinsin; gönülden, dumanın kalan izi silinsin; danışılan elden hal edinsin, o gün yolun çizilsin. Duman dağıldı, güneş göründü.

2 Oymayı ele aldık, askıya suyu koyduk, kuluna ikram ettik. ALLAH’ım cümlenizden RAZI olsun. Suyu askıya neden koyarsın? Dileyene vermek için. Tepsiyi sofraya sakladım. Askıyı da kalabalıkta verirsin, ne var ki ayak üstü olanına. Aşığın suyu, nerde olsa dökülmez, avucuna bile alsa. Her kulun sevgisi gönlünde olsun, AŞK’ın ALLAH’ımı buldursun, aymayı bilsin.

3 Alanın azı çoğu değil, doldurduğu yerdir mühim olan. Bazen çok büyük çukura gelir, dibinde kalır. Az küçük çukura gelir, artanı elde kalır. ALLAH’ım, kulunun kanaatine göre çukurunu da verir.

4 YÜCE’nin YÜCELİĞİ, kulunun gönlüne dolsun. Kul bilirse, bildiğine sevinsin. Olmayana gönül koymasın, kalan için üzüntü etmesin; ‘Az.’ diye derde düşmesin, olanla kanaat etsin. ‘ALLAH’ım.’ desin, ‘SEN’den gelen nasibimdir, verdiğin alnımın terinedir.’ Dolduracak çukur olmaz, elde kalan öyle olmaz. ‘Mayalanmış hamur misali büyüyeceğine inandım, SANA şükürler ettim, olanla yetindim.’ ALLAH elbet verir. Ne var ki, oradan ne cevap beklenir? Dağa bağırırsan, cevabını alırsın; kendi sesini.

5 Adalet, kulun maddi hakkını korur; asalet, şanını. Mümin kul da, imanını korur. İmandan nasibi olmayan; önce asaletini, sonra adaletini kaybeder. Korumak, eline verilmez ki. İmanını kaybeden; önce ahiretini, sonrada dünyasını kaybeder. Ne var ki, dünya kaybı kulun hayrınadır. Dünyanın boşluğu, kendisine gösterilir, ‘Dönse.’ diye beklenir. Ne mutlu aymayı bilene, dünyadan dönene.

ALLAH’ıma emanet olunuz.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH