|
6 Ocak 1972 MEVLÂNA’yım ben! 1 Hoş gördüm, gördüğüme sevindim. Gönül yolumuz açık. Kuşun uçtuğu yerde, dala konduğu yerde, ne ararsın? Uçan kuşun niyeti, dalda yuvayı kurmak, yuvada huzura varmak. Huzur sana gelmez; sen huzuru ele alır, elinde bulursun. 2 Duanın vergisi değil, verilenin duası edilir. Sana dedim. Duasını yaptığın, ‘Olsun ALLAH’ım.’ dediğini derim. ‘Anam.’ dersin, duanı gönderirsin. ‘Alacak mı?’ diye şüpheye düşersin. Ağızdan değil, gönülden geçirdiğin an; seninle olduğunu unutma. Bağlantı gönülle olur, dille değil. 3 Konumuz günün sözüne bağlansın, suyun akışına uyulsun. ‘Oldu- olmadı.’ denmesin, kayguya düşülmesin. Elbet yavrular için. Başka kaygun var mı günde? Sandığı açan, temiz çamaşıra el uzatır. Kirli çamaşır, düşünülmez dahi. Günün konusu da, kapalı sandık misali. Şüphe edilmesin; açılacak, mis kokulu çamaşır ele alınacak. Esmerini değil, beyazını seçersin. Yabandan söz edenin, çobana kaval verene benzediği görülür. Çobana ne verilir? Elbet kaval. Sen seçersin elbet. Kavalı çalanın, yolunu alan kimdir? Kuzuları. Düşünceye dalmadan, üzüntüye vermeden; ALLAH’ıma havale edesin, en güzelini o zaman görürsün. Çünkü sen ne desen, ne kadar gayret etsen; olacağı değiştirmeye gücün yetmez. Gidilecek yere, sadece niyet kur; ölçü verme, tayin etme. Saatini-mekanını ALLAH’ım tayin eder. Tayin ettiği saatte, ancak gidilebilir. İster uçak ile, ister kağnı ile git; saati değişmez. 4 Aynayı ele almadan, yüzüne tebessüm ver ki; baktığında güzel göresin. ‘Yapamadın, gününü seçemedin.’ deme. Nasibi kul değil, ALLAH’ım hazırlar. Kuşunu misal verdim, derede kuğu gördüm. Neden? Gölde mi olur? Gölden dereye inmez mi? Neden inmesin, indiği gibi dönmesin? Olacağın güzelliğine hazırla kendini. Yaprak yeşil ile güzeldir, sararınca gazeldir. Yeşil rengi sevmeyi dene. ‘Sarı sevilmez mi?’ dersen; elbet sevilir, ne var ki olgunluğun sembolüdür, yeşil tazeye. Güzel ya. Solunum. Yaprağı solmadan rengini değiştirmez, ‘Olgun çağdasın.’ denmez. Sağlık size, varlık bize. 5 Gidene ayna ver; yolun paklığını görsün, kaygusunu silsin. Oğula derim. Onu daha önce verdim, evet. Soğanın pişmemişi acı gelirse de, aşa katılanda tat verir, acılığı gider. Sabır, HAK YOLU’nun anahtarıdır. Soğan acı ise de, vergisi çoktur. Yalnız aşa tat değil, soğanın değeri beslenmede büyüktür. Koruyucu. Yumuşak yolun aynasıdır. Bünyeyi korur, gelecek hastalıklara karşı. ‘Hepsine mi?’ denir, elbet hepsine değil. 6 Yuyanından istediğin duanın. Anında yanında olduğumu bilirsin; olanın benden değil, ALLAH’ımdan olduğuna inanırsın. Olmayana gönül takmak niye? Olmayan da ALLAH’ımdan değil mi? Olmayışı da senin hayrınadır. Her olmayan, günün aydınına açılan kapıdır. Olayın madde ile ayrıntısı yapılır. Kulun hayrına olan kapı açılır. Koruduğum ALLAH’ımın EMRİ iledir. O’na niyaz eden kuluna, ALLAH’ım koruyucu gönderir. Şüphen olmasın. 7 Dumansız gönlünde, fermansız kul buldum. Somun eline verilende, ‘Yolunu yürü.’ denilende; gideceği ilk yer deryadır. Oğul. 8 ULU’sunu soranın, ‘Yolumu verse.’
diyenin; sorusunu aldım. GANİ HAZRETLERİ’dir. Danıştığım yerden
geldim, niyazını ele verdim. “EYVALLAH.” dendi. GANi’den aldığım söz, cümlenize
çaldığım saz misali; sepetini alan gelsin, güğümüne su dilesin. ‘YA ALLAH.’
diyelim. Elden diledin, gönülden çok gün evvel istedin. ‘Veririm.’ demiştim.
ALLAH’ım da seni öpsün. Öpene dedim. Ben öpene dedim. Sen de öp, seni de bulsun.
ALLAH’ım cümlenizden RAZI olsun. 9 ALLAH’a ısmarladık. Her zaman yanınızdayım. Neden ‘EYVALLAH.’ dersiniz? 10 Sarı olgunluğun
işaretidir dedim, anacığının olgunluğunu verdim. ALLAH’a ısmarladık. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH 11 ALLAH’ım iyi olanlara iyilik versin, kötü olanları ıslah etsin. Amin.
|