15 Ocak 1972

MEVLANA’yım ben!

1 ‘Hasret kaldık.’ desem yersiz, gelen görüşümden habersiz. Beraberlik, su ile buhar örneğini. Mümin olanın aynası, sudur. İmanı olan, zerrede O’nu bulandır; AŞKI’na düşen, VEREN’i bilendir. Dayanmasaydın O’na, güler miydin dünyaya? 

2 HAZRETİ GANİ’yi yoldan diledik, gönülle söyleş dedik. “Suyun varışına, kulun barışına, davacıyım.” dedi.

3 YUNUS’um söz dileyip geldi: “Saray yaptırdım gülden, balığı aşırdım gölden. Suyunu deryaya akıttım, balığı nehire sarkıttım. Elbet ‘Gölde ne alsın, kime ne versin.’ dedim. Kova ile aldım, nehire saldım, ‘Yolun deryadır.’ dedim. ‘Şah olan gelsin, ÖZ’ümü bilsin, verişe uysun, dünyaya doysun, gönüle AŞK’ını koysun.’ derim, şaha baş kaldırırım. Şah dediğin, özgür kişi. Kendince elbet. Dananın aradığı, elbet öküz değil; yuvanın aradığı, elbet eşek değil. Arayanı bulduk, gönülden sevindik.”

4 KAYGUSUZ’a ‘ABDAL.’ diyene, kayguya düşene ‘Hantal.’ desek yeridir. Öküzün kötülüğünü gördün mü ki, kötü kelime diyesin. Gölde balık arayan, gönlünü taş ile tarayandır. ‘Dünya dar.’ diyene, ‘Gönlünü evrene bohça diye sar.’ derim. Sarmaya kudretim yok dersen, sarmayı öğren. Sorun yoldan olsun, halden değil. Aymayı bilenlere, sözümüz sonsuz. ‘Han olsun girelim, yolu yarıda keselim.’ demeyin. Kelebekte CAN, karda kan aramayız. Kelebeğin yeri, dünyanın süsüdür; karın yeri, dünyanın örtüsüdür. Ne birinin canı, ne öbürünün kanı bize gerekmez. Aradığımız ne CAN’dır ne kan; varlığımız O’ndan, O’nun verdiği RUH’tan. ‘Elimi versem, evreni önüne sersem; AŞK ile yandığını, yalnız O’nu andığını görsem.’ dedim, duacı oldum.

5 Hamalı olduğumuz yükleri, şükür ALLAH’ım attık. GÜL’ümüz Adı ile, AŞKIN’ı tattık. YUVA’nın adına gelenin, neşesini YAHYA PEYGAMBER’e ilettik. “ Gamlı olmasın, nefes daraltmasın.” dedi, nefesini iade etti. Her nefes, ALLAH’ımı ananın sayısını kendine maleder. Teybin bantı örneğini. Ağız ile değil, gönülde geçen nefesin andaki anışı; 333 ALLAH ADI ile bağlanır. Yazımız ölçü ile verilir. 333; yanan, kavrulanın nefesindedir. Nefesinin anışı artsın. Unutulmasın her adım, sayıyı arttırır. 

6 Meyden gelen, ney ile gitti; elden yeri buldu, yerden dağıldı. Ne ele geldi, ne sepeti buldu. Dünyanın olan, dünyada kalır; AŞK’ın senin ile gelir, nefesin AŞK’ının ölçüsünü verir. Boş söze gönül konmasın, boş dünyada gönüller kırılmasın. Almaya, verenin hevesi olur. Vermeyi bilirsen, almaktan kuşkun olmasın. Her olan YÜCE’dendir. Değişmeyi dilese de; elde yelde bulamaz, kaide bozulmaz. ‘Olmuyor.’ denen, dünyayı saran her olay; olmaması gerektiği için olmaz, kulun hatasından değil.

7 Ne bekledik ne gördük, düğüm diye ne çözdük, elde olan ne bulduk. Gün geçende, kul göçende; arkasında gönül kırığı bırakmasın. Olayı büyütmesin; olay, olacaktır. Ne var ki söze söz katılmazsa, olduğu yerde kalacaktır. ‘Ben dereyim, sana vereyim.’ dersen; karşında olanı, elini bağlamış ah diye ağlamış bulursun. Senden-benden denilmez, yük karşıya atılmaz. ‘Beraber dürelim, günü aydın görelim.’ denir, el ele verilir, ömür öyle sürülür. Unutmayın, her kulun nefesi anda gider, ölçüsünü alır. ‘Ah.’ diye gidenin davası, anda görülür, HAZRETİ ÖMER’e havale edilir. ‘Sen- ben.’ demeyin, dünyayı karartmayın. Aydın olan dünyanın, nefesi uzun olur. Aydan aldık ışığı, sahana çaldık kaşığı, nefesten sorduk aşığı. Güğümde el izi olmasın, yumuşak kulunu üzmesin. Aldığın kuvvet nereden? Parlayan yıldız kimden? Yıldız, gönül bekçisi. O’ndan uzak olmazsın, gönlün mahzun kalmazsın

8 (İçki için sorana) Konulandan öteyi buldun mu, meyde ALLAH’ımı gördün mü? ‘Yeter.’ dediğin yerde kal, ‘Yeter.’ demeyi bil. Öteyi konu etme, unutuncaya dek içme. ‘Dedem.’ dedin, nasihat diledin. Sözümü AŞK yoluna verdim. Derdini kumlara sat. Onlar HAK’tan gelenin, hak karşılayıcısıdırlar.

9 Soyluyu dünya seçer, sargıyı YÜCE.

(bu tebliğin sonu henüz bulunamadı.)