19 Ocak 1972
MEVLÂNA’yım ben!
1 Özellik olmasına değil, gönüllerin dolmasına, ALLAH diye
yanmasına talip olduk. CAN’ımız CANAN’ımıza, yolumuz yolunuza. Dünyanın sözüne,
kulun çözüne, kaygu verenin, danışmanı olanın, kendi derdinden, arı
kalanındır. Senin derdine düşenin, kendi derdini ALLAH’ıma havale edendir.
2 Hayretiniz niye olsun, niye dünya kaygu dolsun? Senden olanın ayrısı,
ALLAH’ımdan gelenin gayrısı yok. Yoluna gitmeyen, AŞK’ına düşmeyen; hiç
değil ise gönül kırmasın, kulluğundan olmasın. Dönmeyi dileyen, darıdan
ümit bekleyen; kuşlara yem vermiş oldu, gene de dönüşü bilmiş oldu. Sahrada ne
ararsın, konudan ne çıkarsın derlerse de; sahrada yanarım, yolsuz ile dönerim. Dönmekten
amaç, yolsuza yolunu buldururum. Dönmesini bilmeyene, dönmesini ‘Dene.’ dersen;
durduğu zaman, hangi yöne baktığını unutur. Yolun doğrusuna
geldiğini öğrenince, duacı olur. Döndürdün, kandırdın; ne var ki doğruyu
buldurdun.
3 Nehirin akışına değil, varışına gönül koyalım. Sohbetimiz
uzun olsun, deryamız dolgun kalsın. Gam edilmesin, ‘Dünya bozulur.’ denilmesin.
Karıncayı gördün mü, derdine ortak oldun mu? Elbet olamazsın. Amma ALLAH’ım;
karıncanın dahi derdinin dericisidir, nasibini görücüsüdür. “Gönülü
eğledik, bohçayı beledik.” diyen TABDUK’a, ‘YUNUS’umu eğittin, gayretine
yer ettin. Kazancın senin mi, onun mu?’ dedik. Ne dedi, bilir misiniz? “ Ben,
benden; YUNUS, YUNUS’tan kazandı. Ne var ki YUNUS’u bilenler, ‘ALLAH’ım.’
diyenler de kazandı. YUNUS’u, YUNUS diye gönderen ALLAH’ım; kulunu düşündü,
rehberini gönderdi. YUNUS’uma sorsan, kim kazandı desen; “AŞK’ım.” der. Kazan
örneği kaynadı, cümle dileyenlere dağıldı. Ne kazan boşaldı, ne
gelen eksildi. ‘Yerinde mi olsun, gidenden mi gelsin.’ diyene de ki; ‘Yerinde
alsın, gidende bulsun, dünya olduğu gibi kalsın, gönüllerde güller açsın.”
4 Aşmadan varılmaz, taşmadan dürülmez, dolmadan derilmez, görmeden
bilinmez, bilmeden sevilmez. Görünce seveceksin, sevmesen bile, sevmeyi
öğreneceksin. ‘Sevmek nasıl öğrenilir?’ demek için; gülün rengine
baktın mı, kedinin kulağını çektin mi? Kulağını çekersen, tırnağına
muhatap olursun. Gene de seversen, sevincin büyük olsun. Yumuşak yolumuza,
yonca koyalım; gidip gelene, yudum verelim. ‘Sessiz dünyadan, söz dileriz.’
dersiniz. Sessiz denen dünyanın, seslerinden alsanız; dünyadan geçersiniz. Ne
renksizdir, ne sessiz, ne de şekilsiz. Gölgesinde olduğunu bilseniz.
5 Kömür ateş olunca, güzelliğini bulur. Odundan ne alınır, kömürden
ne verilir? Ateş; hem bedeni, hem gönlü ısıtır. Soğuk olmazsa, sıcağa
dönülmez; isyan olmazsa, AFFI’na sığınılmaz. Çirkini görmezsen. Güzeli
bulan çirkini siler, çünkü güzelliğini arar. Güzelde güzeli görmek, her
kulun; çirkinde güzeli bulmak, hak kulun.
6 Nefesler ölçülür, HAZRETİ YAHYA’ya iletilir. Her kulun AŞK
ölçüsü,nefesi ile verilir. Her kulun nefesinde, ALLAH’ını
andığı kadar ölçü bulunur. Ne var ki, dil ile değil, gönül ile
anış. HAZRETİ YAHYA: “ALLAH’ımı her ananın, anmayana duacı olmasını
dilerim.” der.
7 Gün dendi, ay dendi, yılın hayrına selam verildi. Olsun yıllar, gelsin
günler, gülsün yüzler. Yumak sararken, dünya ile ahret aydın olsun, ağacın
köküne su yürüsün.
ALLAH’ıma emanet olunuz.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH